Yazılar

SİYASET VE SOSYAL MEDYA | GİZLİ GÜÇ

Özellikle internetin gelişimi ile birlikte ortaya çıkan Sosyal Medya kavramı, artık siyasi hayata da yön vermeye başladı. Kaldı ki son ABD seçimlerinde de yaşananlar bunun en açık kanıtı sayılır. Ancak, her iki tarafı son derece hassas ve keskin bir bıçak gibi olan bu iletişim modeli nasıl doğru bir şekilde kullanılabilir siyasiler tarafından? Özel sektör kullanımında olduğu gibi, kesinlikle son derece dikkatli planlanmış bir Sosyal Medya stratejisine ihtiyaç vardır. Ancak, öncelikli olarak aşağıdaki konularda hemfikir olunması gerekiyor:

ŞeffaflıkŞeffaflık

Sosyal Medya unutmaz… Dolayısı ile paylaştığınız bilgilerin doğru olması gerekiyor. Hatalı bir paylaşıma tepki daha siz ayağa kalkamadan milyonlara ulaşabilir. Sonuçları ise onarılamaz bir hal alabilir.

Samimiyet

Samimi ve içten bir yaklaşım, kalplere doğru şekilde dokunan paylaşım stratejisi her zaman gönülleri fetheder.

Özgünlük

Her zaman her yerde israrla anlatıyoruz: İçerikler özgün olmak zorunda. Siyasi arenada da olsa vermek istediğiniz mesajlara ait oluşturulmuş özgün içerikler her zaman seçmeni daha doğru şekilde kucaklar. Kimseyi kesinlikle taklit etmeyiniz.

Çift taraflı iletişim

İletişim, çift taraflıdır. Paylaşımlarda bulunurken seçmenlerden gelen bilgileri mutlaka okuyun/dinleyin ve olabildiğince cevap vermeye çalışın. Bu, seçmene değer verdiğinizin bir kanıtıdır.

Bir sonraki adım, merkezi bir seçim yönetim merkezi ve kampanyası oluşturmak olmalıdır. Bu önemli; eğer herkes kafasına göre paylaşım ve yönetim yapmaya kalkarsa, çatlak sesler ortaya çıkar ve başarı gelmeyeceği gibi olası başarıya engel olabilir. “Burada, Sosyal Medyanın ışık hızında olduğunu tekrar hatırlatmakta fayda var.”

Peki, ya sonra?

Siyasi Marka

Eğer adınız yeterince bilinmiyorsa, Sosyal Medya’nın nimetlerinden faydalanarak daha düşük bütçeler ile kendinizi çok daha geniş kitlelere duyurabilir ve marka bilinirliğinizi arttırabilirsiniz. Kısacası burası tam size göre…

SeçmenSiyasilider.com / Blog

Kendi ad ve soyadınızı taşıyan ve tamamı ile sosyal Medya mecraları ile entegre edilmiş güçlü bir web sitesi olmak zorunda. Burada hem sizin detaylı bilgileriniz olacak hem de diğer tüm etkinlik (MeetUP ve benzeri uygulamalar entegre edilmeli)  bilgilerini içerecek. Seçmenler üye olabilecek, takip edecek ve yorumlarını bırakabilecekler. Elbette, yorumlara ve fikirlere zaman zaman geri dönüşler yapmak son derece önemli. Tüm bunlar temsil ettiğiniz partinizin web sitesi ve kuralları ile birlikte belli bir ahenk içerisinde işlemeli.

Entegre Sosyal Medya

Kampanyanın başarılı olabilmesi için birden fazla sosyal Medya mecrasında yer almak daha doğru olur. Çünkü seçmenler farklı özellikleri nedeni ile farklı mecralarda bulunuyor olacaklardır. Dolayısı ile Twitter’da olup ta diğer mecralarda olmamak son derece hatalı olur. Yer almanın yanında bu kanallar dikkatli ve özenli bir şekilde dinlenmeli ve seçmenlerin neler konuştuğu ve beklentilerinin neler olduğu sürekli analiz edilmelidir.

Bağışlar

Eğer mevcut yasalar izin veriyorsa siyasi kampanyaya bağış alabiliyor olmak önemli. Çünkü, siyasi arenada bu tür tanıtımların ne kadar maliyetli olduğu açık bir şekilde ortada. Dolayısı ile web sayfası, blog ve benzeri mecralar için bu konuda uygulama geliştirilmeli ve yer almalı.

Kampanya Teknikleri

Sosyal Medya’nın gücü henüz tam olarak anlaşılamadı ancak ilerleyen süreçte siyasi hayatı daha fazla etkilemesi ise kaçınılmaz bir durum. Dolayısı ile bizlerin normalde ticari hayatta kullandığımız gerilla ve viral tekniklerin, bu alanda da kullanılması konusunda hiçbir engel yok. Kaldı ki kısa zamanda hem çok daha büyük hem de daha kalıcı etki yaratabilir rahatlıkla.

Süreklilik

Eğer bu çalışmaları hemen seçim öncesindeki dönemde başlayıp sonrasında kapatırsanız bir faydası olmaz. Daha farklı bir ifade ile sadece seçim dönemlerinde değil, hayatın tüm dönemlerinde bu stratejilerin her daim uygulanıyor olması gerekmektedir. Bu, süreklilik ve sürdürülebilir başarıyı getirir.

Geleneksel Medya

Geleneksel Medya ile Sosyal Medya konseptleri arasında mutlak bir bağlantı olmalıdır. Geleneksel Medya araçlarında yer alındığı dönemlerde mutlaka Sosyal Medya çalışmalarınızdan bahsederek geniş bir network ve etki alanı oluşturmalısınız.

Sosyal Medya ve Bürokrasi

Bürokrasinin kendine has özellikleri var, dolayısı ile son derece kuralcı ve yavaştır. Sosyal Medya’nın hızına yetişemeyeceği için iki kavramı birbirine karıştırmadan çalışmalısınız.

Anlamak

Sosyal Medya’yı doğru kullanabilmek çok iyi anlamanız gerekiyor. Kullandığınız hesapların geçerli ve doğrulanmış olması önemli. Sahte hesaplara karşı ekibinizin sürekli tetikte olması gerekir.

KrizKriz

Sosyal Medya’nın ışık hızında olduğunu tekrar hatırlatarak, olası yaşanacak krizlerde nasıl tepki verilebileceğine yönelik protokollerinin oluşturulması gerekmektedir. Sürekli raporları isteyerek değerlendirme yapın gidişat hakkında.

 Sosyal Medya’nın günümüzde siyasi liderler ve hükümetler üzerinde de ciddi bir baskı unsuru olmaya başladığını görmezden gelmek son derece hatalı bir yaklaşım olur.”

KISSADAN HİSSE | SOSYAL MEDYA KAMPANYALARI

Teknolojinin baş döndürücü gelişimi ile birlikte ortaya çıkan “Sosyal Medya” konsepti, her sektör ve ölçekteki kurum ve kişiler için gerçek anlamda fırsatlar sunuyor. Satışların arttırılması ve sürdürülebilir olmasında, akıllı geliştirilmiş kampanya stratejileri ile istenilen sonuçlara ulaşmak artık çok daha kolay. İşte bu nedenle aşağıda sizler için bir kampanya modelinde öne çıkan ve dikkat edilmesi gereken bazı adımları özet olarak dikkatinize sunduk:

Hikaye[ HİKAYE ]

Bazı kampanyalar anlık  ve dikkat çekici olabilir. Bizim tavsiyemiz ise, kampanyanın bir hikayesinin olmasıdır. Bugün mevcut yerel ve global uygulamalar bakıldığında, bir hikayesi olan kampanyalar daha dikkat çekici ve uzun soluklu olmaktadır. Bu, hedef kitlenin dikkatinin uzun süreli olarak sizde odaklanmasını sağlar.  Hikaye, aslında kampanyanın ruhudur.

İnceleyin: Firmanızın bir hikayesi olmalı

Zamanlama

[ ZAMANLAMA ]

Planlanan kampanyanın hangi dönem içerisinde gerçekleşeceğine çok dikkatli karar vermelisiniz. Doğru zamanda aktif olmayan kampanya hedefini şaşırabilir ve istenilen sonuçlara ulaşmayabilir. Aynı anda benzer bir kampanya olabilir, dolayısı ile hedef kitlenin algısında da bölünme yaşanabilir.

Süre[ SÜRE ]

Ulaşılacak hedef kitle ve sunulacak içerik ile doğru orantılı olarak kampanyanın kabul edilebilir süresinin de çok iyi hesaplanmasında fayda vardır. Gereğinden fazla uzun yada kısa olan süreçler, yine istenilen sonuçlara ulaşmada sorun yaratabilir.

 

Hedef[ HEDEF ]

Geliştirilen kampanya modelinin gerçekten hedef kitle ile uyum sağlayıp sağlamadığı kesinlikle önceden çok iyi analiz edilmelidir. Örneğin, bayanların yoğun olduğu bir mecrada herhalde erkek pantolonu satmaya kalkışmak  pek iyi bir fikir olmaz. Yada organik gıda severlerin bulunduğu bir grupta, organik olmayan bir ürünün tanıtımını yapmak yanlış olabilir.

İnanç[ KÜLTÜR ]

Eskiden olduğu gibi günümüzde de insanların farklı arayışları doğrultusunda farklı inanç anlayışları vardır. X bir kampanya modelinde, yine  en çok dikkat edilmesi gereken konuların başında gelir bu durum. A şehrinde uygulanmış bir modeli B şehrinde aynen uygulamak doğru olmaz. Kültürel farklılıklar nedeni ile; ister yerel ister global olsun, her kampanya uygulanacak lokasyona göre yeniden düşünülmeli yada revize edilerek uygun hale getirilmelidir.

Odaklanma[ ODAKLANMA ]

Kampanya eğer organik gıdalar üzerine ise, bu odağın dışına çıkmamak gerekir. Verilecek mesaj yalın ve net olmalıdır. Birden fazla anlam ve mesaj yüklenmiş kampanyalar, algıyı dağıtarak istenilen sonuçlara ulaşmada ciddi sıkıntı yaratabilir.

Ölçülebilir[ ÖLÇÜLEBİLİR ]

Kampanyanın başarılı olmasında en önemli etkenlerin başında, ölçülebilir olması gelir. “Ölçmek bilmek, bilmek ise yönetmektir” sözü, aslında bu konuyu çok iyi anlatmaktadır. Kampanya sonuç verilerini analiz edip değerlendirmek gerekir ki nerede eksik yada fazla varsa bunlar tespit edilerek bir sonraki kampanyanın hedeflerine ulaşması mümkün olur. Yoksa; kampanyayı yaptım mı? Yaptım, demek son derece yanlıştır.

İçerik[ İÇERİK ]

Kampanya içeriğinin son derece doğru ve sağlam olması gerekir. Verilmesi gereken mesaj ve ulaşılması gereken hedef ile örtüşmeyen içerikler her zaman için başarısızlık getirir.

 

Basit[ BASİT ]

Neredeyse , her yerde YARATICILIK konusunda sayısız yazılar çıkmakta ve eğitimler verilmektedir. Elbette yaratıcılık çok önemli ama öyle durumlar oluyor ki bazı yaratıcılıklar karmaşık hale gelmeye başlıyor. Doğal olarak hedef kitlenin kucağına konan kampanyayı da algılaması zorlaşıyor. Sanırım hiç kimsenin alışveriş esnasında matematik problemi çözmesine pek gerek yok.  Mesaj, ne kadar net olursa başarı o kadar kolay olur. Bu konuya şu açıdan da bakmak lazım; tüketici 1 gün ve/veya 1 hafta içerisinde o kadar çok reklama maruz kalıyor ki artık ne yapacağını şaşırmış durumda.


Mesaj[ MESAJ ]

Buradaki mesaj kavramı doğrudan, sizin ne kadar zamanda geri dönüş (ROI-Return Of Investment) beklediğiniz ile doğru orantılı. Anlık sonuçlar ve farkındalıklar bekliyorsanız eğer, mesajını kısa olmalı ve uygulanacağı mecrada TWITTER olmalıdır. Eğer daha uzun süreli olacak ise FACEBBOK ve diğer SM mecraları ile entegre bir yapıda planlanmalıdır. Buradan şu sonucu çıkarmak lazım. Kampanya ve ilgili mesajları, kesinlikle her mecra için farklı düşünülmeli ve tasarlanmalıdır. Çünkü, meşhur Sosyal Medya mecraları her ne kadar özellikleri ile bugün birbirine yaklaşıyor olasa da, çıkış noktaları farklıdır. Aynı zamanda üyelerde değişkenlikler göstermektedir.

Etkileyici[ ETKİLEYİCİ ]

Duygulara dokunmak: Planlanan kampanya, mutlaka marka ve hedef kitle arasında bir duygu bağlantısı sağlayacak şekilde düşünülmelidir. Bu bağlantıyı doğru şekilde tasarlanmış bir kampanyanın başarısı ve etkisi çok daha uzun süreli olur. Daha da önemlisi, hitap ettiğiniz kitleyi anladığınızı gösterir ki tüketicilerin günümüzde beklentileri de budur zaten. Bunun olmaması durumunda, bir sonraki kampanyanız için tüketicinizin İlgisini kaybetmiş olabilirsiniz.

Verimli[ VERİMLİ ]

Ticari kapsamda yapılan tüm kampanyaların, doğal olarak maddi anlamda bir getirisinin olması gerekir. Yapılan kampanya Facebook’taki sayfanızın beğeni sayısını arttırabilir ancak satışları arttırmıyorsa bu başarısız bir kampanyadır. Aynı şekilde; beğeni sayısı örneğin 10,000 olsun. Hemen akabinde kampanyanızı yayınlıyorsunuz ama en fazla 10 kişi beğeniyor ve diyelim ki bu 10 kişiden 3’ü satınalma yapıyor. Bu da başarısız bir kampanya uygulamasıdır.

Elbette bu konular hiçbir şekilde buradaki kadar basit değil. Burada sadece kilit olarak dikkat edilmesi gereken bazı başlıklar özetlenmiştir. Bunun gibi nice konular olup, konspetlerine göre ciddi detaylar barındırmaktadır. Dolayısı ile gri alanlarda gezmek yerine daha net çalışmalar yaparak doğru sonuçlara ulaşmakta fayda vardır.

Başarısızlığın, yeteri kadar ön analizlerin yapılmamasından kaynaklı olarak ortaya çıktığını unutmayınız…

HANGİ İÇERİK MODELLERİ, İŞİNİZDE EN İYİ GERİ DÖNÜŞÜ SAĞLAR?

Daha önce 5 Ocak 2012 tarihinde yayınlamış olduğumuz “SEO | 2013 YILINDA ÖNE ÇIKACAK KRİTERLER” isimli blog yazımızda içeriğin öneminden ve kurgulanma modellerinden detaylı olarak bahsetmiştik. Ancak, konu o kadar önemli ki burada bir kere daha konuya değinmeyi uygun gördük. Bu yazımızda, aynı zamanda eMarketer’ın da hazırlamış olduğu bazı son araştırma bilgileri yer almaktadır.

1-MecralarYandaki tabloya bakıldığında; hedef kitlenin ihtiyacına yönelik olarak hazırlanmış içerikler % 62.2 gibi ciddi önemli bir yer tutuyor. Hemen arkasından doğal olarak video seçeneği % 51,9 olarak yerini haklı olarak alıyor. Aradaki adımlar olmazsa olmazlar ama son zamanlarda yükselen trend olarak görülen infografikler ise % 27.9 ile yükselişte olduğu görülüyor. İnfografik nedir diye kısaca hatırlamak gerekirse: Fazla sayısal değer içeren bilgilerin, belli bir mantık akışı içerisinde görsel olarak hedef kitleye sunulmasıdır diyebiliriz kısaca. Her zaman için, görsel çalışmaların kişiler üzerinde daha kalıcı etkiler bıraktığını unutmamak gerekiyor.

Bu tabloya bakarak çıkması gereken sonuç kesinlikle tüm çalışmaların belli bir entegrasyon dahilinde birlikte (Etki ağırlıklarına ve sizin hedef kitlenize uyumlu olarak) yapılması gerektiğidir.

İçerik Önemli DağılımıYandaki bir diğer tabloda ise % 34.4’lük bir kesimin (1/3’ü) pazarlama stratejisinde içeriğin önemli olmadığını, ancak geri kalan 2/3’ünü temsil eden % 65.6’lik kesimin ise tam tersi çok önemli olduğunu ifade etmektedir.

Özet olarak baktığımızda; yatırımın geri dönüş süresi ve maliyetleri karşılama oranı konu olunca, değerli içeriklerin önemli derecede önde olduğu rahatlıkla görülebiliyor.

Halen pek çok işletme içerik konusunun ne önemini kavrayabilmiş durumda ne de tam olarak yeterli adım atmış durumda değil. Sadece olayın görsellik olmadığının farkına vararak, hedef kitlerine ve vizyonlarına uygun içerikleri üretmeleri ve paylaşmaları kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu alana yapılacak yatırımlar mutlak surette pozitif ve kısa süreçte kendilerine fayda olarak geri dönecektir.

 Kaynak: eMarketer

SEO | 2013 YILINDA ÖNE ÇIKACAK KRİTERLER

Evet, 2012 yılı maya kehanetlerine göre sona ermedi. İlerleyen süreçte belkide yeni kehanetler ortaya çıkacak ve bunlar üzerine uzun uzun tartışıyor olacağız. Emin olun ki bu konular en çok yine sosyal medya mecralarında rağbet görecek. 2013 yılında SEO alanında ise “İçerikler” ve “Bağlantılar” çok daha fazla ön plana çıkacak, hak ettiği değeri ve ilgiyi görecek.

Yazılı basında yer alan pek çok dünya devi artık dijital dünyaya geçiş yapmaya başladı. Bunun, 2013 yılında diğer sektörlerde de hızlı bir ivme ile artacağı yapılan araştırmalarda ortaya çıkıyor. Bu ne demek? Bu şu demek: Dijital dünyadaki bilgi neredeyse sınırsızlık düzeyine gelir. Bu kadar büyük bir bilgi hacminde aradıklarımızı en doğru şekilde ve kısa sürede nasıl bulacağız? İşte bunun sırrı SEO optimizasyonunda yatıyor.

Bilindiği üzere web sayfaları tasarımları ile ön planda gözüküyor olsa da, asıl önemli olan fonksiyonellikleri 2 ana yapı üzerine odaklanmıştır:

  • İçerikler
  • Bağlantılar

Bir web sayfasının başarısı sadece tasarıma bağlı değildir. Birlikte ve doğru şekilde entegre edilmiş olması gerekenler, “İçerikler” ve “Bağlantılar” olmaktadır. Bu aşamada içeriğiniz çok güzel ve değerli olabilir, ancak bu içeriklere ihtiyacı olanların ulaşabilmesi için doğru SEO teknikleri ile bağlantıların kaliteli bir şekilde kurgulanmış olması ile doğru orantılıdır. Ve bunun sürekli denetim altında tutularak, yani sonuçlar analiz edilerek an ve an güncellenmesi gerekir. Çünkü, ilgi görmeyen bir içerik ve bağlantı artık sizi doğru sonuçlara götürmeyebilir. Dolayısı ile güncel olmak çok önemlidir. Standart SEO imkanlarının dışında, bütçeniz ile doğru orantılı olarak arama motorlarının sağlamış olduğu ek olanaklardan da zaman zaman yada sürekli faydalanıyor olmak, sizi arayanların yada vermiş olduğunuz hizmetleri arayanların size ulaşımını kesinlikle çok daha kolaylaştıracak, hızlandıracak ve hatta ilk sıralarda sizin yer almanızda öncelik sağlayacaktır.

SEO’nun geleceğinde; sürdürülebilir kaliteli içerik, doğru stratejiler ve uzun dönemli marka değerinin oluşturulması bulunmaktadır.

İÇERİK | KALİTELİ

2013’ün En Önemli 10 Tüketici Trendi | DATAMYNING (“Tüketicilerin tercihi ‘büyük’ değil ‘iyi’ veri.”)

9 Aralık 2012 tarihinde yayınladığımız ve yukarıda linkini verdiğimiz yazıda, aslında bu konuya değinmiş olduk. Bu araştırmaya göre;

“Bugüne kadar süregelen ‘büyük veri’ tartışması şirketlerin müşterileri hakkında sahip oldukları verilerin değeri konusuna odaklanmaktaydı. Tüketicilerin yaşam tarzları hakkındaki verilerin kendilerine ait olması ve bunları diledikleri şekilde kullanma talepleri ve toplanan verileri proaktif olarak, müşterilerinin davranışlarını geliştirmek ve/veya tasarruf etmek konularında onlara yardımcı olmak için kullanan markalara yönelmeleriyle, 2013’de bu bakış açısının tersine dönmesi kaçınılmaz gözüküyor.”

TrendWatching’in yaptığı bu araştırmaya göre, tüketiciler artık bilginin büyüklüğü ile değil, bilginin kendileri için ne kadar cazip ve verimli olduğu ile ilgileniyor. Dolayısı ile hangi mecra olursa olsun, bulunulan yere ve ulaşılmak istenen kitleye göre içeriklerin hazırlanması ve düzenlenmesi gerekiyor. Burada bir önemli konuda daha ortaya çıkıyor ki o da şu: Bilgilerin taze olması..! Günü ve ihtiyacı karşılamayan içerikler her zaman için hedef kitlenin sizden uzak kalmasına sebep olur.

Bu yazıyıda inceleyebilirsiniz | Google Araştırması

İÇERİK | MARKA DEĞERİ VE KARAKTER SAHİBİ OLMAK

Marka Değerine ve Karakter Sahibi olmaktan kastımız aslında içeriğin ÖZGÜN olmasıdır. Bugün, halen ne yazık ki içeriklerin oluşturulmasında kopyala-yapıştır mantığı izlenmektedir. Bakıyorsunuz; aynı sektörde hizmet verdiğiniz firmalar ile web sayfalarınızın içerikleri neredeyse aynı. Hatta tasarımlarında bile büyük benzerlikler barındırıyor. Peki, sizi diğerlerinden farklı kılacak ve öne çıkaracak şey ne olmalı? Neden sizi tercih etmeliler? Bu soruların cevapları içerinde yaptığınız işte farklı olmak yatar. İşte bu farklılıkların aynen dijital dünyada da olması gerekir. Eğer sizin web sayfanızın yada bloğunuzun içeriği rakipleriniz ile aynı ise, ihtiyaçları doğrultusunda araştırma yapan kişi ve kurumlar kararsız kalır seçim konusunda. Dolayısı ile hiç üşenmeden bu konuya zaman ayırmalı, kaliteli ve özgün içerikler oluşturmak zorundasınız. Başka bir deyişle “Rekabetçi Üstünlüklerinizi” ortaya çıkarmalısınız.

Bu yazıyıda inceleyebilirsiniz | Web Tasarımı

İÇERİK | MAKALE VE ARAŞTIRMALAR 

Uzun uzun  yazılar hazırlanabilir ancak burada da önemli olan yazının ne kadar uzun olduğu değil, yazının okuyan için ne kadar değer oluşturduğudur. Bu, biraz önce yukarıda bahsetmiş olduğumuz “Marka Değeri ve Karakter Sahibi Olmak” ile  de ilişkisi vardır. Makaleleri okuyanların sıkılmaması, istedikleri şeyleri bu yazılar içinde bulması kesinlikle şarttır. Diğer bir ifadeyle; basit olmalı ama aynı zamanda bir farklı konsepte ve özgün fikre sahip olmalıdır. Hedef kitlenin ilgisini çekmek, yazıların okunabilirliğini sağlamak, uzun süre kalmasını sağlamak ve nihayetinde sizi arayabilmesini sağlamak sadece bunları yapmak ile de mümkün olmayabilir. Az öncede söylediğimiz gibi okuyanlar sıkılmamalı, bunu sağlamanın ise elbette bazı yöntemleri var. Bunlardan; makaleleri doğru görseller ile eşleştirmek ve içerikler eğer araştırma sonuçlarını barındırıyor ise bunları görsel olarak kullanıcıya aktarabilmektir. Unutmayalım ki görsel sunular her zaman daha fazla ilgi çeker ve akılda kalır.

İÇERİK | SOSYAL MEDYA DÜNYASI

Daha önceki yayınlarımızda da belirttiğimiz üzere Sosyal Medya dünyası sürekli büyüyor ve değişiyor. Bu mecralarda yer almaya başlayan hem üreticiler hem tüketiciler ise her geçen gün yeni deneyimler elde ediyor. İşte bu nedenle içerik çok daha fazla önem kazanıyor.  İçerikten bahsedince sadece web sayfalarında yer alan içerikleri değil diğer tüm sosyal medya mecralarındaki içerikleri ifade ediyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu; web sayfanızda yer alan içerikler ile SM mecralarındaki içerikler benzerlik gösterebileceği gibi, farklılıklarda arz edebilir. Çünkü, web sayfanıza Facebook ile gelen yada LinkedIn sayfanıza gelenler farklı olabileceği gibi, bu platformların amaçlarına göre içerikler değişik olmak zorundadır. Her yerde aynı içeriği kullanmak doğru olmayabilir.

Görüldüğü üzere içerik büyük önem kazanıyor. Dolayısı ile içerik üretimi ve uygulamasında, Sosyal Medya ajanslarının firmalara yardımcı olması gerekiyor.

İÇERİK | MULTİMEDYA

Sürekli yapılan araştırmalardan elde edilen analiz sonuçlarına göre, içeriklerin ilgi çekiciliği ve etkileyiciliği görsel materyaller ile desteklendiğinde daha fazla artıyor. Videolarda da benzer ama daha küçük çaplı bir etki seviyesinde kaldığı görülüyor. Nasıl ki özgün ve güncel içeriklerden bahsediyorsak, kullanılan görsellerde de aynı yöntemi kullanmalıyız. Herkesin kullandığı resimler yerine daha nadir bulunanlar kullanılmalı. Hatta, içerikle doğru orantılı olarak görseller hayal edilmeli, tasarlanmalı ve çizilmelidir. Durum video tabanlı çalışmalarda da aynı yaklaşım izlenmelidir. Elbette bu konuda özellikle sosyal Medya Ajanslarına ciddi görevler düşüyor.

Dip Not:

SEO’dan arzu edilen sonuçlara ulaşabilmek için; tüm bu ve benzeri çalışmalar sürekli olmalı, uygulanabilir bir strateji ve entegrasyon içermelidir.

(SERP) ARAMA MOTORU SONUÇLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRME / İNFOGRAFİK

Arama motorlarını kullanarak isteğimiz doğrultusunda yapacağımız araştırma sonuçları karşımıza detaylı analizler ile  gelir. Bu sayfa analizlerinin amacı tüketiciye aradığı şey hakkında yardımcı olmak, daha doğrusu satınalma sürecini kolaylaştırmaktır. Hakikaten, gelinen bu noktada artık aklımıza ne geliyorsa bu arama motorlarını ciddi derecede kullanır hale geldik, sanki elimiz ayağımız oldu. Vazgeçemiyoruz getirdiği rahatlıktan. İşte bu konunun önemini ve şu anki durumunu anlayabilmek için aşağıda bir infografik hazırlanmıştır. Bu infografik, ABD’deki sonuçları içermekte olup ReachLocal tarafından derlenmiştir.

Bu infografiğe göre;

ABD’de de yaşayan yetişkinlerin % 59’u, bir bilgi aradıklarında bu arama motorlarının getirdiği sonuçları mutlaka dikkate alıyor ki bu aslında oldukça büyük bir oran internetin tarihine baktığımızda.

Arama motoru sonuç sayfaları temel olarak 4 ana bölüme ayrılıyor:

  • The Search Bar (Arama Çubuğu)
  • Paid Search Ads (Ödenmiş Arama Sonuçları – Bir bedel karşılığında öne çıkan arama/reklam sonuçları)
  • Organic Results (Organik Sonuçlar)
  • Related Searches (İlgili Aramalar)

 The Search Bar (Arama Çubuğu)

Arama çubuğunda tüketiciler genelde 3 tür arama yapıyor:

Informational (Bilgilendirme) –  Kullanıcı genel bir bilgi yada ürün arar:  “Pasta” / “Araba Markaları”

Navigational (Bilgi ve yer bulma) – Kullanıcı daha net bir bilginin ve yerinin peşindedir: “Mahfel Cafe – Bursa” / “Özdilek Havlu”

Transactional (Transaksiyonel) – Kullanıcı daha bilinçli bir şekilde hedefe doğrudan yönelik bir arama yapar: “Taze ve kaliteli kestane şekeri Bursa’dan alınır”

Ek Bilgiler:

– İnternet aramalarının % 93’ü arama motorlarından sağlanır.

– Google’daki aylık arama sayısı 100 milyardır.

– Aramalarda kullanılan ortalama kelime sayısı 4,99‘dur.

Paid Search Ads (Ödenmiş Arama Sonuçları – Bir bedel karşılığında öne çıkan arama/reklam sonuçları)

Sponsorlu bağlantılar olarak bilinir. Bu reklamlar PPC (Pey Per Click / Tıklama başına ödeme)sistemi ile çalışır. Arama yapan kullanıcıların % 93’ü bu şekilde karşısına gelen bilgileri/bağlantıları mutlaka inceler.

Organic Results (Organik Sonuçlar)

Web sitenize arama motorlarından gelen ziyaretçilerin sağladığı trafiği/erişimi ifade eder. Organik sonuçlar için web sitenizin arama motoru optimizasyonun çok iyi yapılandırılması gerekir. Web siteniz arama motoru ile ne kadar uyumlu ise o kadar başarılı sonuçlara ulaşılabilir.

4 temel yapı taşı vardır

SNIPPET – Web sitenizin meta tanımıdır.

URL – WEB sayfanızın SERP’te görüntülenen adresidir.

SITELINKS – Kullanıcının arama yaptığı şey doğrultusunda ilgili diğer bağlantıların görüntülenmesidir.

TITLE – Arama yaptığınız sayfa hakkında genel başlık bilgilerini içerir.

Local Results (Lokal Sonuçlar)

4 temel yapı taşı vardır

BUSINESS NAME – Aranılan bilgiye ait ticari isim ve benzeri bağlantılar

RATINGS & REVIEWS – Arama sonuçlarına göre oluşan bir tür kredi notu diyebiliriz.

MAP ICON – Harita üzerinde kullanılan simge, işyeri adresi.

ADDRESS – Açık iş yeri adresi.

Related Searches (İlgili Aramalar)

Arama motorları, aradığınız bilgiyi analiz ederek ilgili olabilecek diğer bilgi bağlantılarını size ek olarak gösterir.

Kaynak: ReachLocal

POINT & KNOW (İŞARET ET & ÖĞREN) TRENDİ

Şimdilerde üzerilerinde akıllı telefon taşıyan tüketiciler, dış dünyada karşılaştıkları birçok şey hakkında anında bilgi sahibi olabildikleri (hatta satın alma yapabildikleri) bir dünyanın keyfini çıkarıyor. Şimdi bu trende yatırım yapmış olan markaların uygulamalarından bir şeyler öğrenmenin ve kendi uygulamalarınızı yapmaya başlamanın kesinlikle tam zamanı!

Tüketicilerin bilgiye susaması yeni bir şey değil. Bilgi gücü ve kontrolü tüketicilerin eline vermekle kalmıyor, kesinlik ve garanti de sağlıyor (en azından illüzyonunu yaratıyor). Bu nedenle bilgi iyinin de iyisini arayan günümüz tüketicilerinin talep listesinde üst sıralardaki yerini her zaman koruyacaktır. Diğer yandan keşif unsurunun da olaya eğlence kattığı unutulmamalı.

Hemen her şeyi neredeyse takıntılı bir şekilde googleladığımız bir on senenin ardından, bugün doğru verileri (metin halinde) girdiğimiz sürece aradığımız bilgiye anında ulaşmayı sıradan ve beklenen bir şey olarak görüyoruz. Ulaşılması ve aşılması beklenen bir sonraki sınır görsel bilgi arayışının tatmini: tüketicilerin gerçek dünyada karşılaştıkları ve ilgilerini çeken nesneler hakkında daha doğal yöntemlerle ve hareket halindeyken basitçe akıllı telefonlarını* bu nesnelere doğru yönelterek bilgi edinmeleri.

Nasıl ‘internete girmek’ için artık bilgisayarın karşısında (masada!) oturuyor olmak gerekmiyorsa, bir şeyler keşfetmek için de metinle arama yapma zorunluluğu ortadan kalkacak. İnsanlar gördükleri ya da işittikleri her şey hakkında ne olduğunu bilmeseler ya da sözcüklerle tarif edemeseler bile anında bilgi sahibi olabilecek (hatta satın alabilecekler).

* Bir çok dijital tüketici trendinde olduğu gibi, POINT-KNOW-BUY trendinin de arkasındaki itici güç de (neredeyse onlara yapışık halde yaşadığımız) akıllı telefonlar ve ‘görsel’ bir teknoloji ekosisteminin (QR kodlardan gelişmiş görsel aramaya kadar) oluşmuş olması.

“POINT-KNOW-BUY | Bilgiye metin formunda arama yaparak ulaşmak herkes için ulaşılabilir bir şey olduğundan beri, bilgiye görsel arama yoluyla ulaşma yarışı başladı. Yakında gerçek dünyada karşılaştığımız her nesne (hatta kişi) akıllı telefonu olan hareket halindeki tüketiciler tarafından ‘bilinebilir’ hale gelecek. Zira tüketiciler telefonlarını canlarının istediği herhangi bir şeyin üzerine getirerek o şey hakkında detaylı bilgi sahibi olabilecekler. Ve evet bu yeni ticaret imkânları yaratan bir şey olabilir ;-)”

UYARI VE ÖNGÖRÜ

POINT-KNOW-BUY henüz yeni ortaya çıkan bir tüketici trendi. Tüketicilerin bilgiye her an her yerde kolayca ulaşma arzusunda oldukları kesin, ancak yukarıda sözünü ettiğimiz teknolojilerin bir çoğunun henüz gelişme aşamasında olduğu dikkate alınırsa, sürecin yaygın, kesintisiz ve (en önemlisi) güvenilir hale gelmesi için bir miktar zaman geçmesini beklemek şart gibi görünüyor.

Gerçekten de tüketicilerin içinde bulundukları INFOLUST (daha fazla bilgi için yanıp tutuşma) hali ancak aşağıdaki koşullar yerine geldiğinde gerçekten tatmin olabilir:

  • POINT & KNOW trendinin adında da belirtildiği gibi işaret et, öğren satın al prensibi sadece önceden belirlenmiş bazı nesneleri ya da kodu olanları değil, any görsel evreni kapsadığı zaman.
  • Yazılım cihazlara tamamen entegre olup, ek uygulamalara ihtiyaç duyulmadığı zaman.
  • Resim / ses tanıma işlevleri kötü ışık, gürültü ve yamuk açılar gibi gerçek koşullarda da mükemmel çalıştığı zaman.

Örneklerden de görebileceğiniz gibi, gelişmeler bizi bu noktaya doğru götürmekte.

TEKNOLOJİK PLATFORMLAR

POINT-KNOW-BUY trendinin gelişimini tetikleyen teknolojilere hızlı bir bakış:

QR KODLARI

Yıllardır etrafta olan QR kodları sonunda tüketici algısına girmeyi başardı. Ancak bu defa da yerini, aşağıda sözünü ettiğimiz daha yeni ve çoğunlukla daha doğal teknolojilere bırakması olasılığı yüksek.

ETİKETLEMEK’

Tüketicilerin hizmetine sunulmuş nesnelerin ve seslerin taşıdığı gözle görülmez işaretleri okuyabilen ve bu sayede bilgi ya da aksiyon ortaya koyan sayısız uygulama mevcut. Bu trendin nereye varabileceği hakkında bilgi sahibi olmak için Blippar ve Aurasma dergilerinin interaktif kapaklarına göz atmanızı öneririz.

AUGMENTED REALITY (ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ GERÇEKLİK)

Tanımı dijital içeriğin fiziksel dünyaya eklenmesi ya da fiziksel ve sanal olanın içi içe geçmesi (ekranda gözüktüğü şekliyle). Bugüne kadar yapılan zenginleştirilmiş gerçeklik (AR) uygulamalarının çoğu (örneğin Wikitude) kullanıcının telefonundaki GPS ve pusula alıcıları sayesinde kullanıcının ne yöne baktığını ‘tahmin etmeye’ dayalıydı. Bugünlerde ise yeni nesil, daha güçlü, görsel aramaya dayalı AR teknolojileri görülmekte (aşağıdaki gibi).

GÖRSEL ARAMA

POINT-KNOW-BUY trendinin gelecekteki versiyonu. (Google Goggles ve Layar Vision gibi) ‘akıllı’ imge tanıma teknolojilerinin, arama yapmak ve belirli bir içeriği sunmak için, kullanıcının coğrafi konumunu belirlemeye çalışmak yerinde, sadece görüntülenen nesnenin ne olduğunu tanımlamaya odaklanması. Bu şartlar altında telefonunuzun kamerasını Eiffel Kulesi’nin resmine yöneltmenizle, Eyfel Kulesi’nin kendisine yöneltmeniz arasında hiç bir fark yoktur.

leafsnap kullandığı resim tanıma teknolojisi sayesinde, kullanıcıların yaprağının fotoğrafını çekerek ağacın türünü öğrenmesine imkân tanıyan ücretsiz bir uygulama.

Google’ın Skymap uygulaması kullanıcının telefonunu gökyüzüne çevirerek gökyüzündeki nesneler, ve yıldız kümeleri hakkında detaylı bilgi sahibi olmasına olanak tanıyarak harika bir POINT & KNOW örneği sergiliyor, Star Chart ve Star Walk benzer iPhone uygulamalarından ikisi.

Heinz kısa süre önce Blippar teknolojisine dayalı bir ‘zenginleştirilmiş gerçeklik yemek kitabını’ tüketicilerin kullanımına sundu. Kullanıcılar telefonlarının kamerasını Heinz ketçap şişesinin alt bölümüne odaklayarak tek tek şişeden dışarı çıkan tarifleri görebiliyordu.

Kaynak: TrendWatching

2013 YILININ EN ÖNEMLİ 10 TÜKETİCİ TREND TAHMİNİ

2013 yılı ihtiyaçların  ve fırsatların yağmur gibi yağdığı bir yıl olacak. Bazı ülkelerin ekonomileri nispeten idare ederken, diğerleri sallanmaya devam edecek. Ancak; kesin olan bir şey var ki hangi pazar ya da sektörde olurlarsa olsunlar, değişen tüketici ihtiyaç, istek ve beklentilerini doğru yakalayan ve bunlara doğru ürün ve hizmetler ile yanıt verebilenler 2013’de de sayısız kâr etme fırsatları bekliyor olacak. Sınırları yeniden çizilmiş bir küresel ekonomi, yeni teknolojiler ve yeni iş modelleri…

Tüm bunlar kimin hoşuna gitmez ki?

Aşağıda TrendWatching tarafından hazırlanan çalışmanın geniş bir özeti sizler için derlenmiştir. İşte gelecek 12 ay boyunca dikkatle takip edip uygulamaya taşımanızı önerdiğimiz en önemli 10 tüketici trendinin (rastgele sıralamayla) özeti:

PRESUMERS&CUSTOWNERS:

“Tüketiciler yeni ürün ve markaların fon arayışı ve önlansman süreçlerinin parçası olabilmelerini sağlayan yöntemleri giderek daha çok benimseyecek.”

Tüketicilerin, sevdikleri (yeni) ürün ve markalara fon sağlamak, tanıtım ve gelişimlerine katkıda bulunmak için kullanabilecekleri yol ve yöntemleri giderek daha çok benimsemeye başlamaları sayesinde, ön-sipariş, crowdfunding (kitle fonlama) ve tüketici değeri gibi kavram ve pratiklerin 2013’de geleneksel tüketim alışkanlıkları ile rekabet edecek düzeye erişmesi bekleniyor…

Bu bağlamda PRESUMER tüketicilerin crowdfunding platformlarında harcadığı tutarın 2009 yılında sadece 530 milyon USD’dan 2011’de 1.3 milyara ve 2012’de de 2.8 milyar USD’a ulaşmasına şaşırmamak gerekir. (Kaynak: Massolution/The Economist, Mayıs 2012).

PRESUMER tüketicilerin geçeceği bir sonraki aşama ne olabilir?

CUSTOWNERS: Pasif tüketici konumundan, markalara fon sağlama/yatırım yapmaya (hisselerini satın almak da dahil) doğru aşama kaydeden tüketiciler.

Ancak, bu iş bilinci yüksek tüketiciler çoğunlukla finansal olduğu kadar duygusalda bir kazanç peşindeler. İşte bu yüzden, sadece açık, dost canlısı, dürüst, güvenilir, şeffaf, ve öyle ya da böyle ‘insani’ yapıdaki markalar bu hevesli CUSTOWNER tüketicilerin ilgisini çekmeyi başarabilecek.

Örnek:

Eylül 2012’de Hong Kong’da kurulan online bir platform olan ZAOZAO kendisini “sosyal ön-perkandeci” olarak tanımlıyor. ZAOZAO moda tasarımcılarına lansman öncesi ürünlerini sitede sergileme ve sitenin modasever takipçileri arasında üretim için fon toplama imkânı sağlıyor.

EMERGING:

“Dünyanın her yerindeki yeni gelişmekte olan markalar, dünyanın her yerindeki yeni gelişmekte olan orta sınıfların ihtiyaçlarını karşılamakta.”

Son yirmi yıl, gelişmekte olan pazarlara ürün ve hizmet götüren gelişmiş ekonomiler ve sonlara doğru gelişmiş ekonomilere ürün ve hizmet götüren gelişmekte olan ekonomilerle ilgiliyken, şu anda bambaşka bir trendle karşı karşıyayız. Gelişmekte olan pazarların yine gelişmekte olan diğer pazarlara yönelik geliştirdiği ürün ve hizmetlerde bir patlamaya hazır olun…

Çin ve Brezilya markalarının Türkiye, Hindistan veya Güney Afrika’daki orta sınıflara sattığını düşünün! Ve de tam tersini…

Yeni gelişen ekonomilerin sahip olduğu markaların diğer gelişmekte olan ve hızlı büyüyen pazarlara girmesi ve ürün/hizmetleriyle önemi her geçen gün artmakta olan orta sınıflara hitap etmeye başlamaları sonucunda, küresel piyasaların yeni süper güçlerinin gelişmekte olan ekonomilerden çıkması kaçınılmaz olabilir!

Rakamlar gerçekten son derece ilginç: 2013 yılında ilk kez yeni gelişmekte olan ekonomilerin toplam gayrisafi millî hasılası gelişmiş ekonomilerin üzerine çıkacak: Satın alma gücü paritesi olarak ölçüldüğünde 44.1 trilyon USD’a karşılık 42.7 trilyon USD (Kaynak: IMF, Ekim 2012).

Örnek:

Türkiye merkezli Peak Games, Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika genelinde sahip olduğu ayda 30 milyon aktif kullanıcıyla şu anda dünyanın 3.en büyük sosyal oyun platformu. Şirket 2012’nin ilk çeyreği itibariyle gelirlerini 2011’in ilk çeyreğine kıyasla ona katlamış durumda.

MOBILE MOMENTS:

“Çok sayıda işin, hatta aşırı sayıda işin aynı anda yapıldığı bir yaşam tarzı: 2013 yılı mikro-kolaylık, mini-deneyim ve dijital çerezlerin hakimiyetine sahne olacak.”

‘Mobil’ teknolojiler alanında yaşanacak bir sonraki gelişmeyi merak edenlere davranışsal bir içgörü: 2013’de tüketiciler, deneyim, satın alma ve iletişim alanında birçok işi aynı anda yaparak, yaşadıkları her bir anı maksimize etmek için cep telefonlarına yönelecekler…

Tüm bunlar gösteriyor ki, önümüzdeki 12 ay boyunca MOBILE MOMENTS trendinde özellikle şu alanlarda bir patlama beklemeliyiz: Cep telefonu ve mobil cihaz seven tüketicilerin çok sayıda işi aynı anda yaparak (kesintisiz) bir yaşam tarzına kavuşmalarına imkan sağlayan her tür ürün, servis ve deneyimlerde.

Amerika’da akıllı telefon sahibi yetişkinlerle yapılan bir araştırmanın sonuçları, kadın katılımcıların % 63’ünün, erkek katılımcıların ise % 73’ünün telefonlarını kontrol etmeden bir saatten fazla duramadıklarını ortaya koyuyor. (Kaynak: Harris Interactive, Haziran 2012).

Yapılan araştırmalar yaşları 18 ve 24 arasında değişen cep telefonu kullanıcılarının günde ortalama 109.5, ayda ise 3,200’den fazla mesaj alıp verdiğini gösteriyor. (Kaynak: Pew Research Centre, Eylül 2012).

Android kullanıcılarının mobil cihaz uygulamaları kullanım alışkanlıklarıyla ilgili yürütülen akademik bir çalışma, kullanıcıların ortalama günlük mobil cihaz kullanım süresinin günde bir saat olmasına rağmen, ortalama uygulama kullanım süresinin bir dakikanın biraz üzerinde olduğunu ortaya koydu. (Kaynak: DFKI, November 2011).

Örnek:

Jana, gelişmekte olan pazarlardaki cep telefonu kullanıcılarının SMS üzerinden pazar araştırma anketlerine katılmasına olanak tanıyan bir servis. Üyelerin katılım karşılığında bedava kontör kazandığı servis, mobil operatörlerle yaptığı ortaklığın sonucu olarak, 100’den fazla ülkede yaklaşık 3.5 milyar kişiye ulaşıyor.

NEW LIFE INSIDE:

“Artık ürünlerin geriye bir şeyler vermesinin zamanı geldi.”

2013’de ivme kazanması beklenen günümüze özgü bir eko-trend: İçlerinde yeni bir yaşam ihtiva eden ürün ve hizmetler fenomeni. İmha edilmek veya (bir başkası tarafından) geri dönüştürülmek yerine ürünler yeni bir şey yetiştirmek üzere doğaya geri verilebilir. Üstelik bu süreçte elde edilen eko-statü ve eko-öyküler de çabası…

Elbette NEW LIFE INSIDE ürünler temel sürdürülebilirlik sorunlarına bire bir çözüm getirmiyor. Ancak 2013 yılında sıradan bir tüketim ürününden çevreye faydalı canlı bir yaşam yaratabilmeye her zamankinden çok daha fazla sembolik değer atfediyor olacağız.

Örnek:

Sprout büyüdüğünde bitki olmak isteyen bir kurşun kalem. Kalem bitmeye yaklaştığında toprağa ekilebiliyor: kalemin ucundaki tohum kapsülü suyla temas halinde çözülüp, tohumun filizlenmesine ve büyümesine olanak sağlıyor. Eylül 2012’de yatırım toplamaya ayrılan süre sona erdiğinde, proje 2000’den fazla destekleyici PRESUMER’dan 35,000 USD’ın üzerinde fon toplamayı başarmıştı.

APPSCRIPTIONS:

“Yeni ilaç: Dijital teknolojiler…”

Dijital teknolojiler yeni ilaçlar mı?

2013’de hastaların tıp kurumlarından, tedavi için kullanmaları gereken sağlık uygulamaları ve teknolojilerini tasdik etmelerini, durumları için uygun olanları seçip bir arada önermelerini veya “reçete etmelerini” talep etmelerini bekleyin…

Tıp uzmanlarının alınan sağlık sonuçlarını desteklemek için sağlık uygulama ve servislerine yönelmesi, dijital teknolojilerin ilaç özellikleri göstermeye başlamasına neden oldu.

Uzmanlara göre, bu dijital ‘ilaçlar’, tüketicilerin farkındalığını arttırmak, onları kurallara uymaya yönlendirmek ve uzaktan takip sayesinde uyarı sinyallerinin erkenden alınmasına olanak tanımak suretiyle sağlık alanında yapılan harcamaları azaltmayı vaat ediyor.

Sağlık sektöründe faaliyet göstermiyor ve APPSCRIPTIONS trendinin size hitap etmediğini düşünüyor olsanız bile, iddiaya varız ki altında yatan ve ondan daha güçlü bir trend olan mobil hizmet trendini incelemeye ayıracağınız bir saat son derece faydalı içgörüler kazanmanıza yardımcı olabilir.

Örnek:

Avustralya’da devlet destekli ‘National Prescribing Service’ (Milli Reçete Servisi) Haziran 2012’de Antibiotik Hatırlatıcı uygulamasını vatandaşların kullanımına sundu. Ücretsiz akıllı telefon uygulaması, hastaların reçetelerinde yer alan ilaçlar için hatırlatma mesajı almalarına olanak tanıyor, aldıkları ilaçları takip ediyor ve iyileşme sürecini takip etmek için bir iyileşme günlüğü tutuyor. Uygulama kullanıcıların antibiyotikleri doğru şekilde alarak, ilaçlarından en iyi şekilde fayda görmesini sağlamayı amaçlıyor.

CELEBRATION NATION:

“Kültürüyle hava atmak.”

Önümüzdeki 12 ay boyunca gelişmekte olan ekonomiler ulusal ve kültürel miraslarını gururla dış pazarlara ihraç edecek, hatta bunlarla gösteriş yapacak. Eskiden tamamen inkâr edilmeseler de açıkca küçümsenen semboller, yaşam tarzları ve geleneksel öğeler bu pazarlardaki tüketiciler için bundan böyle birer gurur kaynağına, diğer pazarlardaki tüketiciler için ise ilgi alanlarına dönüşüyor…

Bulunduğunuz pazar CELEBRATION NATIONS sınıfına dahil değilse, yeni gelişmekte olan ekonomilerden sıkı bir yerli markayla ortaklık yaparak onların rüzgârından yararlanmanın vakti gelmiş demektir.

Örnek:

Çin’in ilk lüks moda markası olan NE-TIGER doğu ile batıyı buluşturan etnik ilhamlı tasarımlarıyla ünlü. Marka, Eylül 2012’de İtalya Milano’da, ‘Huafu’ adlı en son koleksiyonunu sunmadan önce şirketin kurucusu Zhang Zhifeng “Çin’den Dünyaya” başlıklı bir konuşma yaptı.

DATA MYNING:

“Tüketicilerin tercihi ‘büyük’ değil ‘iyi’ veri.”

Bugüne kadar süregelen ‘büyük veri’ tartışması şirketlerin müşterileri hakkında sahip oldukları verilerin değeri konusuna odaklanmaktaydı. Tüketicilerin yaşam tarzları hakkındaki verilerin kendilerine ait olması ve bunları diledikleri şekilde kullanma talepleri ve toplanan verileri proaktif olarak, müşterilerinin davranışlarını geliştirmek ve/veya tasarruf etmek konularında onlara yardımcı olmak için kullanan markalara yönelmeleriyle, 2013’de bu bakış açısının tersine dönmesi kaçınılmaz gözüküyor.

Bu arada, tüketiciler doğru ve iyi hizmet aldıklarını düşünmek isterler ama izlenmek de istemezler.

Örnek:

Ekim 2012’de hizmete giren Movenbank, kullanıcıların finansal alışkanlıklarını geliştirmek ve gösterdikleri pozitif gelişimi ödüllendirmek prensibine dayalı bir finansal hizmet platformu. Sistem kullanıcının CRED skoruna dayalı olarak işliyor. Kullanıcının harcama ve tasaruflarını iyi yönetmesi ve ‘sosyal ağlardaki etkisinin’ artması durumunda CRED skoru da artıyor. CRED skoru yüksek olan kullanıcılar daha düşük fiyat ve ek ürünlere erişim gibi avantajlardan yararlanabiliyor.

AGAIN MADE HERE:

“Yeni hizmet ekonomisi yerli üretim.”

Tüketicilerin NEWISM tutkusu ve niş ürün ve hizmetler konusundaki doymak bilmez iştahı, doğru ürüne hemen sahip olma isteği ve beklentisi, ekolojik endişeler ve bitmek bilmeyen ilginç öykü arayışları, 3D-baskı ve siparişle üretim gibi yerli üretim teknolojilerinin yaygınlaşması gibi trendlerle bir araya gelerek, 2013’de gelişmiş pazarlarda yerli üretimde yeniden canlanmayı tetikleyecek…

Diğer yandan tüketicilerin AGAIN MADE HERE trendine kucak açması, Çin’in yükselen işgücü maliyetleri, uzun teslimat süreleri ve hassas küresel tedarik zincirler nedeniyle endişelenen yöneticiler tarafından da olumlu karşılanmakta.

Bilgi:

Her beş Amerikalı alışverişçiden dördü (%76) ürünlerin üzerindeki “Amerika’da Üretilmiştir” ibaresine dikkat ediyor ve bu ürünleri diğerlerine tercih etme olasılıkları ise daha yüksek. (Kaynak: Perception Research, Haziran 2012).

Örnek:

Fremont, Kaliforniya’da üretilen Tesla Model S araçlarının ilk teslimatı Haziran 2012’de gerçekleştirildi. Lityum pil ile çalışan ve 4.5 saniyede 60 mil hıza ulaşan araç kullanıcıya gerçek bir spor araç performansı yaşatıyor. Kullanıcı, Model S’in kablosuz internet erişimine sahip (akıllı telefonlarla senkronize çalışabilen) dokunmatik ekranlı konsolu üzerinden navigasyon, müzik ve klima gibi sistemlere ulaşabiliyor.

FULL FRONTAL:

“Şeffaflık yetmez, çırılçıplak soyun ve gururla dolaş.” 😉

Peki 2013’de şeffaflık mega trendi konusunda hangi yeni gelişmeleri bekleyebiliriz? Markalar ‘saklayacak hiçbir şeyleri olmaması’ aşamasından, saklayacak hiçbir şeyleri olmadığını proaktif bir şekilde göstermek ve ispat etmek aşamasına geçmek zorunda. Ayrıca ‘değerler’ ve ‘kültür’ gibi gösterişli ancak muğlak ifadelerden ziyade gerçek sonuçları baz alan, açık ve anlaşılır ifadeler kullanmaya başlamaları gerekiyor.

Elbette tüketicilerin tamamı bu derece talepkâr olmayacaktır. Ancak yüzde yüz şeffaflık giderek bir hijyen faktörü haline geleceği için, kendileri talepkâr olmayanlar bile, sadece bu konuları önemseyenlere karşı olsun, markaların etik ve çevreci olduklarını ispatlaması gerektiğini düşünecek.

Birkaç İstatistiki bilgi:

İşletmelerin doğru olanı yaptığına inanan tüketicilerin yüzdesi 2011’de %56’dan, 2012’de %53’e düştü. (Kaynak: Edelman, Ocak 2012).

Markaların yaşantılarına anlamlı bir olumlu katkı yaptığına inanan tüketicilerin oranı Avrupa’da % 8, Amerika’da ise % 5 olarak belirlenmiştir. İlginçtir ki bu oranlar Çin ve Latin Amerika ülkelerinde sırasıyla % 57 ve % 30 olarak ölçülüyor. (Kaynak: Havas, Şubat 2012).

Amerika’da, halkla kurumsal sosyal sorumluluk alanında elde ettiği gerçek sonuçları paylaşan markaların ürün ve hizmetlerini satın alma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu belirtme oranı % 69 iken, halka sadece bu alandaki misyon ve amaçlarından söz eden markaların ürün ve hizmetlerini satın alma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu belirtme oranı % 31’lerde kalıyor. (Kaynak: Cone Communication, Ekim 2012).

Şirketlerin çevreci iddialarına Amerikalıların sadece % 44’ü inanıyor. (Kaynak: Cone Inc, Mart 2012).

Örnek:

Brezilyalı çevre dostu kozmetik markası Natura yıllık faaliyet raporunda sosyo-çevresel hedeflerinin kapsamlı listesine yer veriyor. Geçtiğimiz yıl sonu raporunda, su tüketimi ve katı atıkları azaltmak, çalışanların eğitimine ayrılan zamanı arttırmak gibi hedeflerinin karşısında ‘Gerçekleştirilmedi’ ibaresi yer alıyordu. Bu hedefler 2012 için düzeltilerek listede yer almayı sürdürdü.

DEMANDING BRANDS:

“Markaların emri tüketicilerin başı üstüne.”

2013’de bazı uyanık markaların (yani ürün ve hizmetlerin daha sürdürülebilir ve şirket ve markaların sosyal konularda daha fazla sorumluluk sahibi olduğu bir geleceğe doğru o çok gerekli yolculuğa çoktan çıkmış markaların) müşterilerinin de katkıda bulunmasını talep ettiklerini göreceğiz…

Ancak tüketiciler kendilerini bir marka için öne atmadan önce o markanın vizyonuna tamamıyla güvenmek isteyecekler. Bu yüzden kendinizi DEMANDING BRAND olarak konumlamadan önce %100 şeffaf ve samimi olduğunuzdan emin olun.

2013 yılında önemi artması beklenen DEMANDING BRANDS trendi ile ilgili altı çizilmesi gereken diğer çok önemli nokta da şu: Tüketicilerin dikkatini çekmek için geçici olarak talepkâr bir marka gibi davranmak başka bir şey, sürekli olarak anlamlı taleplerde bulunan bir marka olmak bambaşka bir şey. Kolay olacağını kim söyledi?

Örnek:

Brezilyalı futbol takımı Vitoria 2012 yılının Haziran ayında takımın yeni formasını piyasaya sundu. Takımın renkleri normalde siyah kırmızı iken, piyasaya çıkan forma siyah beyaz idi. Takım Brezilyalı taraftarlarından formadaki kırmızı rengi geri getirmek için kan bağışında bulunmalarını istedi. Brezilya kan bankası hedeflediği kan bağışı hedefine ulaşma sürecine paralel olarak, 2012/2013 futbol sezonu boyunca takımın formasının üzerindeki 4 adet beyaz çubuk teker taker kırmızıya dönüyor olacak.

Kaynak: TrendWatching

2012 YILININ EN BÜYÜK 30 SOSYAL MEDYA REKLAM VERENİ

Kellogg / 1,89 milyar izlenme

Kellogg Sosyal Medya’yı sadece promosyon için kullanmıyor. Aynı zamanda; dinliyor, araştırıyor ve yeni ürün fikirlerini takip ediyor.

Comcast / 1,89 milyar izlenme

Comcast’te ciddi yatırımlar Sosyal Medya’da neler olduğunu yakından takip ediyor.

Dell / 1,9 milyar izlenme

Dell yakın bir tarihe kadar gelirlerinin 9 milyon dolarlık kısmını Facebook ve diğer sosyal medya mecralarından sağlıyordu. Dell’in bu konudaki başarısının altında ise 10,000 çalışanına sağlamış olduğu Sosyal Medya eğitimleridir.

Fab.com / 1,95 milyar izlenme

Fab’ın başarısı ise Facebook’u ciddi şekilde CRM’in bir parçası olarak görmesinden kaynaklıdır.

American Express / 1,97 milyar izlenme

AE sosyal medya alanındaki çalışmalarına 2011 yılında hız vermiş ve şu ana kadar bilinen en büyük entegre yönetim sistemine sahiptir.

Blizzard Entertaintment / 2 milyar izlenme

Blizzard bilindiği üzere dünya oyun üreticilerinin başında geliyor. Oyunlarının çok daha büyük kullanıcı kitlesine hitap etmesi için sosyal medyaya ciddi ihtiyaç duyuyor.

Ebay / 2,07 milyar izlenme

Ebay’i zaten bilmeyen yok neredeyse. Sosyal Medya uygulamaları ile yakından ilgilenir ve özellkle Facebook’ta e-Bay ile kullanılabilecek uygulamaların geliştirilmesi yönünde destek verir.

Samsung / 2,1 milyar izlenme

Samsung’un Facebook ile rekabet noktasında kendi sosyal ağ yapısını 2013 yılında piyasaya çıkaracağını belirtiyor.

NBC Universal / 2,12 milyar izlenme

Sosyal Medya’nın tüm olanakları en iyi şekilde kullanıyor.

Intuit / 2,17 milyar izlenme

Sosyal Medya’yı etkin bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Geliştirdikleri Brainstorm uygulaması ile paylaşılan bir fikir bir başkası tarafından görülüp uygun ürün yada çözüm online olarak geliştirilebiliyor.

Toyota / 2,34 milyar izlenme

Mashable‘da ilgili yazıyı okumanızda fayda var.

Verizon / 2,38 milyar izlenme

Facebook stratejisi.

Elektronic Arts / 2,53 milyar izlenme

Facebook’un en büyük reklam vereni. 2012 yılında sadece 1 iş ödediği reklam ücreti 2,75 milyon dolar. Fecebook’tan yapılan açıklamaya göre % 440’lık bir geri dönüş sağlanmış durumda. Dolayısı ile ne kadar önemli olduğunu buradan anlayabilirsiniz.

Sony / 2,58 milyar izlenme

Sony’de ciddi anlamda Sosyal Medya’da yer almak için çaba gösteren firmalar içinde geliyor.

Experian / 2,65 milyar izlenme

Experian’da Sosyal Medya’da büyük bütçeler kullananların başında geliyor.

Procter & Gamble / 2,66 milyar izlenme

PG tanımayan yok zaten. Firmanın kendisine ait sosyal medya politikası mevcut. CEO’sunun aldığı karar ile geleneksel medya yatırımlarını azaltarak ağırlığı sosyal medya’ya vermiş ve bu konuda facebook’un çok daha önemli bir mecra olduğunu ifade etmiştir.

Capital One / 2,68 milyar izlenme

Twitter’ı CRM’in ciddi bir parçası olarak görmektedir.

Nestle / 2,7 milyar izlenme

Firmanın facebook üzerinden 670 binden fazla takipçisi vardır.

Guthy-Renker / 2,75 milyar izlenme

Facebook, youtube ve twitter’ı yoğun şekilde kullanıyor.

Google / 2,94 milyar izlenme

Google hakkında sanırım fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Netflix / 2,96 milyar izlenme

Geçmiş zamanda sosyal medya krizi yaşamış olsada diğer firmalar gibi bu alanda çalışmalarına yoğun olarak devam etmektedir.

Universal Technical Institute / 2,98 milyar izlenme

UTI, bir çok teknik konuda öğrencilerine detaylı eğitimler sağlıyor. Youtube’da sahip olduğu kanal ile eğitimlerini online olarak sunuyor.

Weight Watchers / 3,2 milyar izlenme

Firma WW olunca zaten sosyal medya’dan uzak durması beklenemez, dolayısı ile hemen hemen tüm SM kanallarını yeni müşteri kazanmak ve var olanları koruyarak geliştirmek için kullanır.

Amazon / 3.3 milyar izlenme

Amazon’u zaten biliyorsunuz ve en çok kullandığı mecralardan birisi facebook.

State Farm / 3,5 milyar izlenme

SM’nın neredeyse her alanında aktif.

IAC / 3,6 milyar izlenme

Firma sadece bir çeyrekte yaklaşık 213 milyon dolar harcadı pazarlama ve satış faaliyetleri için.

Disney / 3,7 milyar izlenme

Konu Disney olunca SM’den uzak durması beklenemez.  Facebook sayfası şu an 39 milyondan fazla kişi tarafından takip ediliyor.

JustFabulous / 3,9 milyar izlenme

Müşterileri ile birebir ilgileniyor ve facebook sayfası 1,2 milyon kişi tarafından takip ediliyor.

Microsoft / 4 milyar izlenme

Facebook ile bağlantısını koparıp 1.2 milyar dolara yammer’ı satın aldı.

AT&T / 12,9 milyar izlenme

11 farklı twitter ve 6 farklı facebook sayfasına, 3 youtube kanalına, 1  adet flicker hesabına, 8 adet bloğa, 1 adet LinkedIn ve G+ firma sayfalarına sahip. Halen 3.4 milyon kişi facebook sayfasını takip ediyor. AT&T CEO’su Ralph de la Vega; “Sosyal Medya’nın ilerleyen süreçte en büyük güç olacağından hiç şüphesi olmadığı söylüyor. Dolayısı ile çok önem verdiklerini ekliyor.”

Kaynak: BusinessInsider

WEB TASARIMI NEDEN ÖNEMLİ VE GELECEKTEKİ DURUMU

Eskiden, firma ve markanın tanıtımı için geleneksel medya (Radyo, TV, Billboard gibi) yöntemler kullanılırdı ki bu halen doğal olarak devam ediyor. Ancak, bu yöntemlerin etkisi ve sonuçlarının ölçülebilirliği yavaş yavaş önemini kaybetmekte. İnternet’in keşfi ve gelişimi yanında ise sönük kalmaya başlamıştır. Dijital ekonomi devrimi ve sosyal medyanın yükselişi ile insanların farklılık arayışları yoğunlaşmıştır. İnsanlar, pasif durumlardan aktif ve daha etkin alanlara yönelmişlerdir.

Gerçek hayatta ürünlerin faydalarının yanında, ambalajlarının tasarımları her zaman daha ilgi çekici olmuş, satışların artmasının yanında sürekliliğinde önemli rol oynamıştır. Firmaların internetteki web sayfa tasarımları da işte bu nedenden dolayı çok önemlidir. Ancak, internetin farklı yapısı nedeni ile web sayfa tasarımının yanında içeriği ve güncel kalabilmesi ise en az onun kadar önemlidir.  Dolayısı ile firmaların internet ortamındaki en önemli yüzü olan web sayfaları, kurum kimliğine ve vizyonuna uygun tasarlanmalı, özgün olmalı, hızlı olmalı, fonksiyonel olmalı ve sosyal medya mecraları (Twitter, Facebook, LinkedIn, Pinterest, Foursquare, Kurumsal Blog,…) ile bütünleşik bir yapıda çalışıyor olmalıdır. Ancak, bu sayede kalıcı verimlilik sağlanabilir.

Web sayfasının tasarımı ve içeriği yanında SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) çok önemlidir. Bunun en önemli nedeni ise arama motorlarında aktif olarak yer almak ve üst sıralarda bulunabilmektir. Aynı zamanda son derece akıllı tasarlanmalı, firmanıza ulaşanlar ne yaptığınızı web sitenizden net bir şekilde anlayabilmeli ve ofisinize kolaylıkla ulaşabilmelidir.

İşin ilginç yanı, pek çok firma iş hayatı süresince (Ofis Dizaynı, Lüks Mobilyalar, Son Model Araçlar, Yüksek Bütçeli TV Reklamları ve benzeri…) konulara görsellik ve imaj yönünden büyük önem vermekten ve hatırı sayılır yatırımlar yapmaktan kaçınmamaktadırlar. Tam bunun tersine dijital ekonomiye daha doğrusu kaçınılmaz geleceğe ise yeteri kadar yatırım yapmamaktadır.  Halbuki bugün gelinen teknoloji ve dijital devrimde, fayda-maliyet kuralından bakıldığında işletmelere mantıklı teknoloji yatırım maliyetleri ile  daha yüksek ve kalıcı karlılık rahatlıkla sağlanabilmektedir. Bu, firmalara sürdürülebilir kalite yolunda büyük avantajlar yaratır.

“Bilindiği üzere yeni TTK (Türk Ticaret Kanunu) çıktı ve yürürlüğe girdi, pek çok değişiklikte beraberinde geldi. Artık, tüm şirketlerin web sitesi olmalı, bunun yanında yeni TTK ile gelen ekler doğrultusunda bu web sitelerinde kanunen şirkete ait bilgilerin yayınlaması zorunluluğuda getirildi. Bunların yapılmaması yada eksik yapılması durumunda da ciddi cezai yaptırımların uygulanmasına karar verildi.”

Aşağıda “SmalBizTechonology” tarafından yurtdışında yapılan bir araştırma sonuçları bulunmaktadır. 1500 KOBİ’nin katıldığı bu araştırma sonucunda, işletmelerin web sayfa tasarımlarına ciddi önem verdiği ortaya çıkmaktadır. Tüm sonuçlara bakıldığında ise, ilerleyen süreçte öneminini kaybetmeden arttıracağı kesindir.

Yukarıdaki grafiğe göre web sayfa tasarımı:

% 49 – Çok Önemli

% 31 – Önemli

% 10 – Nötr

% 7 – Az Önemli

% 3 – Önemli Değil

İlk iki oranı topladığımızda ise “% 49 + % 31 = % 80′lik bir oran“, Web sayfa tasarımlarının ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
% 67 – Önümüzdeki 5 yıl içinde grafik tasarım artan oranda önemli hale gelecek

% 34 – 2011 yılına göre 2012 yılı içerisinde tasarıma önem verenlerin yüzdesi
% 44 – 2012 yılında tahmini yatırım yapacakların oranı
% 21 – 2012 yılında tahmini daha az yatırım yapacakların oranı
Yukarıdaki grafikte ise tasarımlarda popüler olarak ön plana hangi renklerin kullanımı ortaya çıktığı verilmeye çalışılmıştır. % 57 ile mavi ve % 35 ile yeşil renk ilk iki sırayı paylaşıyor. En az tercih edilen renk ise % 10 ile mor.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SOSYAL MEDYANIN HİKAYESİ

Sosyal Medya’nın amacı hep insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak yönünde  oldu. Bu alandaki ilk adım ise 1971 yılında İsviçre’de bulunan araştırmacıların kendi aralarında iletişimi sağlamak için gönderdikleri e-posta ile gerçekleşti. Sosyal Medya dünyasına sürekli katılmakta olan yeni uygulamalar sayesinde, insanların birbirleri ile sürekli iletişim ve etkileşim içinde kalmalarını sağlıyor. Artık fiziksel sınırların bir önemi kalmadı.  Dünya’nın her yerinden  ve hatta uzaydan bile insanlar birbirleri ile kolaylıkla iletişime geçebiliyor.

Dolayısı ile Facebook, Twitter, LinkedIn ve benzeri diğer sosyal medya mecralarının arkasındaki konsepte bakıldığında çok yeni bir şey olmadığını rahatlıkla görebilirsiniz. Ancak, günümüzün teknolojisi sayesinde tüm bu uygulamalar daha çekici, daha seksi ve çok daha kolay kullanılabilir hale geliyor.

Peki, internet nereye gidiyor?

Aslında bu sorunun cevabını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Son hızla büyüyor ve yeni teknolojiler sayesinde daha kolay yaygınlaşıyor. Ancak, internetin nereye gittiğini daha rahat algılayabilmek için CopyBlogger‘ın son derece güzel hazırlamış olduğu aşağıdaki tarihsel bilgileri incelemenizde büyük fayda var:

1971

İsviçre’de bulunan araştırmacıların kendi aralında iletişimi sağlamak için gönderdikleri e-posta ile gerçekleşti.
1980

Usenet2in ortaya çıkışı; tasarlanan ortak bir pano ile kişiler kendi aralarında her türlü bilgiyi (bilim, müzik, spor ve daha pek çok şey) paylaşabilir hale geldi.

1991

Bu yıl, CERN çalışanları tarafından (Tim Berners) WWW-world Wide Web keşfedildi. Amaç, basit bir şekilde iletişimi kolay hale getirmekti.

1994

Swarthmore Koleji öğrencisi olan Justin Hall ilk kişisel blog sayfasını yayımladı, dolayısı ile BLOG konseptininde başlangıcı oldu. Bu konsept sosyal Medya’nın da öncüsü oldu diyebiliriz.

1995

Classmates.com ortaya çıktı. Amaç, eski sınıf arkadaşlarının bulunması, grupların kurulması ve iletişim halinde kalmaktı.

1996

ASK.com ortaya çıktı. Bu uygulama ile insanlar sorular sorabiliyor ve cevaplarına ulaşabiliyorlardı.

1997

Bu yıl ise AIM sayesinde insanlar birbirleri ile gerçek zamanlı ve online olarak sohbet etme imkanına kavuştu.

1997

Aynı yıl, ortaya WEBLOG konsepti ortaya atıldı (Jorn Barger)

1998

Bu yılda ise internet üzerinden paylaşılabilen OpenDiary (açık günlük) uygulaması oluştu. Bu sayede, kişiler özel yada gizli bilgilerini birbirleri ile paylaşabilir hale geldi. Kullanıcıların bunu yapabilmesi ise HTML bilgisinede ihtiyacı yoktu. Kullanıcılar yine bu sayede ilk defa birbirlerinin yazdıklarına notlar/Yorumlar ilave edebilir hale geldi.

1999

97-98’den sonraki bu gelişmelerin hemen ardından LiveJournal ve Blogger’ın ortaya çıkması ise daha büyük gelişmelerin ve BLOG’ların yaygınlaşmasına sebep oldu.

2000

Genişbant internet kullanıma hazır hale geldi. Hemen ardından ise Jimmy Wales ve Lary Sanger dünya’nın ilk açık kaynak kodlu ve online kullanılabilir sözlüğünü geliştirdi. Bu küresel bir sözlüktü. İlk yıl 20,000’den fazla bilgi içeriyordu.

2001

Önce MEETUP ortaya çıktı, bu uygulama ile insanlar aralarındaki paylaşımları ve buluşmaları internet üzerinden yapabiliyorlardı. Hemen arkasından StumbleUpons (Üye oylama sistemi) geldi. Bu yıl dünya için ayrı ama çok acı bir önemi vardı; 11 Eylül’de NewYork ikiz kulelere saldırı olmuştu.

2002

Bu yıl FriendSter aktif oldu, kullanıcı sayısı 1 milyon olmuştur. Kullanıcılar kişisel profillerini oluşturabiliyor ve gerçek zamanlı bağlantılar kurabiliyordu.

2003

MySpace ortaya çıktı ve genç jenerasyon içinde daha ilk ayında 1 milyondan fazla kullacıya ulaştı. Yine bu tarihte WORDPRESS hayatımıza girdi.

2004

Diğer bir dönüm noktası olan Facebook ortaya çıktı ve şu an neredeyse 1 milyar kullanıcıya ulaştı.

2004

Flickr hemen ardı sıra geldi, kullanıcılar artık istedikleri imajları birbirleri ile rahatlıkla paylaşabiliyordu.

2005

Ve halen ortalığı kasıp kavuran YOUTUBE hayatımıza girdi ve kullanıcılar yüksek hacimlerde kişisel videolarını paylaşmaya başladı.

2006

140 karakterlik kısıtlı mesaj hakkı ile TWITTER vazgeçilmemiz oldu. Kısa mesajlar yazılabiliyordu ancak çok hızlı ve etkindi. Halen saniyede  4000’den fazla tweet atılıyor.

2006

Spotify geldi, şimdi de kullanıcılar kişisel müzik listelerini  oluşturabiliyor ve paylaşabiliyorlardı.

2007

Gorupon, gerçek zamanlı alışveriş imkanını farklı pazarlama tekniği ile kullanıcıların hizmetine sundu.

2008

Tumblre, blog konseptine yeni bir hava getirdi.  Ana White bir yazı yayımladı ve 1 ay içinde sayfası 3 milyon görüntülemeye ulaştı.

2009

Lokasyon bazlı servislerin şu an ki en önemli oyuncusu Foursquare kuruldu.

2010

Google, BUZZ ile sosyal Medya alanına giriş yaptı ama yeterli ilgiyi ve başarıyı yakalayamadı.

2011

PINTEREST’in hızlı girişi ve yükselişi. İmaj paylaşımı.

2012

Google’ın 2010’daki BUZZ ile başarısızlığın ardından piyasa yeni konsepti olan GOOGLE+ ile muhteşem bir geri dönüş yaptı.

 Kaynak: Copyblogger