Yazılar

GERİLLA PAZARLAMA ÜZERİNE – 1

Bu yazı dizisi ile birlikte “Gerilla Pazarlama” üzerine yapılmış bazı çalışmalara göz atacağız. Artık görülüyor ki marka ve bireylerin çok daha fazla yaratıcı olmaları gerekiyor.

Şimdi aşağıdaki çalışmalara bakınca basit ve benimde aklıma gelirdi diyebilirsiniz. Ama önemli olan bu fikirlerin (uygulanmış ve başarılı sonuçlar elde etmişlerdir) doğru zamanda doğru marka için ortaya çıkması ve uygulanmasıdır.

ÇIKIŞI MI ARADINIZ..:)

Axe

SAĞLIKLI YAŞAM AMA NE KADAR DİKKATİNİZİ ÇEKİYOR..!

GYM

ÜRÜNÜNÜZÜN GÜVENİRLİĞİNİ VE SAĞLAMLIĞINI NASIL KANITLAYABİLİRSİNİZ?

3M

Günümüz dünyasında artık aynı sektörde pek çok marka faaliyet gösteriyor. Bunlar içerisinden farklılığınızı ortaya koymak ve anlatmak ise ciddi bir sıkıntı.

Hem markaların hem de bu konuda danışmanlık hizmeti veren firmaların cesaretli ve yeniliğe açık olması gerekiyor.

“Farklı sonuçlara ulaşmak için farklı bakmalı ve düşünmelisiniz.”

#SosyalMedya #GerillaPazarlama #ViralPazarlama#Yaratıcılık

 

KURUMSAL BLOG SAHİBİ OLMAK YADA OLMAMAK..!

Kurumsal Blog, bir markanın kendini en iyi ve doğru anlatabileceği mecraların başında geliyor. Kurumsal Blog’un oluşturulmaya başlamasından önce ise kesinlikle kurum kültürünün ve rekabetçi üstünlüklerinin belirlenmiş olması lazım. Hemen akabinde de hedef kitlenin belirlenmesi ve bu yolda yapılacakların planlanması gerekir.

Kurumsal Blog, klasik anlamda algılanan yazı yazmak ve yayınlamak olarak düşünülmemelidir. Bir kurumsal blog içerisinde; yazılar, çeşitli etkinlikler, medya ile ilgili duyurular, sosyal sorumluluk projeleri ve benzeri daha pek çok şey son derece güzel bir şekilde kurgulanarak yayınlanabilir.

Daha önceki bazı yazılarımızda konuya değindik ama burada tekrarlamakta fayda var: Kurumsal Blog oluşturulması esnasında tasarım önemli bir yere sahip olmakla beraber, asıl önemli olan kullanıcı için değer oluşturan kaliteli içeriklerin oluşturulmasıdır esas. Elbette, bunun sürdürülebilir olması, güncel ve özgün içeriklerden meydana gelmesi bir kurumsal bloğun can damarıdır.

“Bugün pek çok işletme, artık Kurumsal Blogları temel içsel kaynak olarak pazarlamanın ön safhalarında değerlendirmektedir.”

Kurumsal bloglar, diğer sosyal medya mecraları ile entegre çalışacak şekilde planlanmalıdır. Sadece bilgi vermek amacı ile tasarlanmış bloglar, ziyaretçiler tarafından ilgi çekmediği gibi sıkıcı bulunur. Hatta, tepki bile alabilirsiniz. Gelen yorumlar değerlendirilmeli ve cevap verilmelidir. Ziyaretçilerden öneriler alınmalıdır. Kısacası, kurumsal bloğunuza gelen ziyaretçi kendine değer verildiğini ve önemsendiği net olarak hissetmelidir.

Aşağıda HUBSPOT tarafından hazırlanmış olan kurumsal blog ve önemine ait 2 tablo göreceksiniz.

Tablo-1:

Dikkatli inceleyecek olursanız eğer, yapılan araştırmaya göre kullanıcıların % 25’i kurumsal blog kullanımını kritik derecede önemli görüyor. Toplamında incelediğimizde ise % 81 kullanıcı kurumsal blogların önemli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

 KD1

 Tablo-2:

Aşağıdaki oranlar ile Sosyal Medya mecraları arasında bir sıralama yapıldığında ise kurumsal blogların en önde olduğu görülüyor. Devamın da ise LinkedIn ve Facebook olarak bir sıralama devam ediyor.  Her uygulama için grafiğinin üzerinde kullanıcılardan oluşan önem/güven yüzdelerini görebilirsiniz.

KD2

Önemli Noktalar:

Kurumsal BLOG, önemli bir SEO aracıdır

Her bir blog, farklı bir içerik demektir. Her içerik ise çeşit çeşit etiket imkanı anlamına geliyor. Dolayısı ile ortaya çıkan etiketlerin arama motorları üzerinde yapılandırılması ile markanızın daha fazla bulunabilir olması demektir.

Sektör liderliğine oynamak

Sektörünüz ile ilgili önemli bilgilerin paylaşılması, son haber ve etkinliklerin yayınlanarak bunlar hakkında düşüncelerinizin paylaşılması, değerli analizlerin hazırlanarak hem iş ortaklarınız hem de müşteri kitleniz ile paylaşılması, markanızın ne kadar güncel, bilgili ve paylaşımcı olduğu hakkında çok önemli fikirler verir ve sizlerin sektör içindeki konumunuzu daha yukarı seviyelere çıkarır. 

Şeffaflık

Özgün, zengin ve samimi paylaşımlarınız, hedef kitlenize çok daha fazla güven aşılar. Size daha çok inanır ve sadık birer müşteriniz haline gelirler. Bu şeffaflık aynı zamanda, sizin diğer kurum ve kuruluşlar ile daha güçlü bağlar kurmanıza yarar sağlar.

Kriz Yönetimi

Kurumsal Bloglar, olası bir kıriz durumunda markanın kendini en iyi şekilde konumlandırabileceği ve aynı zamanda krizi etkin bir şekilde yönetebileceği mecraların başında gelir. Gerek daha önce yaptığınız paylaşımlar gerekse krizle birlikte başlayan yeni yazılar, son derece sıkıntılı olabilecek bu dönemlerin atlatılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Kurumsal Blog üzerinden diğer Sosyal Medya mecralarında yapılacak paylaşımlar ile tam bir entegrasyon kurulacak ve kişiler bloğa yönlendirilerek, eksik ve hatalı bilgiler yerine doğru bilgiler ile buluşması sağlanacaktır.

MOBİL TİCARET NEREYE KOŞUYOR?

Genel kaynaklara bakıldığında, Telefonların mevcut bilgisayarlara bağlama fikrinin ilk olarak 1971 yıllarında ortaya atıldığı söyleniyor. İlk akıllı telefon konsepti ve ifadesinin ise 1997 yılında Ericsson’un GS 88 modelinin piyasa tanıtımında kullanıldığı görülüyor. Steve Jobs’un ise “Bir iPod, bir telefon ve internet kullanan iletişim cihazı olarak tanımladığı bu konsept için “Bunlar artık 3 ayrı cihaz değil. Biz buna iPhone (Tek bir cihaz / Akıllı Telefon) diyoruz!” açıklaması ile piyasaya sunduğunda, çoğu kişi belki tam olarak inanmamıştı ama geçen sürede ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı. Bugün gelinen nokta ve son yapılan istatistiki araştırmalarda akıllı telefon üreticilerinin çoğalması, model zenginliği ve Sosyal Medyanın önlenemez yükselişi sayesinde, ticaret ciddi oranda mobil cihazlara kaymış durumda. Hatta yakın zamanda 3 boyutlu telefonlardan bahsediliyor. Ve görünen şu ki bu daha da hızlanarak devam edecek.

GARTNER Research’e göre, 2015 yılında online satış şirketleri satışlarının % 50’sini sosyal ağ profillerinden ve mobil uygulamalardan yapacak.”

Aşağıda, yeni yapılan bir çalışmaya göre ise, ABD’de mobil ticaretin 2013 yılının ilk çeyreğinde (Q1)     % 31 gibi kayda değer bir oranda büyüme yaşadığı görülüyor. E-Ticaretin büyüme oranı ise % 20 olarak belirlenmiş durumda ki bu da son derece pozitif bir değer sayılır. Aynı araştırmada mağaza içi satışlarda ise % 3,7 gibi bir büyüme söz konusu. Bu değerleri birbirleri ile karşılaştırdığımızda; mobil ticaretin gelişimi mağaza içi satış oranlarının gelişimine göre yaklaşık 10 katı kadar bir fark söz konusu. Son derece çarpıcı bir sonuç aslında..!

Mobil Ticaret (ABD)

Mobil ticaretin beklenenden daha hızlı bir gelişim göstermesinin altında, markaların artık bu konuya daha fazla ilgi duyarak yatırım yapmalarından kaynaklanıyor. Klasik web sitelerinin her türlü mobil ortamda kullanılabilir duruma gelmesi, görsel açıdan zenginleşmesi ile birlikte kullanıcılar çok daha zengin deneyim yaşamaya başlamış durumda. Elbette, tablet pazarının gelişmesi ve oyun sektörünün de bu alanda daha fazla yer almaya başlaması, mobil ticareti tetikleyen unsurların başında geliyor.

Google’un 2012 yılında yapmış olduğu bir çalışmada tabletlerin mobil ticarette daha fazla rağbet gördüğünü gösteriyor. Tablet sahiplerinin yaklaşık % 72’si alışverişte tabletlerini mutlaka kullanıyorlar ve ilginçtir bu haftalık bir oran.

Bu araştırma sonuçları her ne kadar ABD’de yapılmış olsa da, teknolojinin üssü olan bu ülkenin diğer dünya ülkelerini ciddi derecede etkilediği ve domine ettiği kaçınılmaz bir gerçek. Dolayısı ile bizlerinde bu gelişimleri çok yakından takip ederek hızlı davranmalı ve gerekli yatırımları vakit kaybetmeden yapmalıyız.

CISCO’nun yaptığı diğer bir araştırmaya göre ise halen fiziksel dünyada % 99 şey (cihaz) birbirine bağlı değil. Daha çarpıcı bir çalışma ise 2020 yılında 37 milyar şeyin (cihaz) birbiri ile iletişim halinde olacağı öngörülüyor.”

Neden Mobil Pazarlama içinde yer almalısınız?

Çünkü; Rakipleriniz orada..!

** Bir sonraki yazımızda “Neden Mobil Pazarlama içinde yer almalısınız?” sorusuna biraz daha detaylı bakacağız.

Kaynak: Practicalecommerce

SİYASET VE SOSYAL MEDYA | GİZLİ GÜÇ

Özellikle internetin gelişimi ile birlikte ortaya çıkan Sosyal Medya kavramı, artık siyasi hayata da yön vermeye başladı. Kaldı ki son ABD seçimlerinde de yaşananlar bunun en açık kanıtı sayılır. Ancak, her iki tarafı son derece hassas ve keskin bir bıçak gibi olan bu iletişim modeli nasıl doğru bir şekilde kullanılabilir siyasiler tarafından? Özel sektör kullanımında olduğu gibi, kesinlikle son derece dikkatli planlanmış bir Sosyal Medya stratejisine ihtiyaç vardır. Ancak, öncelikli olarak aşağıdaki konularda hemfikir olunması gerekiyor:

ŞeffaflıkŞeffaflık

Sosyal Medya unutmaz… Dolayısı ile paylaştığınız bilgilerin doğru olması gerekiyor. Hatalı bir paylaşıma tepki daha siz ayağa kalkamadan milyonlara ulaşabilir. Sonuçları ise onarılamaz bir hal alabilir.

Samimiyet

Samimi ve içten bir yaklaşım, kalplere doğru şekilde dokunan paylaşım stratejisi her zaman gönülleri fetheder.

Özgünlük

Her zaman her yerde israrla anlatıyoruz: İçerikler özgün olmak zorunda. Siyasi arenada da olsa vermek istediğiniz mesajlara ait oluşturulmuş özgün içerikler her zaman seçmeni daha doğru şekilde kucaklar. Kimseyi kesinlikle taklit etmeyiniz.

Çift taraflı iletişim

İletişim, çift taraflıdır. Paylaşımlarda bulunurken seçmenlerden gelen bilgileri mutlaka okuyun/dinleyin ve olabildiğince cevap vermeye çalışın. Bu, seçmene değer verdiğinizin bir kanıtıdır.

Bir sonraki adım, merkezi bir seçim yönetim merkezi ve kampanyası oluşturmak olmalıdır. Bu önemli; eğer herkes kafasına göre paylaşım ve yönetim yapmaya kalkarsa, çatlak sesler ortaya çıkar ve başarı gelmeyeceği gibi olası başarıya engel olabilir. “Burada, Sosyal Medyanın ışık hızında olduğunu tekrar hatırlatmakta fayda var.”

Peki, ya sonra?

Siyasi Marka

Eğer adınız yeterince bilinmiyorsa, Sosyal Medya’nın nimetlerinden faydalanarak daha düşük bütçeler ile kendinizi çok daha geniş kitlelere duyurabilir ve marka bilinirliğinizi arttırabilirsiniz. Kısacası burası tam size göre…

SeçmenSiyasilider.com / Blog

Kendi ad ve soyadınızı taşıyan ve tamamı ile sosyal Medya mecraları ile entegre edilmiş güçlü bir web sitesi olmak zorunda. Burada hem sizin detaylı bilgileriniz olacak hem de diğer tüm etkinlik (MeetUP ve benzeri uygulamalar entegre edilmeli)  bilgilerini içerecek. Seçmenler üye olabilecek, takip edecek ve yorumlarını bırakabilecekler. Elbette, yorumlara ve fikirlere zaman zaman geri dönüşler yapmak son derece önemli. Tüm bunlar temsil ettiğiniz partinizin web sitesi ve kuralları ile birlikte belli bir ahenk içerisinde işlemeli.

Entegre Sosyal Medya

Kampanyanın başarılı olabilmesi için birden fazla sosyal Medya mecrasında yer almak daha doğru olur. Çünkü seçmenler farklı özellikleri nedeni ile farklı mecralarda bulunuyor olacaklardır. Dolayısı ile Twitter’da olup ta diğer mecralarda olmamak son derece hatalı olur. Yer almanın yanında bu kanallar dikkatli ve özenli bir şekilde dinlenmeli ve seçmenlerin neler konuştuğu ve beklentilerinin neler olduğu sürekli analiz edilmelidir.

Bağışlar

Eğer mevcut yasalar izin veriyorsa siyasi kampanyaya bağış alabiliyor olmak önemli. Çünkü, siyasi arenada bu tür tanıtımların ne kadar maliyetli olduğu açık bir şekilde ortada. Dolayısı ile web sayfası, blog ve benzeri mecralar için bu konuda uygulama geliştirilmeli ve yer almalı.

Kampanya Teknikleri

Sosyal Medya’nın gücü henüz tam olarak anlaşılamadı ancak ilerleyen süreçte siyasi hayatı daha fazla etkilemesi ise kaçınılmaz bir durum. Dolayısı ile bizlerin normalde ticari hayatta kullandığımız gerilla ve viral tekniklerin, bu alanda da kullanılması konusunda hiçbir engel yok. Kaldı ki kısa zamanda hem çok daha büyük hem de daha kalıcı etki yaratabilir rahatlıkla.

Süreklilik

Eğer bu çalışmaları hemen seçim öncesindeki dönemde başlayıp sonrasında kapatırsanız bir faydası olmaz. Daha farklı bir ifade ile sadece seçim dönemlerinde değil, hayatın tüm dönemlerinde bu stratejilerin her daim uygulanıyor olması gerekmektedir. Bu, süreklilik ve sürdürülebilir başarıyı getirir.

Geleneksel Medya

Geleneksel Medya ile Sosyal Medya konseptleri arasında mutlak bir bağlantı olmalıdır. Geleneksel Medya araçlarında yer alındığı dönemlerde mutlaka Sosyal Medya çalışmalarınızdan bahsederek geniş bir network ve etki alanı oluşturmalısınız.

Sosyal Medya ve Bürokrasi

Bürokrasinin kendine has özellikleri var, dolayısı ile son derece kuralcı ve yavaştır. Sosyal Medya’nın hızına yetişemeyeceği için iki kavramı birbirine karıştırmadan çalışmalısınız.

Anlamak

Sosyal Medya’yı doğru kullanabilmek çok iyi anlamanız gerekiyor. Kullandığınız hesapların geçerli ve doğrulanmış olması önemli. Sahte hesaplara karşı ekibinizin sürekli tetikte olması gerekir.

KrizKriz

Sosyal Medya’nın ışık hızında olduğunu tekrar hatırlatarak, olası yaşanacak krizlerde nasıl tepki verilebileceğine yönelik protokollerinin oluşturulması gerekmektedir. Sürekli raporları isteyerek değerlendirme yapın gidişat hakkında.

 Sosyal Medya’nın günümüzde siyasi liderler ve hükümetler üzerinde de ciddi bir baskı unsuru olmaya başladığını görmezden gelmek son derece hatalı bir yaklaşım olur.”

KISSADAN HİSSE | SOSYAL MEDYA KAMPANYALARI

Teknolojinin baş döndürücü gelişimi ile birlikte ortaya çıkan “Sosyal Medya” konsepti, her sektör ve ölçekteki kurum ve kişiler için gerçek anlamda fırsatlar sunuyor. Satışların arttırılması ve sürdürülebilir olmasında, akıllı geliştirilmiş kampanya stratejileri ile istenilen sonuçlara ulaşmak artık çok daha kolay. İşte bu nedenle aşağıda sizler için bir kampanya modelinde öne çıkan ve dikkat edilmesi gereken bazı adımları özet olarak dikkatinize sunduk:

Hikaye[ HİKAYE ]

Bazı kampanyalar anlık  ve dikkat çekici olabilir. Bizim tavsiyemiz ise, kampanyanın bir hikayesinin olmasıdır. Bugün mevcut yerel ve global uygulamalar bakıldığında, bir hikayesi olan kampanyalar daha dikkat çekici ve uzun soluklu olmaktadır. Bu, hedef kitlenin dikkatinin uzun süreli olarak sizde odaklanmasını sağlar.  Hikaye, aslında kampanyanın ruhudur.

İnceleyin: Firmanızın bir hikayesi olmalı

Zamanlama

[ ZAMANLAMA ]

Planlanan kampanyanın hangi dönem içerisinde gerçekleşeceğine çok dikkatli karar vermelisiniz. Doğru zamanda aktif olmayan kampanya hedefini şaşırabilir ve istenilen sonuçlara ulaşmayabilir. Aynı anda benzer bir kampanya olabilir, dolayısı ile hedef kitlenin algısında da bölünme yaşanabilir.

Süre[ SÜRE ]

Ulaşılacak hedef kitle ve sunulacak içerik ile doğru orantılı olarak kampanyanın kabul edilebilir süresinin de çok iyi hesaplanmasında fayda vardır. Gereğinden fazla uzun yada kısa olan süreçler, yine istenilen sonuçlara ulaşmada sorun yaratabilir.

 

Hedef[ HEDEF ]

Geliştirilen kampanya modelinin gerçekten hedef kitle ile uyum sağlayıp sağlamadığı kesinlikle önceden çok iyi analiz edilmelidir. Örneğin, bayanların yoğun olduğu bir mecrada herhalde erkek pantolonu satmaya kalkışmak  pek iyi bir fikir olmaz. Yada organik gıda severlerin bulunduğu bir grupta, organik olmayan bir ürünün tanıtımını yapmak yanlış olabilir.

İnanç[ KÜLTÜR ]

Eskiden olduğu gibi günümüzde de insanların farklı arayışları doğrultusunda farklı inanç anlayışları vardır. X bir kampanya modelinde, yine  en çok dikkat edilmesi gereken konuların başında gelir bu durum. A şehrinde uygulanmış bir modeli B şehrinde aynen uygulamak doğru olmaz. Kültürel farklılıklar nedeni ile; ister yerel ister global olsun, her kampanya uygulanacak lokasyona göre yeniden düşünülmeli yada revize edilerek uygun hale getirilmelidir.

Odaklanma[ ODAKLANMA ]

Kampanya eğer organik gıdalar üzerine ise, bu odağın dışına çıkmamak gerekir. Verilecek mesaj yalın ve net olmalıdır. Birden fazla anlam ve mesaj yüklenmiş kampanyalar, algıyı dağıtarak istenilen sonuçlara ulaşmada ciddi sıkıntı yaratabilir.

Ölçülebilir[ ÖLÇÜLEBİLİR ]

Kampanyanın başarılı olmasında en önemli etkenlerin başında, ölçülebilir olması gelir. “Ölçmek bilmek, bilmek ise yönetmektir” sözü, aslında bu konuyu çok iyi anlatmaktadır. Kampanya sonuç verilerini analiz edip değerlendirmek gerekir ki nerede eksik yada fazla varsa bunlar tespit edilerek bir sonraki kampanyanın hedeflerine ulaşması mümkün olur. Yoksa; kampanyayı yaptım mı? Yaptım, demek son derece yanlıştır.

İçerik[ İÇERİK ]

Kampanya içeriğinin son derece doğru ve sağlam olması gerekir. Verilmesi gereken mesaj ve ulaşılması gereken hedef ile örtüşmeyen içerikler her zaman için başarısızlık getirir.

 

Basit[ BASİT ]

Neredeyse , her yerde YARATICILIK konusunda sayısız yazılar çıkmakta ve eğitimler verilmektedir. Elbette yaratıcılık çok önemli ama öyle durumlar oluyor ki bazı yaratıcılıklar karmaşık hale gelmeye başlıyor. Doğal olarak hedef kitlenin kucağına konan kampanyayı da algılaması zorlaşıyor. Sanırım hiç kimsenin alışveriş esnasında matematik problemi çözmesine pek gerek yok.  Mesaj, ne kadar net olursa başarı o kadar kolay olur. Bu konuya şu açıdan da bakmak lazım; tüketici 1 gün ve/veya 1 hafta içerisinde o kadar çok reklama maruz kalıyor ki artık ne yapacağını şaşırmış durumda.


Mesaj[ MESAJ ]

Buradaki mesaj kavramı doğrudan, sizin ne kadar zamanda geri dönüş (ROI-Return Of Investment) beklediğiniz ile doğru orantılı. Anlık sonuçlar ve farkındalıklar bekliyorsanız eğer, mesajını kısa olmalı ve uygulanacağı mecrada TWITTER olmalıdır. Eğer daha uzun süreli olacak ise FACEBBOK ve diğer SM mecraları ile entegre bir yapıda planlanmalıdır. Buradan şu sonucu çıkarmak lazım. Kampanya ve ilgili mesajları, kesinlikle her mecra için farklı düşünülmeli ve tasarlanmalıdır. Çünkü, meşhur Sosyal Medya mecraları her ne kadar özellikleri ile bugün birbirine yaklaşıyor olasa da, çıkış noktaları farklıdır. Aynı zamanda üyelerde değişkenlikler göstermektedir.

Etkileyici[ ETKİLEYİCİ ]

Duygulara dokunmak: Planlanan kampanya, mutlaka marka ve hedef kitle arasında bir duygu bağlantısı sağlayacak şekilde düşünülmelidir. Bu bağlantıyı doğru şekilde tasarlanmış bir kampanyanın başarısı ve etkisi çok daha uzun süreli olur. Daha da önemlisi, hitap ettiğiniz kitleyi anladığınızı gösterir ki tüketicilerin günümüzde beklentileri de budur zaten. Bunun olmaması durumunda, bir sonraki kampanyanız için tüketicinizin İlgisini kaybetmiş olabilirsiniz.

Verimli[ VERİMLİ ]

Ticari kapsamda yapılan tüm kampanyaların, doğal olarak maddi anlamda bir getirisinin olması gerekir. Yapılan kampanya Facebook’taki sayfanızın beğeni sayısını arttırabilir ancak satışları arttırmıyorsa bu başarısız bir kampanyadır. Aynı şekilde; beğeni sayısı örneğin 10,000 olsun. Hemen akabinde kampanyanızı yayınlıyorsunuz ama en fazla 10 kişi beğeniyor ve diyelim ki bu 10 kişiden 3’ü satınalma yapıyor. Bu da başarısız bir kampanya uygulamasıdır.

Elbette bu konular hiçbir şekilde buradaki kadar basit değil. Burada sadece kilit olarak dikkat edilmesi gereken bazı başlıklar özetlenmiştir. Bunun gibi nice konular olup, konspetlerine göre ciddi detaylar barındırmaktadır. Dolayısı ile gri alanlarda gezmek yerine daha net çalışmalar yaparak doğru sonuçlara ulaşmakta fayda vardır.

Başarısızlığın, yeteri kadar ön analizlerin yapılmamasından kaynaklı olarak ortaya çıktığını unutmayınız…

SOSYAL MEDYA’DA NELER PAYLAŞIYORUZ?

2012 yılı, Dijital teknolojiler ve Sosyal Medya açısından oldukça hızlı ve verimli geçti diyebiliriz. Yapılan araştırma sonuçlarına bakıldığında 2013 ve sonraki yıllarda da son derece dinamik gelişmeler olacak ve pek çok sektör sosyal medyada yer almaya başlayacak. Zaten var olanlar ise daha etkin roller üstlenmeye başlayacak. Sosyal Medya’da “neler paylaşılıyor” diye SocialBakers bir araştırma yapıyor. İşte bu araştırmanın özet sonuçlarını aşağıda sizler için, kendi yorum ve öngörülerimiz ile birlikte kısaca özetliyoruz:

Milyonlarca facebook profilinin detaylı incelenmesi sonucunda, markaların en çok görsel paylaşımında bulundukları ortaya çıkıyor. Görsel paylaşım oranın % 70 ile oldukça yüksek olduğu görülüyor. Sonuç itibari ile bakıldığında her zaman için görsellerin daha akılda kalıcı ve karşı tarafa mesajı daha hızlı/etkin ilettiği çıkan bu oran ile de kanıtlanmış oluyor. İnsanların bu zamanda daha az okuduğunu ama daha fazla izlemeyi tercih ettiğini zaten rahatlıkla görebiliyoruz. Hemen arkasından % 14 ile link paylaşımı, % 10 ile durum güncellemeleri ve % 6 ile video paylaşımı sıralanıyor. Ağutos 2012’de yapılan bu araştırmadan hemen 1-2 ay sonra ise görsel paylaşım oranının % 77’ye çıkarak, paylaşım türleri içerisinde dominant bir noktaya geldiğini görebiliyoruz.

Görsel paylaşım oranın % 70

Facebook’ta paylaşılan görsellerin ilgi çekme oranlarına bakıldığında % 93 gibi değer ortaya çıkıyor. Buradan, görsellerin viral bir etki yarattığı rahatlıkla anlaşılabilir.

İlgi çekme oranlarına bakıldığında % 93 gibi değer ortaya çıkıyor

Facebook kullanıcılarının “Like/beğen” düğmesine tıklamaları analiz edildiğinde ise aşağıdaki sonuç ortaya çıkıyor: 2009’da 4,5 sayfa, 2010’da 30 sayfa ve 2012’de ise 36.7 sayfaya ulaşılıyor. Görülüyor ki paylaşım ve beğenilerde hiç gerileme olmadan yükseliş devam ediyor.

Sayfa yöneticileri açısından olaya bakıldığında bir önceki paylaşımlarda 5 kat artış söz konusu. Burada en büyük etken, facebook’un promosyonlu paylaşımların rolü büyük.

Bir sayfadaki etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemli. Çünkü, yaptığınız çalışmaların işe yarayıp-yaramadığını bu oran ile görebiliyorsunuz. Paylaşımlarınızın ilgi çekmesi ise üreteceğiniz içeriklerin kalitesi ve ilgi çekiliciği ile orantılıdır. Aşağıdaki örnek tablodan bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Bir sayfadaki etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemliAsya ve Brezilya: Facebook’un en çok büyüme kaydettiği bölgeler.

Asya ve Brezilya: Facebook'un en çok büyüme kaydettiği bölgeler.

Facebook’a bağlanma konusunda en büyük gelişim mobil uygulamalarda görülüyor. Haziran 2012 sonunda ortaya çıkan 543 milyon aylık aktif kullanıcı sayısı, hemen 1-2 ay sonra 604 milyona çıkarak % 60,4’lük ciddi bir oranı yakalıyor. 2012’den sonra bulunduğumuz şu 2013 döneminin henüz ilk aylarındaki gelişmelere ve gelen haberlere bakılacak olursa, mobil bağlantılarda bu oranların biraz daha artacağına kesin gözle bakılabilir. Çünkü, akıllı telefon ve tablet pazarında ciddi gelişmeler ve satış rakamları ortaya çıkıyor.

Facebook’ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre, FMCG sektörünün ciddi bir etkinliğe sahip olduğu görülüyor. Benzer etkinliğe sahip diğer sektör ise sağlık.

Facebook'ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre

Facebook'ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre

Markaların facebook üzerinde daha sosyal hale geldikleri son derece net.

Etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemli bir konu ama hesaplanan tek bir oran ile tam bir kanıya varmak doğru değil. Dolayısı ile aşağıda size Facebook + Twitter + Google+ sosyal medya mecraları için etkileşim oranlarının nasıl hesaplandığına dair formülleri veriyoruz:

Etkileşim oranlarının hesaplanması

ROE (Return of Engagement) =  ROI (Return of Investment) olarak adlandırabiliriz.

Kaynak: Socialbakers

FİRMANIZIN BİR HİKAYESİ OLMALI

Şöyle 30 – 40 yıl öncesine gittiğimizde görüyoruz ki tek kanallı bir Televizyonumuz ve Radyomuz vardı. Herşeyi sahip olduğumuz bu iletişim araçlarından takip ederdik, kaldı ki başka seçeneğimizde yoktu o dönemlerde zaten. Dolayısı ile firmalar ve markaları hakkında çok nadir reklamlar olurdu ve duyulurdu. Bir marka hakkında kötü yada iyi bir şey söylendiğinde ulaştığı kitlenin büyüklüğü gerçekten çok azdı ve ilgi çekmezdi. Ancak sonrasında yavaş yavaş hem TV hem de Radyo kanalları çoğalmaya başladı. Yazılı basın gelişti ve sektörel dergiler ortaya çıkmaya başladı. Tüm bu gelişmeler ise reklamcılık sektörünü beslemeye ve büyütmeye başladı. Artık, albenisi fazla olan reklam filmleri çekilmeye başlamıştı ve büyük kitlelere ulaşıyordu. Doğal olarak halen Dünya’da gerçek anlamda kabul gören ve bilinen markalarımız olmasa da, ciddi temelleri atılmaya başlamıştı o günlerde. Ne oldu ise internetin keşfi ile oldu aslında. Çok uzak algılanan mesafeler aniden çok yakınlaşmıştı. İnanılmaz bir bilgi akışı olmaya başladı ve artık tüketiciler daha fazla firma ve markalarını incelemeye başladılar. Sonuç itibari ile artık eskinin kısmen rahat olan durumu kalmadı. Bugün bir kelime yazdığınız an bir anda yüzbinlerce insana ulaşıyor ve inanılmaz derecede konuşmaya başlanıyor marka hakkında. Gelinen nokta şu ki tüketici artık her konuda her şeyin tam içinde, kaçamazsınız..:)

Tüm bu süreçler yaşanırken tüketiciler şunun farkına vardı, aslında bu konuya reklamcılar tarafından resmen itildi, hatta çok net bir şekilde yönlendirildi diyebiliriz: Artık, sadece bir ürünün resmi yetmiyordu yada kişinin. Artık her şeyin tüketiciyi tam kalbinden ve ihtiyaçlarından yakalayan bir hikayesi olmalıydı. Bu hikayelerin büyük bir kısmında gerçeklik vardı, bir kısmında ise tam tersi yapaylık yani hayali kurgular barındırıyordu. Ama, olsun… Doğru olmasa da tüketiciler artık bunu kabul etmişti, hatta gerçek sanıyorlardı ve bu tarz şeyler bekliyorlardı sürekli. Şimdi bu örnekleri niye veriyorum? Nedeni şu: Öyle bir durum ortaya çıktı ki artık; kişi olarak kendinizi, şirketinizi ve/veya markanızı tanıtabilmek ve uzun süreli sektörde kalıcı kılabilmek için sizinde bir hikayenizin olması kaçınılmaz hale geldi.

Sonuç itibari ile baktığınızda şirketinizin zaten mutlaka doğal kuruluş ve yaşam sürecinde bir hikayesi vardır. Burada yapılması gereken, şirketinizin kültürünü, yapmak istediklerini ve ulaşmak istediği hedeflerini çok net ve güzel bir şekilde hedef kitlesine aktarması gerekmektedir. Bu sayede, hedef kitle ile  kalıcı bağlar sağlanabilir. Günümüzün Sosyal Medya çağında, şirketinizin çekirdek değerini ve rekabetçi üstünlüklerini ortaya koyarak sadık müşteri kitlesi oluşturmanız çok daha mümkün. Elbette bunun için, Sosyal Medya kaynaklarını çok iyi izlemeli, dinlemeli, hissetmeli  ve doğru tepkileri zamanında vermelisiniz. Göreceksiniz ki hedef müşteri kitleniz sizinle daha yakından ve uzun süreli olacak şekilde ilgileniyor olacaktır.

Özetlersek;

  • Hikayeniz olmalı ancak şeffaf olmalısınız bu konuda
  • Hikayeniz doğru anlatılmalı, hatalı bir anlatım kaş yapayım derken göz çıkarabilir
  • Hikayeniz, insanları içine almalı ve onlara değer katmalı
  • Hikayenizin ortak bir dili olmalı ki herkesim tarafından kabul ve ilgi görsün
  • Hikayeniz öyle olmalı ki hedef kitlenizde bu hikayenin içinde yer almaktan memnuniyet duymalı
  • Hikayenize ortak olan müşterilerinizi  / iş ortaklarınızı dikkate aldığınızı gösteren geri dönüşlerde bulunmalısınız
  • Hikayenizde çalışanlarınız olan iç müşterilerinizi dahil etmeyi ve özen göstermeyi kesinlikle unutmayın
  • Hikayeniz için, mutlaka kurumsal blog sayfanız olmalı ve bu blogda sürekli ilgi çeken yazılar yayınlanmalı
  • Hikayeniz, tüm Sosyal Medya mecralarında doğru bir şekilde kullanılmalı ve paralellik taşımalıdır

Yukarıda sizlere bu konuda kısa bir özet vermeye çalıştık. Söylenecek ve yazılacak çok şey var ancak ilerleyen süreçte buradaki adımları daha fazla detaylandırmaya gayret edeceğiz.

Tabi ki burada çok dikkat edilmesi gereken önemli bir hususu tekrar hatırlatmak isteriz:

“Hikayeniz gerçek olmalı…”

MADE BETTER IN CHINA TRENDİ (MADE BETTER IN TURKEY TRENDİ NEDEN OLMASIN?)

MADE BETTER IN CHINA Trendinin tanımı:

Çin’in derin ve kalıcı bir yenilikçilik ve yaratıcılık kültürü geliştirebilmesinin önünde hâlâ birçok potansiyel engel var (Devletçi ekonomi! Politika! Nüfus! Çevre! Fikri Mülkiyet Hakları!).

Ancak, tüm bu engellere rağmen, artan sayıda Çin markası, halihazırda bir yandan her geçen gün büyümekte olan sofistike bir iç pazarın taleplerini karşılarken, diğer yandan son derece güçlü global rakipleriyle rekabet ediyor ve hatta onları kendi oyunlarında yeniyor. Çin’in gelecekte bir gün zincirlerinden tamamen kurtulduğunda neler başarabileceğini varın siz düşünün.

Trendin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde etkili olan faktörler:

URBAN BOOM | “KENTSEL PATLAMA”

Hızlı servet kazanma fikrinin cazibesi Çinlileri sürüler halinde kentsel alana çekiyor. Çin’de kentlerde yaşanan inanılmaz tüketim patlamasını anlatan iki istatistik:

  • Kentsel hanelerin sahip olduğu harcanabilir gelirinin 2010 ve 2020 yılları arasında iki katına çıkması bekleniyor (Kaynak: McKinsey, Mart 2012).
  • 2010’da Çin’de 16,000 USD üzerinde yıllık gelire sahip 18 milyon hane vardı. 2020 itibariyle bu rakam, 167 milyon haneye çıkacak. Bu, yaklaşık 400 milyon insan demek. (Kaynak: McKinsey, Mart 2012).

Sonuç: Kaliteli mal ve hizmet talep eden, sofistike kentli Çinlilerden oluşan muazzam bir CITYSUMERS, yani kentsel tüketici sınıfı.

BEST OF THE WEST IN THE EAST | “BATININ EN İYİSİ DOĞUDA”

Bugüne kadar Çinli tüketicilerin kaliteli ürün ve hizmet talebi, (daha ziyade) batılı markalar tarafından karşılandı. Batılı markalar sadece Çinli tüketicilere mal satmak icin değil, aynı zamanda onlara özel muamele göstermek için de uğraşıp didindiler. Bunu, MADE FOR CHINA (ÇİN İÇİN ÖZEL YAPIM) trendinde söz ettiğimiz gibi, Çinli tüketicilere özel ürün ve çeşitler sunarak, ya da ayaklarının altına RED CARPET(KIRMIZI HALI) sermek suretiyle yaptılar.

Çinli tüketicilerin beklentilerini belirleyen batılı markaların bu davranış biçimi, Çinli marka ve girişimcilere deen başarılı batılı muadilleri tarafından belirlenen kalite standardını tutturmak ya da aşmak gerektiğini unutmadan öne çıkmak için ilham ve güven verdi.

GLOBAL BRAIN | “GLOBAL ZEK”

Çin’in internette kurduğu Çin Seddi benzeri güvenlik duvarının işlevi ortada, ancak yine de Çin ağa bağlı durumda. 513 milyonun üzerinde internet kullanıcısı ile (245 milyon online Amerikalıya kıyasla), Çinli girişimci ve tüketiciler kesinlikle GLOBAL BRAIN bir parçası durumunda: yani, evrensel tüketici kültürü ve yaratıcılığından çılgınca besleniyor (ve kendileri de katkıda bulunuyorlar).

Kaynak: www.worldinternetstats.com, Aralık 2011

Etrafta yüksek kalite, yenilikçi Çinli* ürün ve hizmet markalarına rastlamanın her zamankinden daha kolay olmasına şaşmamak gerek. Bunlar hiçbir şey değil. Eğer Çinli yaratıcılığı bir gün gerçekten zincirlerinden kurtulursa, asıl işte o zaman her şey daha yeni başlıyor olacak. MADE FOR CHINA trendinin yerini MADE BETTER IN CHINA (KALİTELİ ÇİN MALI) trendine bırakmasıyla hiper rekabet yeni bir tanıma ihtiyaç duyabilir. Simdi sıra örneklerde…

* Bu Trend Briefingde, Çinli dediğimiz zaman, Çin Halk Cumhuriyeti topraklarında yaşayan Çinlileri kastediyoruz. Bu doğrultuda Hong Kong ve Taiwan’dan ya da Amerikalı Çinli girişimcilerin sergilediği çok sayıda harika örneği kapsam dışı bıraktık.

China Unicom Aralık 2011’de 1.5GHz işlemci, 4 inç ekran ve 8 megapiksel kameraya sahip MI-ONE modelini piyasaya çıkardı. Tüketicilerin artan makul fiyatlı akıllı telefon talebini karşılamaya yönelik olarak tasarlanan MI-ONE’ın satış fiyatı 1,999 CNY.

Çin devletine ait JAC Motors 2011 sonunda dünyanın dördüncü büyük otomotiv piyasası Brezilya’da 500 milyon USD’lik yatırım

yaptığını duyurdu. Şirketin ilk yurtdışı fabrikasının senede 100,000 adet otomobil üretmesi bekleniyor.

Kaynak: Trendwatching

FLAWSOME – HATALARINA RAĞMEN HARİKA OLMAYI BAŞARAN MARKALAR

FLAWSOME’ın tanımı:

Tüketiciler markalardan kusursuz olmalarını beklemiyor. Tam tersine onlar FLAWSOME* yani hatalarına rağmen harika olmayı başaran markaları bağırlarına basmaya hazır: hatalarını dürüstçe kabul edebilen, empati, cömertlik, tevazu, esneklik, olgunluk gösteren, espiri anlayışına sahip ve – nasıl desek – biraz karakter ve insaniyet sahibi markalar.

FLAWSOME trendinin arkasında iki tane itici güç var:

HUMAN BRANDS

İnsanların her şeyin ticari olmasına duyduğu nefretten, (dürüst ve dolaysız bilgiye ulaşımı kolaylaştıran) online kültürün yaygınlaşmasına kadar bir dizi faktör, tüketicilerin ilgisinin düz ve sıkıcı markalardan kişilik sahibi markalara doğru kaymasına neden oluyor.

TRANSPARENCY TRIUMPH

Ürün yorum ve değerlendirmeleri ve kurumlardan sızan bilgiler sayesinde günümüzde tüketiciler ürün ve hizmetler hakkında neredeyse yüzde yüz şeffaflık elde etmiş durumda (böylesi bir ortamda ürün ve hizmetlerin olası kusur ve eksikliklerini kolayca keşfediyorlar).

* Evet, FLAWSOME bugüne kadar uydurduğumuz en utanç verici trend ismi olmaya aday. Ama bahse gireriz hatırlamakta hiç zorlanmayacaksınız 😉

HUMAN BRANDS | “İNSANÎ MARKALAR”

FLAWSOME kendisinden daha büyük HUMAN BRANDS trendinin bir alt trendi. Daha önce yayınladığımız Trend Briefinglerde benzer eğilimlerden birçok kez söz etmiştik aslında: Örneğin RANDOM ACTS OF KINDNESS (RASTGELE İNCELİKLER), BRAND BUTLERS (KÂHYÂ MARKALAR), GENERATION G (G JENERASYONU) bültenlerimizde.

Yani HUMAN BRANDS çok da ‘yeni’ bir tema değil. Ancak yeni olan bir şey var ki o da dört ayrı akımın bir araya gelmesi sonucu tüketicilerin markaların tutum ve davranışlarına eskisinden çok daha fazla dikkat etmeye başlamış olmaları:

“…………doğası gereği insan hiç bir zayıf, kusurlu veya hatalı yönü olmayan (ya da yokmuş gibi davranan) insanlarla gerçek bir iletişim kurmakta, onlara karşı yakınlık veya güven duymakta zorlanır.”

Tüketicilerin kurumların yıllardır sergilediği tutum ve davranışlar karşısındaki hayal kırıklığı (artık) açık bir nefrete dönüşmüş durumda. Bundan böyle sadece kâr amacı taşıyan ticarî faaliyetlerini tüketicilerin farklı bir gözle görmesini sağlayabilen markalar tüketicilerin kalbinde bir yer edinebilir.

Dünya üzerindeki tüketicilerin yaklaşık % 85’i şirketlerin bireysel ve toplumsal düzeyde mutluluğu arttırmak için aktif olarak çaba göstermesi gerektiğini düşünüyor; bu oran 2010’da sadece % 15 idi (Kaynak: Havas Media, Kasım 2011).

Buna karşın, şirketlerin toplumsal ve ekolojik sorunları çözmek için yeteri kadar çaba gösterdiğini düşünenlerin oranı sadece % 28 (Kaynak: Havas Media, Kasım 2011).

Tüketiciler markaların kişilik sahibi olmasının kâr etmelerine engel olmadığını giderek daha iyi anlıyor (Zappos, Patagonia, Tom’s, Ben & Jerry’s, Michel et Augustin, Zalando gibi markaları hatırlayın). Mantıklı, yardımsever, eğlenceli ve neredeyse ‘insan’ gibi davranarak piyasada ayakta kalmayı başaran her bir işletme tüketicilerin geleneksel, sıkıcı, resmi kurumlardan daha fazla soğumasına neden oluyor.

Araştırmalar çoğu insanın dünya üzerindeki markaların %70’inin yarın ortadan kalkmasından zerre kadar etkilenmeyeceğini gösteriyor (Kaynak: Havas Media, Kasım 2011).

Online kültür şu anda tüm dünyayı etkisi altına almış durumda. Böyle bir kültür karşısında katı, mülayim ‘kurumsal’ bir duruş sergilemek, sanal dünyadaki anlık, açık, saf ve işlenmemiş iletişim biçimine alışkın tüketicilere tamamen ters gelen bir şey (MATURIALISM bültenimize de göz atmanızı öneririz). Ayrıca, insanların tüm hayatlarını – hataları ve kusurlarıyla birlikte – online olarak herkesle paylaştığı bir ortamda markalardan da öyle yapmaları bekleniyor.

Son olarak: doğası gereği insan hiç bir zayıf, kusurlu veya hatalı yönü olmayan (ya da yokmuş gibi davranan) insanlarla gerçek bir iletişim kurmakta, onlara karşı yakınlıklık veya güven duymakta zorlanır – bu durumun markalar için farklı olması için bir sebep yok.

TRANSPARENCY TRIUMPH | “ŞEFFAFLIĞIN ZAFERİ”

Tüketicilerin markaların kişilik sahibi olması beklentisinin ardında, ürün ve hizmetler hakkında ortada dolaşan sayısız kullanıcı yorumu, tavsiye, puan, rapor, bilgi sızıntısı yatıyor. TRANSPARENCY TRIUMPH trendinden 2009’da ilk bahsedişimizin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen tüketiciler neredeyse yüzde yüz şeffaflık elde etmiş durumda.

Diğer yandan ‘şeffaflık’ ‘iş dünyasının en önemli temalarından’ biri olmaya devam edecek gibi görünüyor: frictionless sharing’den (kişinin okuduğu bir yazı veya dinlediği müzik hakkında üyesi olduğu sosyal ağ üzerinde eşzamanlı bildirim sağlayan bir özellik), daha önce görünmez olan dataların görsel bir boyut kazanmasına [DIY HEALTH (KENDİN YAP SAĞLIK) trendimize göz atın] ve hatta Wikileaks’in hükümet, marka, kurum ve bireyleri mecbur bıraktığı zorunlu şeffaflığa kadar, her şey şeffaflığın kalıcı olacağına işaret etmekte. Herkesin her şeyden haberdar olacağı (tutum, fiyat, kalite, davranış vs.) ve dolayısıyla her şeyin potansiyel ‘kusurlarının’ birileri tarafından ortaya çıkarılabileceği bir dünyaya hazır olun.

“Madem ki tüketiciler ürün, hizmet ve aktiviteleriniz hakkında her türlü detaydan zaten haberdar, o halde hata ve eksikliklerinizi kabullenmek ve eğlenceli bir hale getirmekten başka çareniz yok.”

Akılda bulundurmakta fayda olan iki nokta:

(1)

Kusursuzluk gerçekleşmesi olanaksız ve oldukça da tehlikeli olan bir hayal. Orada burada çıkan tek tük olumsuz yorumlar markanızı öldürmez. Hatta tam tersine: tüketicilerin, yanı başında olumsuz değerlendirmeler de yer alan olumlu değerlendirmelere daha çok güvendiği biliniyor. Zira tüketiciler aptal değiller: ürünlerin her zaman herkesi aynı anda memnun edemeyeceğinin bilincindeler. Bir kaç istatistik:

Tüketicilerin % 68’i aynı anda hem iyi hem de kötü skorların yer aldığı ürün değerlendirmelerine daha çok güvenirken, % 30’u eğer hiç olumsuz değerlendirme yapılmamışsa sansürden ya da yorumların sahte olmasından şüpheleniyor (Kaynak: Reevoo.com, Ocak 2012).

Yeni bir ürün veya hizmeti denemeden önce onunla ilgili olumsuz yorumları da okuyan tüketiciler standart bir tüketiciye oranla markaya % 67 daha fazla yeni müşteri kazandırıyor (Kaynak: Reevoo.com, Ocak 2012).

 (2)

Bir şeyler her zaman ters gidecektir, işe bunun önüne geçmenin imkânsız olduğunu kabul etmekle başlayın. Tüketicilerin elinin altında şikayetlerini eskisine göre çok daha yüksek sesle dile getirmek için kullanabilecekleri çok sayıda araç var, evet, ancak markalar da aynı platformlardan anında tepki verme şansına sahipler. İyi yönetildiğinde, hatalar FLAWSOME yani muhteşem hatalara dönüştürülebilir ve bu yöntemle sıfırdan itibar elde etmek mümkün olmasa bile, en azından kaybedilen itibar geri kazanılabilir.

Twitterda bugüne kadar herhangi bir marka hakkında şikayetini dile getiren tüketicilerin % 76’sına hiç bir geri dönüş yapılmamış. Kendisiyle iletişim kurulan tüketicilerin ise % 83’ü bu durumdan hoşlandığını ve % 85’i verilen yanıttan memnun kaldığını belirtiyor (Kaynak: Maritz Research, Eylül 2011).

Lüks oteller zinciri Four Seasons Ocak 2012’de internet sitesini yeniledi. Sitenin yeni yapısında TripAdvisor, Facebook ve Twitterda Four Seasons otelleri hakkında yapılan yorumlara son derece görünür bir şekilde yer verilirken, kullanıcılar linklere tıklayarak site dışındaki bu içeriklere anında ulaşabiliyor. (Lüks markaların internet sitelerinde nadir görülen bir uygulama)

Güzellik ürünleri markası Smashbox Social Shop satışa sunulan ürünlerin yanında ürünlerin Facebooktaki ‘Beğeni’ durumuna ve ürünler hakkında yapılan yorumlara yer veriyor. Kullanıcılar ayrıca arkadaşlarının beğendiği ya da yorum yaptığı ürünleri görme şansına de sahip oluyorlar.

Kraft Foods’un Miracle Whip markası Şubat 2011’de ‘Miracle Whip herkes için değil. Peki sen Miracle Whip’lik misin?’ sloganıyla yeni bir reklam kampanyasına başladı. Markanın YouTube kanalında bu mayonezimsi sosa bayılan (ya da ondan nefret eden) ünlülerin videoları yayınlandı. Videoları izleyen tüketiciler de sos hakkındaki düşüncelerini oylarıyla ifade edebiliyorlardı. Şubat 2012 sonuçlarına göre, 60,000 kişi markayı ‘beğenirken’ sadece 4,000 kişi ‘nefret’ ettiğini ifade etti.

Brezilyalı tüketiciler Frito-Lay’in Ruffles marka patates cipsinin Facebook sayfasında sık sık ürün paketinin içindeki hava miktarının çokluğundan ve cips oranının düşüklüğünden dert yanıyorlardı. Ruffles, şikayetler karşısında tüketicileri aydınlatmak için cipsin fabrikadan satış noktalarına ulaşana kadar ki yolculuğunu anlatan ve paketin içindeki havanın hava yastığı işlevi üstlenerek cipsleri nasıl koruduğunu gösteren bir infografik tasarlattı.

Kaynak: TrendWatching

POINT & KNOW (İŞARET ET & ÖĞREN) TRENDİ

Şimdilerde üzerilerinde akıllı telefon taşıyan tüketiciler, dış dünyada karşılaştıkları birçok şey hakkında anında bilgi sahibi olabildikleri (hatta satın alma yapabildikleri) bir dünyanın keyfini çıkarıyor. Şimdi bu trende yatırım yapmış olan markaların uygulamalarından bir şeyler öğrenmenin ve kendi uygulamalarınızı yapmaya başlamanın kesinlikle tam zamanı!

Tüketicilerin bilgiye susaması yeni bir şey değil. Bilgi gücü ve kontrolü tüketicilerin eline vermekle kalmıyor, kesinlik ve garanti de sağlıyor (en azından illüzyonunu yaratıyor). Bu nedenle bilgi iyinin de iyisini arayan günümüz tüketicilerinin talep listesinde üst sıralardaki yerini her zaman koruyacaktır. Diğer yandan keşif unsurunun da olaya eğlence kattığı unutulmamalı.

Hemen her şeyi neredeyse takıntılı bir şekilde googleladığımız bir on senenin ardından, bugün doğru verileri (metin halinde) girdiğimiz sürece aradığımız bilgiye anında ulaşmayı sıradan ve beklenen bir şey olarak görüyoruz. Ulaşılması ve aşılması beklenen bir sonraki sınır görsel bilgi arayışının tatmini: tüketicilerin gerçek dünyada karşılaştıkları ve ilgilerini çeken nesneler hakkında daha doğal yöntemlerle ve hareket halindeyken basitçe akıllı telefonlarını* bu nesnelere doğru yönelterek bilgi edinmeleri.

Nasıl ‘internete girmek’ için artık bilgisayarın karşısında (masada!) oturuyor olmak gerekmiyorsa, bir şeyler keşfetmek için de metinle arama yapma zorunluluğu ortadan kalkacak. İnsanlar gördükleri ya da işittikleri her şey hakkında ne olduğunu bilmeseler ya da sözcüklerle tarif edemeseler bile anında bilgi sahibi olabilecek (hatta satın alabilecekler).

* Bir çok dijital tüketici trendinde olduğu gibi, POINT-KNOW-BUY trendinin de arkasındaki itici güç de (neredeyse onlara yapışık halde yaşadığımız) akıllı telefonlar ve ‘görsel’ bir teknoloji ekosisteminin (QR kodlardan gelişmiş görsel aramaya kadar) oluşmuş olması.

“POINT-KNOW-BUY | Bilgiye metin formunda arama yaparak ulaşmak herkes için ulaşılabilir bir şey olduğundan beri, bilgiye görsel arama yoluyla ulaşma yarışı başladı. Yakında gerçek dünyada karşılaştığımız her nesne (hatta kişi) akıllı telefonu olan hareket halindeki tüketiciler tarafından ‘bilinebilir’ hale gelecek. Zira tüketiciler telefonlarını canlarının istediği herhangi bir şeyin üzerine getirerek o şey hakkında detaylı bilgi sahibi olabilecekler. Ve evet bu yeni ticaret imkânları yaratan bir şey olabilir ;-)”

UYARI VE ÖNGÖRÜ

POINT-KNOW-BUY henüz yeni ortaya çıkan bir tüketici trendi. Tüketicilerin bilgiye her an her yerde kolayca ulaşma arzusunda oldukları kesin, ancak yukarıda sözünü ettiğimiz teknolojilerin bir çoğunun henüz gelişme aşamasında olduğu dikkate alınırsa, sürecin yaygın, kesintisiz ve (en önemlisi) güvenilir hale gelmesi için bir miktar zaman geçmesini beklemek şart gibi görünüyor.

Gerçekten de tüketicilerin içinde bulundukları INFOLUST (daha fazla bilgi için yanıp tutuşma) hali ancak aşağıdaki koşullar yerine geldiğinde gerçekten tatmin olabilir:

  • POINT & KNOW trendinin adında da belirtildiği gibi işaret et, öğren satın al prensibi sadece önceden belirlenmiş bazı nesneleri ya da kodu olanları değil, any görsel evreni kapsadığı zaman.
  • Yazılım cihazlara tamamen entegre olup, ek uygulamalara ihtiyaç duyulmadığı zaman.
  • Resim / ses tanıma işlevleri kötü ışık, gürültü ve yamuk açılar gibi gerçek koşullarda da mükemmel çalıştığı zaman.

Örneklerden de görebileceğiniz gibi, gelişmeler bizi bu noktaya doğru götürmekte.

TEKNOLOJİK PLATFORMLAR

POINT-KNOW-BUY trendinin gelişimini tetikleyen teknolojilere hızlı bir bakış:

QR KODLARI

Yıllardır etrafta olan QR kodları sonunda tüketici algısına girmeyi başardı. Ancak bu defa da yerini, aşağıda sözünü ettiğimiz daha yeni ve çoğunlukla daha doğal teknolojilere bırakması olasılığı yüksek.

ETİKETLEMEK’

Tüketicilerin hizmetine sunulmuş nesnelerin ve seslerin taşıdığı gözle görülmez işaretleri okuyabilen ve bu sayede bilgi ya da aksiyon ortaya koyan sayısız uygulama mevcut. Bu trendin nereye varabileceği hakkında bilgi sahibi olmak için Blippar ve Aurasma dergilerinin interaktif kapaklarına göz atmanızı öneririz.

AUGMENTED REALITY (ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ GERÇEKLİK)

Tanımı dijital içeriğin fiziksel dünyaya eklenmesi ya da fiziksel ve sanal olanın içi içe geçmesi (ekranda gözüktüğü şekliyle). Bugüne kadar yapılan zenginleştirilmiş gerçeklik (AR) uygulamalarının çoğu (örneğin Wikitude) kullanıcının telefonundaki GPS ve pusula alıcıları sayesinde kullanıcının ne yöne baktığını ‘tahmin etmeye’ dayalıydı. Bugünlerde ise yeni nesil, daha güçlü, görsel aramaya dayalı AR teknolojileri görülmekte (aşağıdaki gibi).

GÖRSEL ARAMA

POINT-KNOW-BUY trendinin gelecekteki versiyonu. (Google Goggles ve Layar Vision gibi) ‘akıllı’ imge tanıma teknolojilerinin, arama yapmak ve belirli bir içeriği sunmak için, kullanıcının coğrafi konumunu belirlemeye çalışmak yerinde, sadece görüntülenen nesnenin ne olduğunu tanımlamaya odaklanması. Bu şartlar altında telefonunuzun kamerasını Eiffel Kulesi’nin resmine yöneltmenizle, Eyfel Kulesi’nin kendisine yöneltmeniz arasında hiç bir fark yoktur.

leafsnap kullandığı resim tanıma teknolojisi sayesinde, kullanıcıların yaprağının fotoğrafını çekerek ağacın türünü öğrenmesine imkân tanıyan ücretsiz bir uygulama.

Google’ın Skymap uygulaması kullanıcının telefonunu gökyüzüne çevirerek gökyüzündeki nesneler, ve yıldız kümeleri hakkında detaylı bilgi sahibi olmasına olanak tanıyarak harika bir POINT & KNOW örneği sergiliyor, Star Chart ve Star Walk benzer iPhone uygulamalarından ikisi.

Heinz kısa süre önce Blippar teknolojisine dayalı bir ‘zenginleştirilmiş gerçeklik yemek kitabını’ tüketicilerin kullanımına sundu. Kullanıcılar telefonlarının kamerasını Heinz ketçap şişesinin alt bölümüne odaklayarak tek tek şişeden dışarı çıkan tarifleri görebiliyordu.

Kaynak: TrendWatching