Yazılar

Pazarlama Yalanları

Nasıl yeni müşteriler buluruz ? , Mevcut müşterileri nasıl elde tutarız ? , Farklılaşmak için neler yapmalıyız ?

90`ların başından itibaren bu soruyu bilinçli olduğu kadar bilinçsizce cevaplamaya çalışan onlarca reklamcı, pazarlamacı, ajans ithal kavramlar ile konuşmaya başladılar. Sonra hepsinin ağzına pelesenk olmuş bir kavram çıktı ortaya :

Bütünleşik Pazarlama İletişimi…

pazarlamayalanlari

Pazarlamacılar için bu sorulara  mükemmel bir cevap olan bu kavram, tüm sorular için anlamlandırılabiliyordu. Temel olarak farklı iletişim kanalları ile tüketiciye aynı mesajı vererek bilinçaltında oluşturulan izlenimlerin satın alma ile sonuçlanmasına dayanan bir yöntemdi. Bu yöntemdeki amaç aynı mesaj ile algı kargaşasından kurtulmaktı. Ve seçilen yöntem tek kelime ya da iki kelime ile markayı akılda kalıcı bir hale sokmaktı.

Uzun bir süre uygulanan “Bütünleşik Pazarlama İletişimi” internetin yavaş yavaş hayatımıza girdiği 95`ler ve hızlanmaya başladığı 2000`li yıllarda hala revaçtaydı.

2004 yılından itibaren internet hızının artmış ve çoğu eve bilgisayarın girmiş olmasıyla BPİ kavramı alışılmışın dışına çıkmayan uygulamaları ile hayatımıza klişe/leşmeyi sokmaya başlamıştı. Hemen sonrasında internet, sosyal medya ve teknoloji üçlüsünün iletişimdeki devrimi ile beraber ;

…Hem kaliteli hem ucuz, bir telefon kadar yakınımızda, diş hekimlerinin tavsiye ettiği, kendimizi şımarttığımız, ev hanımlarının tercihi olan… ve bunlara benzeyen pack shotlar klişelere meydan okuması gereken reklamcılığın yaratıcılığını ortaya koymuş oluyordu.

Burada süreci biraz detaylandırmak gerekirse reklamcılık istisnai işlerin dışında, şekil değiştirip bir klişe zinciri içinde basmakalıp bir hal almaya başlamıştı. Pazarı bölüşen , beylik laflar eden, eskiden taş attıkları binalara CEO olarak geri dönüş yapan bir azınlığın elinden geçmişti/geçiyordu.

y-kuşağı

Sonra birden sosyal medya yeni mecralarıyla oyunu bozdu. Tekelleşen geleneksel medyayı günden güne dövmeye başladı. Kurallar değişmişti hızlı, yaratıcı ve şartların eşit olduğu tarafsız kelimesinin yeniden anlam kazandığı bir mecralar bütünü “Yeni Medya” olarak ortaya çıkmıştı.

Yeni medya ile yaşıt olan Y kuşağı sektöre hem ajans hem de marka tarafında sızmaya başlamıştı. Hal böyle olunca Y kuşağının hiperaktif reklamcıları hızlı bir şekilde çoğalmaya ve çalışmaya başlamışlardı bile..

Bu kuşağın işleriyle, düşünceleriyle istisna oluşturan kısmını ve arada kalan zümreyi (Y kuşağından öncesi) bir kenara ayırmamız gerekir.

İstisna oluşturmayan kısımdan devam edersek, ajans ve markalar tarafında kültürel kodlarını çözememiş, sıra dayağı yememiş, toplu ulaşım araçlarına binmemiş, ekmeğin fiyatından haberi olmayan, çok güzel keman çalan iki aksan İngilizce konuşabilen, ithal görünümlü, teoriyi geçmeyen pratikleri ile yetişmiş gerçek hayatla karşılaştığında duvara çarpmış gibi olan reklamcılar, iletişimciler ve pr`cılar ile dolmuş durumdaydı ve gerçek hayatın onlara sunduğu, 1000 TL + sodekso oluyordu..!

Y kuşağının heyecanlı neferleri örnek olarak başarılı ulusal, global projeler ile donatılmışlardı. Ama klasik pazarlama sürecinin dışında dönüşmüş olan yeni pazarlama disiplinini unutuyorlardı. “Pazarlama, artık yeni ürün ve hizmetler ile önce ihtiyaç doğuran ve sonra bu ihtiyacı karşılayan bir faaliyet alanıydı. (Örn : Aloe Veralı tuvalet kağıdı, facebook oyun kartları) bu durum klasik  pazarlama iletişimi de yürütürken de devam ediyordu. Daha  öncede belirttiğim gibi marka tarafında ve ajans tarafında da yer aldıkları için paralel bir şekilde işler sonuçlanıncaya kadar problemsiz devam ediyordu. Kimsenin anlamadığı deneysel içerikler keşke klişe olsa diyebileceğimiz onlarca içerik onlarca mecradan servis ediliyordu.

Bu iletişim sürecinde başarısız onlarca projede sorunun nerede olduğu aranıyor ve sorun raporlar, analizler ile rakamsallaşarak masada kalıyordu.

Facebook Etkileşimlerine Neler Oluıyor ?

2013 sonlarına doğru bildiğiniz üzere Facebook organik erişim değerlerinde kritik düşüşler olmaya başladı. Bunun en büyük nedeni ise Facebook’un reklam ve algoritma yapısında değişikliklere gitmesi. Ogilvy’nin yapmış bir araştırma sonucuna göre mevcut beğeni sayısına göre etkileşim sayıları % 6.5, hatta % 2’lere kadar düşmüş durumda.

FB-01

Raporun Tamamı: Ogilvy

Örnek verecek olursak, 100.000 beğeni sayısı olan bir sayfadaki paylaşımın organik olarak görülme/etkileşim sayısı 6000 – 2000 kişi civarında. Bu, gerçekten son derece önemli bir düşüş. Artık görülüyor ki sadece standart paylaşım ve/veya paralı reklamlar ile bu etkileşim sayılarının eski günlerine dönmesi pek mümkün değil.

Artık markaların beğeni sayısını arttırmanın yanında etkileşim sayılarını arttırmak için de çok daha farklı ve etkin yöntemler bulup uygulamak zorunda.

Peki; Facebook etkileşimlerini arttırmak için neler yapılabilir?

Bu sorunun cevabı için aşağıdaki tablolara bakmakta fayda var:

FB-02

FB-03

Raporun Tamamı: Quintly

Quintly’nin yapmış olduğu çalışmaya göre Facebook’ta mevcut paylaşımlar içerisinde görsel paylaşımların etkisi önemli ölçüde artmış durumda. Facebook’ta yapılan paylaşımların yüzde 54′ünü fotoğraf oluşturuyor. Yüzde 30′u link, yüzde 11′i ise yazılı paylaşımlardan geliyor. Link paylaşımlarında da görsellerin ne kadar önemli olduğunu ortada. Dolayısı ile paylaşımlarınızın artık sadece içerik özgünlüğünün yanında görsellerinde özgünlüğünün ve kalitesinin kesinlikle rakiplerinizden çok daha iyi olması gerekiyor.

Akıllı Diş Fırçası Kolibree

Geçen yıl CISCO 2020 yılında 37 milyar şeyin (Dijital her türlü cihazın birbiri ile bağlantı kurması..) birbiri ile iletişim kuracağı doğrultusunda bir rapor yayınlamıştı. Görülüyor ki bu rapor son derece gerçekçi. Aşağıda bununla ilgili hayata geçmiş bir projenin detaylarını bulabilirsiniz.

Çoğumuzun bildiği üzere teknoloji son derece hızlı gelişiyor ve beraberinde de hayatımıza kolaylıklar getiriyor.  Yakın zamanda gerçekleşen CES fuarında yeni bir ürün sergilendi ve çok dikkat çekti. Bu ürün; Kolibree markasının ürettiği akıllı diş fırçası. Geliştirilen bu akıllı diş fırçası ile artık çocuklarınızın zamanında dişlerini fırçalayıp fırçalamadığını akıllı telefonunuza yüklenecek bir uygulama ile rahatlıkla takip edebileceksiniz. Takip etmekle kalmayıp, arzu etmeniz durumunda çevrenizle bunları Sosyal Medya’da bunları paylaşabileceksiniz. Bu akıllı cihaz ve uygulama ile 5 farklı kişinin kullandığı diş fırçasını kontrol edebiliyor.

Akıllı Diş Fırçası

Kurulması ve kullanımı son derece kolay olan Kolibree ile diş fırçalamak aynı zamanda eğlenceli hale de geliyor. Her diş fırçalama performansını kayıt altına alan Kolibree, bu verileri değerlendirerek bir puanlama yapıyor ve kullanıcısına özel rozetler kazanma şansı tanıyor. Dolayısı ile Kolibree, diş fırçalamayı bir oyun haline getirerek sağlığa daha fazla önem verilmesini sağlamış oluyor.

Kaynak: www.kolibree.com

KURUM ÇALIŞANLARI İÇİN SOSYAL MEDYA POLİTİKASI (YOL HARİTASI)

İnternet ve Sosyal Medya, evrenin halen genişlemekte olduğu hakkındaki teori ile neredeyse bire bir örtüşmektedir. Sürekli büyüyen ve kontrolü gittikçe zorlaşan bir dünyadan bahsediyoruz. Peki; böyle bir dünyada bazı kurallar olmadan yol almak ve yaşamak mümkün mü? Ya da şöyle soralım soruyu: Ne kadar sağlıklı ve güvenli bir yaşam tarzı olabilir?

Dünya kurulduğu ve insanlığın çıktığı tarihten beri biraraya gelen toplumlar, daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşamın tesis edilebilmesi için bazı kurallar oluşturmuşlardır. Mutlak bir uyum olmamasına rağmen, insanların bugünlere gelmesinde önemli rol oynamıştır bu kurallar. Dolayısı ile şirketlerinde ticari yaşamlarında sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde var olabilmeleri için, her markanın ve firmanın mutlaka kurum çalışanlarının Sosyal Medya dünyasındaki iletişimini, kurum değerleri doğrultusunda düzenleyen bir Sosyal Medya Politikasına, diğer bir ifade ile yol haritasına ihtiyacı vardır.

Her kuruma özel olarak oluşturulması gereken bu politika; Sosyal Medyayı etkili, etik ve yasalara uygun olarak nasıl düzgün bir şekilde kullanacağınızı anlamanıza yardımcı olacaktır.

“Aksi durum şudur: Bir araç ile yola çıkıyorsunuz ama ne göstergesi var, ne freni ne de bir kaza anında riski azaltacak emniyet kemeri!”

KSMBir firma ya da markanın, sorumluğu olduğu temel bazı kurumlar vardır. Bunlar; Devlet, yasalar, STK’lar, İş Ortaklıkları, Bayiler, Çalışanlar, Hissedarlar gibi. Dolayısı ile Sosyal Medya Kullanım Politikası oluşturulurken, bunlar dikkate alınmalı ve temelde “Kurum İçi” ve “Kurum Dışı” olmak üzere 2 ana başlık altında toplanmalıdır.

Kurum İçi Sosyal Medya Kanalı

Sadece marka çalışanları ile markanın onayladığı ve sağladığı, sahibi olduğu, kontrol ettiği, diğer kişilerin kullanabileceği bir sosyal medya kanalını ifade eder. Bunlar; marka bünyesindeki bloglar, şirket BT bölümünün veya markanın sözleşmesi olan bir tedarikçinin (Dış Kaynak) sağladığı diğer sosyal medya hizmetlerini kapsayabilir.

Kurum Dışı Sosyal Medya Kanalları

Markanın sahibi olmadığı, sağlamadığı ve/veya kontrol etmediği bir sosyal medya uygulamalar bütünün kapsar. FaceBook, YouTube, Vimeo, Google+, Twitter,  LinkedIn, TripAdvsior, Foursquare, Tumblr, WordPress, Xing, FriendFeed gibi uluslararası şirketlerin genel kullanıma açık olarak sunduğu  çeşitli hizmetler örnek verilebilir.

Yukarıdaki tabloda, oluşturulması düşünülen Kurumsal Sosyal Medya Politikası kapsamında yer alması ve dikkat edilmesi ana başlıklar verilmiştir. Böyle bir çalışma, her kurumun kendi kültürü ve etki alanı analiz edilerek hazırlanması gerekir. Çalışanları sıkmamalı ama aynı zamanda kurallara uyumu etkin bir şekilde anlatmalıdır. Böyle bir planın sonunda, kurum çalışanlarının danışmak istedikleri konular için iletişime geçebilecekleri uzmanların iletişim bilgileri de kesinlikle yer almalı ve iletişim çift taraf temelli olmalıdır.

E-POSTA PAZARLAMA: GERÇEKTEN ÖNEMLİ Mİ YOKSA SADECE VAKİT KAYBI MI?

e-Posta pazarlamanın faydası, pek çok konuda olduğu gibi sadece tek başına düşünülmesi durumunda yeteri kadar değer sağlamayabilir. Bulunulan sektör, ürün ve hizmet, aynı zamanda hedef kitleye göre farklılıklar arz edebilir. Dolayısı ile e-posta pazarlamayı, entegre bir pazarlama stratejisinin önemli bir parçası olarak görmek ve planlamaları buna göre yapmak daha doğru olacaktır.

Uzun bir yazı ile kafaları yormaktansa aşağıdaki bazı somut verileri inceleyerek hareket etmekte fayda vardır:

FAYDALARI

  • Makul bir bütçe ile uygulanabilir.
  • Oldukça etkin ve hızlı geri dönüş sağlayan bir yöntemdir.
  • Otomasyon yazılımları sayesinde optimum verimlilik elde edilir.
  • Ölçülebilir olması, yönetilmesini kolay kılar.

e-Posta İdeal Gönderim Günleri

TAVSİYELER

  • Müşteri canlıdır ve ilgi ister, onlardan bir hoş geldin mesajını çok görmeyin.
  • Detaylı analiz yaparak e-postalarınızın açılma ve işlem görme oranlarını belirleyiniz.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, her türlü akıllı cihaz için uyumlu olmalıdır.
  • Gönderdiğiniz e-postaların içeriklerinden önemli olanların, mutlaka Sosyal Medya’da paylaşılabilir olmasına dikkat ediniz.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, çapraz satış fırsatları yaratabilmeli.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, WEB/BLOG ve diğer Sosyal Medya mecralarındaki etkinliğinize katkıda bulunmalı, trafiği olumlu yönde etkilemeli.
  • Gönderdiğiniz e-postaların geri dönüş analizleri mutlaka yapılmalı, bir sonraki gönderimin başarısını olumlu yönde etkilemelidir.
  • Raporlama ve Analiz aracı ile en değerli müşteri ya da müşteri grubu tespit edilebilmelidir.

e-Posta İdeal Gönderim Saat aralığı

GÜNCEL İSTATİSTİKLER

  • 3,2 milyardan fazla e-posta hesabı var
  • Dünya nüfusunun yaklaşık % 25’i e-posta hesabına sahip
  • Ortalama bir kullanıcı günde 112 adet e-posta gönderiyor/alıyor

Gönderilen e-postaların;

  • % 55’i imajlardan
  • % 32’si dosyalardan
  • % 11’i diğer
  • % 1,4’ü ses dosyaların oluyor.
  • Yıllık 92 trilyon e-posta gönderimi yapılıyor

Peki; başlıkta sorduğumuz soru için şu an ne düşüyorsunuz?

Elbette, bu sorunun cevabının bir kısmı bu özet bilgiler sayesinde elde edilebiliyor. Ancak, daha net cevapların oluşabilmesi için mutlaka bulunduğunuz sektör, ürün ve hizmet grubunuz ile birlikte hedef kitleniz daha detaylı olarak analiz edilmelidir.

Bununla birlikte, gelişen akıllı cihazlar ile birlikte e-posta pazarlama yönteminin daha da gelişeceği kaçınılmaz bir gerçektir.

SİYASET VE SOSYAL MEDYA | GİZLİ GÜÇ

Özellikle internetin gelişimi ile birlikte ortaya çıkan Sosyal Medya kavramı, artık siyasi hayata da yön vermeye başladı. Kaldı ki son ABD seçimlerinde de yaşananlar bunun en açık kanıtı sayılır. Ancak, her iki tarafı son derece hassas ve keskin bir bıçak gibi olan bu iletişim modeli nasıl doğru bir şekilde kullanılabilir siyasiler tarafından? Özel sektör kullanımında olduğu gibi, kesinlikle son derece dikkatli planlanmış bir Sosyal Medya stratejisine ihtiyaç vardır. Ancak, öncelikli olarak aşağıdaki konularda hemfikir olunması gerekiyor:

ŞeffaflıkŞeffaflık

Sosyal Medya unutmaz… Dolayısı ile paylaştığınız bilgilerin doğru olması gerekiyor. Hatalı bir paylaşıma tepki daha siz ayağa kalkamadan milyonlara ulaşabilir. Sonuçları ise onarılamaz bir hal alabilir.

Samimiyet

Samimi ve içten bir yaklaşım, kalplere doğru şekilde dokunan paylaşım stratejisi her zaman gönülleri fetheder.

Özgünlük

Her zaman her yerde israrla anlatıyoruz: İçerikler özgün olmak zorunda. Siyasi arenada da olsa vermek istediğiniz mesajlara ait oluşturulmuş özgün içerikler her zaman seçmeni daha doğru şekilde kucaklar. Kimseyi kesinlikle taklit etmeyiniz.

Çift taraflı iletişim

İletişim, çift taraflıdır. Paylaşımlarda bulunurken seçmenlerden gelen bilgileri mutlaka okuyun/dinleyin ve olabildiğince cevap vermeye çalışın. Bu, seçmene değer verdiğinizin bir kanıtıdır.

Bir sonraki adım, merkezi bir seçim yönetim merkezi ve kampanyası oluşturmak olmalıdır. Bu önemli; eğer herkes kafasına göre paylaşım ve yönetim yapmaya kalkarsa, çatlak sesler ortaya çıkar ve başarı gelmeyeceği gibi olası başarıya engel olabilir. “Burada, Sosyal Medyanın ışık hızında olduğunu tekrar hatırlatmakta fayda var.”

Peki, ya sonra?

Siyasi Marka

Eğer adınız yeterince bilinmiyorsa, Sosyal Medya’nın nimetlerinden faydalanarak daha düşük bütçeler ile kendinizi çok daha geniş kitlelere duyurabilir ve marka bilinirliğinizi arttırabilirsiniz. Kısacası burası tam size göre…

SeçmenSiyasilider.com / Blog

Kendi ad ve soyadınızı taşıyan ve tamamı ile sosyal Medya mecraları ile entegre edilmiş güçlü bir web sitesi olmak zorunda. Burada hem sizin detaylı bilgileriniz olacak hem de diğer tüm etkinlik (MeetUP ve benzeri uygulamalar entegre edilmeli)  bilgilerini içerecek. Seçmenler üye olabilecek, takip edecek ve yorumlarını bırakabilecekler. Elbette, yorumlara ve fikirlere zaman zaman geri dönüşler yapmak son derece önemli. Tüm bunlar temsil ettiğiniz partinizin web sitesi ve kuralları ile birlikte belli bir ahenk içerisinde işlemeli.

Entegre Sosyal Medya

Kampanyanın başarılı olabilmesi için birden fazla sosyal Medya mecrasında yer almak daha doğru olur. Çünkü seçmenler farklı özellikleri nedeni ile farklı mecralarda bulunuyor olacaklardır. Dolayısı ile Twitter’da olup ta diğer mecralarda olmamak son derece hatalı olur. Yer almanın yanında bu kanallar dikkatli ve özenli bir şekilde dinlenmeli ve seçmenlerin neler konuştuğu ve beklentilerinin neler olduğu sürekli analiz edilmelidir.

Bağışlar

Eğer mevcut yasalar izin veriyorsa siyasi kampanyaya bağış alabiliyor olmak önemli. Çünkü, siyasi arenada bu tür tanıtımların ne kadar maliyetli olduğu açık bir şekilde ortada. Dolayısı ile web sayfası, blog ve benzeri mecralar için bu konuda uygulama geliştirilmeli ve yer almalı.

Kampanya Teknikleri

Sosyal Medya’nın gücü henüz tam olarak anlaşılamadı ancak ilerleyen süreçte siyasi hayatı daha fazla etkilemesi ise kaçınılmaz bir durum. Dolayısı ile bizlerin normalde ticari hayatta kullandığımız gerilla ve viral tekniklerin, bu alanda da kullanılması konusunda hiçbir engel yok. Kaldı ki kısa zamanda hem çok daha büyük hem de daha kalıcı etki yaratabilir rahatlıkla.

Süreklilik

Eğer bu çalışmaları hemen seçim öncesindeki dönemde başlayıp sonrasında kapatırsanız bir faydası olmaz. Daha farklı bir ifade ile sadece seçim dönemlerinde değil, hayatın tüm dönemlerinde bu stratejilerin her daim uygulanıyor olması gerekmektedir. Bu, süreklilik ve sürdürülebilir başarıyı getirir.

Geleneksel Medya

Geleneksel Medya ile Sosyal Medya konseptleri arasında mutlak bir bağlantı olmalıdır. Geleneksel Medya araçlarında yer alındığı dönemlerde mutlaka Sosyal Medya çalışmalarınızdan bahsederek geniş bir network ve etki alanı oluşturmalısınız.

Sosyal Medya ve Bürokrasi

Bürokrasinin kendine has özellikleri var, dolayısı ile son derece kuralcı ve yavaştır. Sosyal Medya’nın hızına yetişemeyeceği için iki kavramı birbirine karıştırmadan çalışmalısınız.

Anlamak

Sosyal Medya’yı doğru kullanabilmek çok iyi anlamanız gerekiyor. Kullandığınız hesapların geçerli ve doğrulanmış olması önemli. Sahte hesaplara karşı ekibinizin sürekli tetikte olması gerekir.

KrizKriz

Sosyal Medya’nın ışık hızında olduğunu tekrar hatırlatarak, olası yaşanacak krizlerde nasıl tepki verilebileceğine yönelik protokollerinin oluşturulması gerekmektedir. Sürekli raporları isteyerek değerlendirme yapın gidişat hakkında.

 Sosyal Medya’nın günümüzde siyasi liderler ve hükümetler üzerinde de ciddi bir baskı unsuru olmaya başladığını görmezden gelmek son derece hatalı bir yaklaşım olur.”

KISSADAN HİSSE | SOSYAL MEDYA KAMPANYALARI

Teknolojinin baş döndürücü gelişimi ile birlikte ortaya çıkan “Sosyal Medya” konsepti, her sektör ve ölçekteki kurum ve kişiler için gerçek anlamda fırsatlar sunuyor. Satışların arttırılması ve sürdürülebilir olmasında, akıllı geliştirilmiş kampanya stratejileri ile istenilen sonuçlara ulaşmak artık çok daha kolay. İşte bu nedenle aşağıda sizler için bir kampanya modelinde öne çıkan ve dikkat edilmesi gereken bazı adımları özet olarak dikkatinize sunduk:

Hikaye[ HİKAYE ]

Bazı kampanyalar anlık  ve dikkat çekici olabilir. Bizim tavsiyemiz ise, kampanyanın bir hikayesinin olmasıdır. Bugün mevcut yerel ve global uygulamalar bakıldığında, bir hikayesi olan kampanyalar daha dikkat çekici ve uzun soluklu olmaktadır. Bu, hedef kitlenin dikkatinin uzun süreli olarak sizde odaklanmasını sağlar.  Hikaye, aslında kampanyanın ruhudur.

İnceleyin: Firmanızın bir hikayesi olmalı

Zamanlama

[ ZAMANLAMA ]

Planlanan kampanyanın hangi dönem içerisinde gerçekleşeceğine çok dikkatli karar vermelisiniz. Doğru zamanda aktif olmayan kampanya hedefini şaşırabilir ve istenilen sonuçlara ulaşmayabilir. Aynı anda benzer bir kampanya olabilir, dolayısı ile hedef kitlenin algısında da bölünme yaşanabilir.

Süre[ SÜRE ]

Ulaşılacak hedef kitle ve sunulacak içerik ile doğru orantılı olarak kampanyanın kabul edilebilir süresinin de çok iyi hesaplanmasında fayda vardır. Gereğinden fazla uzun yada kısa olan süreçler, yine istenilen sonuçlara ulaşmada sorun yaratabilir.

 

Hedef[ HEDEF ]

Geliştirilen kampanya modelinin gerçekten hedef kitle ile uyum sağlayıp sağlamadığı kesinlikle önceden çok iyi analiz edilmelidir. Örneğin, bayanların yoğun olduğu bir mecrada herhalde erkek pantolonu satmaya kalkışmak  pek iyi bir fikir olmaz. Yada organik gıda severlerin bulunduğu bir grupta, organik olmayan bir ürünün tanıtımını yapmak yanlış olabilir.

İnanç[ KÜLTÜR ]

Eskiden olduğu gibi günümüzde de insanların farklı arayışları doğrultusunda farklı inanç anlayışları vardır. X bir kampanya modelinde, yine  en çok dikkat edilmesi gereken konuların başında gelir bu durum. A şehrinde uygulanmış bir modeli B şehrinde aynen uygulamak doğru olmaz. Kültürel farklılıklar nedeni ile; ister yerel ister global olsun, her kampanya uygulanacak lokasyona göre yeniden düşünülmeli yada revize edilerek uygun hale getirilmelidir.

Odaklanma[ ODAKLANMA ]

Kampanya eğer organik gıdalar üzerine ise, bu odağın dışına çıkmamak gerekir. Verilecek mesaj yalın ve net olmalıdır. Birden fazla anlam ve mesaj yüklenmiş kampanyalar, algıyı dağıtarak istenilen sonuçlara ulaşmada ciddi sıkıntı yaratabilir.

Ölçülebilir[ ÖLÇÜLEBİLİR ]

Kampanyanın başarılı olmasında en önemli etkenlerin başında, ölçülebilir olması gelir. “Ölçmek bilmek, bilmek ise yönetmektir” sözü, aslında bu konuyu çok iyi anlatmaktadır. Kampanya sonuç verilerini analiz edip değerlendirmek gerekir ki nerede eksik yada fazla varsa bunlar tespit edilerek bir sonraki kampanyanın hedeflerine ulaşması mümkün olur. Yoksa; kampanyayı yaptım mı? Yaptım, demek son derece yanlıştır.

İçerik[ İÇERİK ]

Kampanya içeriğinin son derece doğru ve sağlam olması gerekir. Verilmesi gereken mesaj ve ulaşılması gereken hedef ile örtüşmeyen içerikler her zaman için başarısızlık getirir.

 

Basit[ BASİT ]

Neredeyse , her yerde YARATICILIK konusunda sayısız yazılar çıkmakta ve eğitimler verilmektedir. Elbette yaratıcılık çok önemli ama öyle durumlar oluyor ki bazı yaratıcılıklar karmaşık hale gelmeye başlıyor. Doğal olarak hedef kitlenin kucağına konan kampanyayı da algılaması zorlaşıyor. Sanırım hiç kimsenin alışveriş esnasında matematik problemi çözmesine pek gerek yok.  Mesaj, ne kadar net olursa başarı o kadar kolay olur. Bu konuya şu açıdan da bakmak lazım; tüketici 1 gün ve/veya 1 hafta içerisinde o kadar çok reklama maruz kalıyor ki artık ne yapacağını şaşırmış durumda.


Mesaj[ MESAJ ]

Buradaki mesaj kavramı doğrudan, sizin ne kadar zamanda geri dönüş (ROI-Return Of Investment) beklediğiniz ile doğru orantılı. Anlık sonuçlar ve farkındalıklar bekliyorsanız eğer, mesajını kısa olmalı ve uygulanacağı mecrada TWITTER olmalıdır. Eğer daha uzun süreli olacak ise FACEBBOK ve diğer SM mecraları ile entegre bir yapıda planlanmalıdır. Buradan şu sonucu çıkarmak lazım. Kampanya ve ilgili mesajları, kesinlikle her mecra için farklı düşünülmeli ve tasarlanmalıdır. Çünkü, meşhur Sosyal Medya mecraları her ne kadar özellikleri ile bugün birbirine yaklaşıyor olasa da, çıkış noktaları farklıdır. Aynı zamanda üyelerde değişkenlikler göstermektedir.

Etkileyici[ ETKİLEYİCİ ]

Duygulara dokunmak: Planlanan kampanya, mutlaka marka ve hedef kitle arasında bir duygu bağlantısı sağlayacak şekilde düşünülmelidir. Bu bağlantıyı doğru şekilde tasarlanmış bir kampanyanın başarısı ve etkisi çok daha uzun süreli olur. Daha da önemlisi, hitap ettiğiniz kitleyi anladığınızı gösterir ki tüketicilerin günümüzde beklentileri de budur zaten. Bunun olmaması durumunda, bir sonraki kampanyanız için tüketicinizin İlgisini kaybetmiş olabilirsiniz.

Verimli[ VERİMLİ ]

Ticari kapsamda yapılan tüm kampanyaların, doğal olarak maddi anlamda bir getirisinin olması gerekir. Yapılan kampanya Facebook’taki sayfanızın beğeni sayısını arttırabilir ancak satışları arttırmıyorsa bu başarısız bir kampanyadır. Aynı şekilde; beğeni sayısı örneğin 10,000 olsun. Hemen akabinde kampanyanızı yayınlıyorsunuz ama en fazla 10 kişi beğeniyor ve diyelim ki bu 10 kişiden 3’ü satınalma yapıyor. Bu da başarısız bir kampanya uygulamasıdır.

Elbette bu konular hiçbir şekilde buradaki kadar basit değil. Burada sadece kilit olarak dikkat edilmesi gereken bazı başlıklar özetlenmiştir. Bunun gibi nice konular olup, konspetlerine göre ciddi detaylar barındırmaktadır. Dolayısı ile gri alanlarda gezmek yerine daha net çalışmalar yaparak doğru sonuçlara ulaşmakta fayda vardır.

Başarısızlığın, yeteri kadar ön analizlerin yapılmamasından kaynaklı olarak ortaya çıktığını unutmayınız…

SOSYAL MEDYA’DA NELER PAYLAŞIYORUZ?

2012 yılı, Dijital teknolojiler ve Sosyal Medya açısından oldukça hızlı ve verimli geçti diyebiliriz. Yapılan araştırma sonuçlarına bakıldığında 2013 ve sonraki yıllarda da son derece dinamik gelişmeler olacak ve pek çok sektör sosyal medyada yer almaya başlayacak. Zaten var olanlar ise daha etkin roller üstlenmeye başlayacak. Sosyal Medya’da “neler paylaşılıyor” diye SocialBakers bir araştırma yapıyor. İşte bu araştırmanın özet sonuçlarını aşağıda sizler için, kendi yorum ve öngörülerimiz ile birlikte kısaca özetliyoruz:

Milyonlarca facebook profilinin detaylı incelenmesi sonucunda, markaların en çok görsel paylaşımında bulundukları ortaya çıkıyor. Görsel paylaşım oranın % 70 ile oldukça yüksek olduğu görülüyor. Sonuç itibari ile bakıldığında her zaman için görsellerin daha akılda kalıcı ve karşı tarafa mesajı daha hızlı/etkin ilettiği çıkan bu oran ile de kanıtlanmış oluyor. İnsanların bu zamanda daha az okuduğunu ama daha fazla izlemeyi tercih ettiğini zaten rahatlıkla görebiliyoruz. Hemen arkasından % 14 ile link paylaşımı, % 10 ile durum güncellemeleri ve % 6 ile video paylaşımı sıralanıyor. Ağutos 2012’de yapılan bu araştırmadan hemen 1-2 ay sonra ise görsel paylaşım oranının % 77’ye çıkarak, paylaşım türleri içerisinde dominant bir noktaya geldiğini görebiliyoruz.

Görsel paylaşım oranın % 70

Facebook’ta paylaşılan görsellerin ilgi çekme oranlarına bakıldığında % 93 gibi değer ortaya çıkıyor. Buradan, görsellerin viral bir etki yarattığı rahatlıkla anlaşılabilir.

İlgi çekme oranlarına bakıldığında % 93 gibi değer ortaya çıkıyor

Facebook kullanıcılarının “Like/beğen” düğmesine tıklamaları analiz edildiğinde ise aşağıdaki sonuç ortaya çıkıyor: 2009’da 4,5 sayfa, 2010’da 30 sayfa ve 2012’de ise 36.7 sayfaya ulaşılıyor. Görülüyor ki paylaşım ve beğenilerde hiç gerileme olmadan yükseliş devam ediyor.

Sayfa yöneticileri açısından olaya bakıldığında bir önceki paylaşımlarda 5 kat artış söz konusu. Burada en büyük etken, facebook’un promosyonlu paylaşımların rolü büyük.

Bir sayfadaki etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemli. Çünkü, yaptığınız çalışmaların işe yarayıp-yaramadığını bu oran ile görebiliyorsunuz. Paylaşımlarınızın ilgi çekmesi ise üreteceğiniz içeriklerin kalitesi ve ilgi çekiliciği ile orantılıdır. Aşağıdaki örnek tablodan bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Bir sayfadaki etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemliAsya ve Brezilya: Facebook’un en çok büyüme kaydettiği bölgeler.

Asya ve Brezilya: Facebook'un en çok büyüme kaydettiği bölgeler.

Facebook’a bağlanma konusunda en büyük gelişim mobil uygulamalarda görülüyor. Haziran 2012 sonunda ortaya çıkan 543 milyon aylık aktif kullanıcı sayısı, hemen 1-2 ay sonra 604 milyona çıkarak % 60,4’lük ciddi bir oranı yakalıyor. 2012’den sonra bulunduğumuz şu 2013 döneminin henüz ilk aylarındaki gelişmelere ve gelen haberlere bakılacak olursa, mobil bağlantılarda bu oranların biraz daha artacağına kesin gözle bakılabilir. Çünkü, akıllı telefon ve tablet pazarında ciddi gelişmeler ve satış rakamları ortaya çıkıyor.

Facebook’ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre, FMCG sektörünün ciddi bir etkinliğe sahip olduğu görülüyor. Benzer etkinliğe sahip diğer sektör ise sağlık.

Facebook'ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre

Facebook'ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre

Markaların facebook üzerinde daha sosyal hale geldikleri son derece net.

Etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemli bir konu ama hesaplanan tek bir oran ile tam bir kanıya varmak doğru değil. Dolayısı ile aşağıda size Facebook + Twitter + Google+ sosyal medya mecraları için etkileşim oranlarının nasıl hesaplandığına dair formülleri veriyoruz:

Etkileşim oranlarının hesaplanması

ROE (Return of Engagement) =  ROI (Return of Investment) olarak adlandırabiliriz.

Kaynak: Socialbakers

TURİZM SEKTÖRÜ VE SOSYAL MEDYA | NEREDESİNİZ?

Ülkemizde Turizm sektörü bir zamanlar bacasız sanayi olarak tanımlanır ve ülkenin en önemli tanıtım ve gelir kaynaklarından gösterilirdi ki bu doğruydu. Çünkü, bir ülkenin global dünyada tanınmasında Turizm gerçekten büyük önem arz ediyor. Özellikle son yıllarda ülkemizde hayata geçirilen Turizm yatırımları sonucunda ciddi ilerlemeler kaydedildi. Ülkemizin bulunduğu konum ve sahip olduğu özelliklere bakıldığında bu alanda çok daha fazla yatırımın yapılması gerçeği kaçınılmazdır. Ancak, Turizm sektörü öyle bir sektör ki iyi yaptığınızda güzel ancak küçük eksiklik ya da hatada ise son derece negatif etkileri olan bir sektördür. Eskiden belki çok önemli değildi ancak teknoloji ve sosyal medyanın yükselişi ile birlikte artık her türlü iyi ya da kötü referans anında yüzbinlerce kişiye ulaşabiliyor. İşte tam bu noktada, Turizm sektöründe yer alan her kurum için Sosyal Medya çok daha önemli bir noktaya geliyor.

OtellerTurizm sektöründe yer alan kurumlar kısa bir süre öncesine kadar sosyal Medya’nın etkileri konusunda çok fazla bilgi sahibi değildi. Aslına bakılırsa durum halen böyle denilebilir. Çünkü, Sosyal Medya mecralarında birkaç hesap açarak bu kanallardan belli mesajları yayınlamak ne yazık ki yetersiz. Ciddi anlamda kurumsal bir strateji geliştirilmeli ve doğrultuda çaba gösterilmelidir. Özellikle yurtdışı kanallara bakıldığında, bazı oteller bunun farkına vardı ve bu doğrultuda özel çalışmalar başlattılar.

Örnek:

Lüks oteller zinciri Four Seasons Ocak 2012’de internet sitesini yeniledi. Sitenin yeni yapısında TripAdvisor, Facebook ve Twitterda Four Seasons otelleri hakkında yapılan yorumlara son derece görünür bir şekilde yer verilirken, kullanıcılar linklere tıklayarak site dışındaki bu içeriklere anında ulaşabiliyor. (Lüks markaların internet sitelerinde nadir görülen bir uygulama)

Kaynak: TRANSPARENCY TRIUMPH | “ŞEFFAFLIĞIN ZAFERİ”

“Tatil” demek, genel anlamı itibari ile yorgun geçen bir dönem sonrasında insanların dinlenme ihtiyacının karşılanması olarak tanımlanabilir. Ancak; insanlar temelde dinlenmek istese de, bunun yanında kaliteli yeme-içme, eğlenme ve farklı aktiviteleri de aynı anda isteyebiliyor. Görüldüğü üzere farklı ülkelerden gelen insanların farklı seçenekleri ile birleştiğinde, ortaya ciddi anlamda kontrol edilmesi gereken bir veri büyüklüğü ortaya çıkıyor. Nereden geldi, otele nasıl ulaştı, nereden referans aldı gibi bilgilerin edinilmesi artık internet ortamındaki Sosyal Medya mecraları üzerinden yapılmaya başlandı. Bunları kaliteli takibi ve sonrasında fayda çevrilerek sürdürülebilir başarının sağlanması, yukarıda da değindiğimiz üzere iyi bir SM Stratejisi ve S-CRM takibi ile mümkün olabilir.

Peki; bu durumda ne yapılmalı ve oteller nelere dikkate etmeli?

Öncelikle durum analizi yapalım ve aktif seyahat edenlerin davranış şekillerine yönelik aşağıdaki birkaç veriyi görelim:

Turizm Sektörü

  • Otel arayanların % 22’si mobil cihazlar üzerinden bu aramaları (Yer, yorum, rezervasyon…) yapıyor.
  • Seyahat edenlerin % 81’i yorum bırakıyor. (Bunun % 47’si erkek ve % 53’ü ise kadın.)
  • % 45’i 35 -49 yaş aralığında / % 30’u 25 -34 yaş aralığında / % 22’si 54 – 64 yaş aralığında.
  • % 12’si seyahat ile ilgili mobil uygulamayı internetten indiriyor.
  • Seyahat edenlerin % 47’si mobil cihaza sahip.
  • Akıllı telefon sahibi olanların %75’i, havaalanlarındaki Wi-Fi bağlantıları kullanıyor.

Hedefler ve Sonuçlar

  • Sosyal Medya’da olumlu ve olumsuz tüm yorumlar çok dikkatli takip edilmeli.
  • Sadece izlemek yetmiyor, etkileşime geçmeli ve karşılaşılan sorunlar sıcak temas ile çözülmeli.
  • Web sayfası ve Sosyal Medya mecralarında, ilgi gören ve paylaşma isteği uyandıran içerikler üretilmeli.
  • Olumlu yorumlar kadar olumsuz yorumlarda mutlaka yayınlanmalı.
  • Etkileşimler çok hızlı ve sonuca yönelik olmalı.
  • Proaktif olmalı, daha sorunlar oluşmadan tedbir alınmalı.
  • Tüm mecralarda aynı değil, konsepte uygun farklı içerikler üretilmeli ve yayınlanmalı.
  • Web sayfası ve Sosyal Medya’da yer alınan mecralardaki görsellik önemli. İlgici çekici tasarımlar oluşturulmalı, gelişen konulara göre zaman zaman mutlaka değiştirilmelidir.
  • Durağan içeriklerin yanında, hareketli içerikler tasarlanmalı ve kullanılmalı.
  • Görsellikler, mutlaka videolar ve benzeri materyaller ile desteklenmelidir.
  • Web sayfanızın dışında, mutlaka mobil sayfa uygulamalarınız olmalı ve içerikleri buna göre geliştirilmelidir.
  • İlginç yarışmalar düzenlenmeli, katılımcıların yorumları yanında sonraki uygulamalar için görüşleri alınarak katılımcı olmaları sağlanmalıdır.

Evet; Sosyal Medya’da yer almanın bir zorunluluk değil ihtiyaç olduğunun bilincinde olmalıyız. Bu ihtiyaçların fayda dönüşebilmesi içinde, Sosyal Medya stratejilerinin kısa dönemli değil uzun dönemli olması gerektiğini de asla unutmamalıyız. Sürekli ilgiyi üzerinizde tutabilmek için, geliştirilen strateji dahilinde ki etkinliklerin sürekli olması kaçınılmaz bir gerçektir.

Kaynak: Onbile | Olery | Mydestination

PERAKENDE’DE E-TİCARET DEVRİMİ

E-ticaret aynen e-gurularının 15 yıl önce öngördüğü gibi, şu anda en sıcak günlerini yaşıyor. Tüketici harcamalarının giderek internete kaydığı gelişmiş piyasalarda olsun, hızlı kentleşmenin yaşandığı ve artan (mobil) internet kullanımının günlük hayata nüfuz ederek yepyeni alışveriş alışkanlıkları yaratmakta olduğu gelişmekte olan piyasalarda olsun, tüketiciler alışverişi her geçen gün daha ‘sanallaştırmakta’.

Birkaç zorunlu istatistik:

  • e-TicaretAmerika’da 2016 itibariyle e-ticaret satışlarının %62 büyümeyle 327 milyar USD’a ulaşması bekleniyor (Kaynak: Forrester, Şubat 2012).
  • Avrupa’da 2016 itibariyle e-ticaret satışlarının %78 büyümeyle 230 milyar USD’a ulaşması bekleniyor (Kaynak: Forrester 2012, Şubat 2012).
  • Brezilya’da e-ticaret satışlarının 2012’de %21.9 büyüyerek 18.7 milyar USD’a ulaşması bekleniyor (Kaynak: eMarketer, Ocak 2012).
  • Çin’de e-ticaret satışları 2011 yılında bir önceki yıla kıyasla %66’’lık bir artış ile 780 milyar CNY (124 milyar USD) olarak gerçekleşti. Şu anda toplam tüketimin sadece %3’ü e-ticaret üzerinden gerçekleşirken, bu oranın 2015 yılı itibariyle artarak %7’ye ulaşması bekleniyor (Kaynak: IDC; Mart 2012).
  • Hindistan’ın 2011’de 600 milyon USD olan e-ticaret satışlarının 2020 yılı itibariyle 70 milyar USD’a ulaşması bekleniyor (Kaynak: Technopak Advisors, Şubat 2012).
  • Endenozya’nın 2010’da 650 milyon USD olan e-ticaret satışlarının 2015 yılı itibari ile 650 milyon USD’a ulaşması bekleniyor (Kaynak: Frost & Sullivan, Şubat 2012).

Aslında günümüz tüketicilerinin şu an yaşamakta olduğu ‘online’ tecrübe, internet şirketlerinin ilk patlama yaptığı (dotcom boom) yıllardan oldukça farklı: e-ticaret artık sadece seçenek, fiyat, kolaylık, ürün değerlendirme ve puanlarından ibaret bir ticaret türü değil, ancak aynı zamanda tüketicinin yaptığı tümalışverişlerin ardında yatan statü, doğru ürün ve zevkli deneyim taleplerinin de karşılandığı bir süreç olarak algılanmakta.

Şimdi e-ticareti değişime uğratan ve bunun sonucunda alışveriş alışkanlıklarını yeniden şekillendiren en son yenilikleri öğrenme ve bunlardan faydalanma vakti: Aralarında hem on hem de offline yenilikler var.

Bu noktada karşımıza dört ana başlık çıkıyor:

E IS FOR EVERYWHERE

(M)ETAIL

E(ASY)-COMMERCE

 

OH WHAT A WONDERFUL WEB

Kaynak: TrendWatching