Yazılar

Organik Seo Nedir?

Hepimizin bildiği üzere artan nüfus ve teknolojinin gelişmesi ile doğru orantılı olarak, dünya kaynakları gitgide doğallıktan uzaklaşıyor. Bu ileri teknoloji kısa dönemde ve görünürde fayda sağlıyor gibi olsa da, uzun vadede aslında sürdürülebilirlik konusunda ciddi sıkıntıları beraberinde getiriyor.  Bu nedenle insanoğlunun bunu görerek gıda üretiminde yeniden eski ve doğal üretim modellerine dönüş yapmaya çalışması aslında son derece normal. Kaldı ki bugün birçoğumuz alış-veriş esnasında organik ürünleri artık tercih eder olduk. 5 mg levitra

Aslında bu süreç, dijital dünyada da benzer bir şekilde ilerliyor. Arama motorları aracılığı ile yapılan aramalarda ilk sayfalarda çıkabilmek, görünür olmak ve ilk tercih edilen olmak pek çok markanın en önemli hedefi. Ve bu uğurda çok ciddi bütçeler kullanılabiliyor. Ancak, bu bütçeler kullandığı sürece siz önde olabiliyorsunuz. Sizden daha fazla para harcayan bir marka, daha öne çıkabilir. Ne zaman ki bütçeyi düşürür ya da kullanmaktan vaz geçerseniz işte o zaman çok gerilerde kalıyorsunuz. Sözün özü, var olabilmek için bu işi sürekli devam ettirmek zorundasınız.

Yukarıdaki sorunu aşmanın bir yolu elbette mevcut ama bunun çok kolay olmadığını söylemekte fayda var. Öncelikle, sabırlı olmalı ve uzun bir süre beklemeyi göze almasınız. Bunu yaparken, arama motoru algoritmalarının nasıl çalıştığını çok iyi bilmelisiniz. Bunun yanında, web ve blog sayfanızın yaşayan bir yapıda olması, içeriklerinin özgün ve güncel olması da en önemli kriterlerin başında geliyor.

Organik SEO nedir diye kısaca bir tanım yapmak gerekirse: Herhangi bir reklam uygulaması ve link kullanmadan sadece arama motoru algoritması doğrultusunda yapılan çalışmaların tümüne verilen isimdir diyebiliriz.

Organik SEO modeli ile yapılacak çalışma, oldukça fazla emek isteyen bir model olmakla beraber ileriye yönelik sürdürülebilirlik konusunda çok daha fazla kalıcı bir yöntemdir.

Bursa Web Tasarım

Kabaca ticaret odasından alınan bilgilere göre baktığımız zaman Bursa`da web tasarım işi ile ilgilenen 150`e yakın ajans kaydı bulunmaktadır. Bunun yanında freelance ve “bilgisayarcı” olarak donanım işi ile ilgilenen fakat web`e de her zaman merakı olan arkadaşları da dahil edersek 300`e yakın web tasarım firması var. usa viagra prices

Web tasarım dediğimizde başlıca disiplinlerini yerine getirmenin yanında başta hosting, domain  v.s gibi onlarca birleşenin oluşturduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Peki gerçekten bu kadar kolay mı ? Tabiki de değil. buy cialis for cheap

Freelance ve çalıştığım firmalarda ki tecrübelerimi göz önüne aldığımda Bursa`da web tasarım konusunda başlıca sıkıntılar ; ki genelde sadece Bursa demek yanlış olur.

Her işte olduğu gibi herkesin her şeyden gayet iyi anlaması, senelerdir  hosting firması  yönetmiş bir datacenter nedir ? neler yapar ? gibi bilgileri yemiş yutmuş, hatta “Bilirkişi” olarak nitelendirilen insanların en basit sorunlarda KADER cevabı verdiği eskisi kadar yeşil olmayan Bursamız da buna benzer bin bir tane sorunla karşılaşılmaktadır. Dediğimiz gibi başlıca sorunlar Hosting firmaları ile başlayıp meslek liselerinde ilk senelerdeki hevesinin gazıyla piyasada iş kapan öğrenciler ile devam etmiş ve freelance olarak arkasına siyasi v.b torpillerle türemiş php`i , asp`i bir dernek adının kısaltması zanneden Bill Gates`ler ile devam etmiştir. can i buy viagra in chemist

Dediğim gibi kendi içinde bir disiplin olan arayüz tasarımcısından tutunda front end developer, back end developer, senior php developer, junior  php developer, v.b gibi meslek gruplarına ayrılmış, tarayıcı uyumluluğu, responsive tasarım, seo, smo gibi onlarca kavrama sığmayan bu dünyada işler bu kadar da basit değil. rush limbaugh gets caught with viagra

Tabi işi layıkıyla yapan kendi içinde gerekli kuralları harfiyen uygulayan ya da uygulamaya çalışan firmalarda yok değil ama bir elin parmaklarını maalesef geçmiyor.

Bundan sonraki yazımızda bir web sayfası yaptırmak isteyen kullanıcının nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatmaya çalışacağım. cialis cost

Akıllı Diş Fırçası Kolibree

Geçen yıl CISCO 2020 yılında 37 milyar şeyin (Dijital her türlü cihazın birbiri ile bağlantı kurması..) birbiri ile iletişim kuracağı doğrultusunda bir rapor yayınlamıştı. Görülüyor ki bu rapor son derece gerçekçi. Aşağıda bununla ilgili hayata geçmiş bir projenin detaylarını bulabilirsiniz.

Çoğumuzun bildiği üzere teknoloji son derece hızlı gelişiyor ve beraberinde de hayatımıza kolaylıklar getiriyor.  Yakın zamanda gerçekleşen CES fuarında yeni bir ürün sergilendi ve çok dikkat çekti. Bu ürün; Kolibree markasının ürettiği akıllı diş fırçası. Geliştirilen bu akıllı diş fırçası ile artık çocuklarınızın zamanında dişlerini fırçalayıp fırçalamadığını akıllı telefonunuza yüklenecek bir uygulama ile rahatlıkla takip edebileceksiniz. Takip etmekle kalmayıp, arzu etmeniz durumunda çevrenizle bunları Sosyal Medya’da bunları paylaşabileceksiniz. Bu akıllı cihaz ve uygulama ile 5 farklı kişinin kullandığı diş fırçasını kontrol edebiliyor.

Akıllı Diş Fırçası

Kurulması ve kullanımı son derece kolay olan Kolibree ile diş fırçalamak aynı zamanda eğlenceli hale de geliyor. Her diş fırçalama performansını kayıt altına alan Kolibree, bu verileri değerlendirerek bir puanlama yapıyor ve kullanıcısına özel rozetler kazanma şansı tanıyor. Dolayısı ile Kolibree, diş fırçalamayı bir oyun haline getirerek sağlığa daha fazla önem verilmesini sağlamış oluyor.

Kaynak: www.kolibree.com

KURUMSAL BLOG SAHİBİ OLMAK YADA OLMAMAK..!

Kurumsal Blog, bir markanın kendini en iyi ve doğru anlatabileceği mecraların başında geliyor. Kurumsal Blog’un oluşturulmaya başlamasından önce ise kesinlikle kurum kültürünün ve rekabetçi üstünlüklerinin belirlenmiş olması lazım. Hemen akabinde de hedef kitlenin belirlenmesi ve bu yolda yapılacakların planlanması gerekir.

Kurumsal Blog, klasik anlamda algılanan yazı yazmak ve yayınlamak olarak düşünülmemelidir. Bir kurumsal blog içerisinde; yazılar, çeşitli etkinlikler, medya ile ilgili duyurular, sosyal sorumluluk projeleri ve benzeri daha pek çok şey son derece güzel bir şekilde kurgulanarak yayınlanabilir.

Daha önceki bazı yazılarımızda konuya değindik ama burada tekrarlamakta fayda var: Kurumsal Blog oluşturulması esnasında tasarım önemli bir yere sahip olmakla beraber, asıl önemli olan kullanıcı için değer oluşturan kaliteli içeriklerin oluşturulmasıdır esas. Elbette, bunun sürdürülebilir olması, güncel ve özgün içeriklerden meydana gelmesi bir kurumsal bloğun can damarıdır.

“Bugün pek çok işletme, artık Kurumsal Blogları temel içsel kaynak olarak pazarlamanın ön safhalarında değerlendirmektedir.”

Kurumsal bloglar, diğer sosyal medya mecraları ile entegre çalışacak şekilde planlanmalıdır. Sadece bilgi vermek amacı ile tasarlanmış bloglar, ziyaretçiler tarafından ilgi çekmediği gibi sıkıcı bulunur. Hatta, tepki bile alabilirsiniz. Gelen yorumlar değerlendirilmeli ve cevap verilmelidir. Ziyaretçilerden öneriler alınmalıdır. Kısacası, kurumsal bloğunuza gelen ziyaretçi kendine değer verildiğini ve önemsendiği net olarak hissetmelidir.

Aşağıda HUBSPOT tarafından hazırlanmış olan kurumsal blog ve önemine ait 2 tablo göreceksiniz.

Tablo-1:

Dikkatli inceleyecek olursanız eğer, yapılan araştırmaya göre kullanıcıların % 25’i kurumsal blog kullanımını kritik derecede önemli görüyor. Toplamında incelediğimizde ise % 81 kullanıcı kurumsal blogların önemli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

 KD1

 Tablo-2:

Aşağıdaki oranlar ile Sosyal Medya mecraları arasında bir sıralama yapıldığında ise kurumsal blogların en önde olduğu görülüyor. Devamın da ise LinkedIn ve Facebook olarak bir sıralama devam ediyor.  Her uygulama için grafiğinin üzerinde kullanıcılardan oluşan önem/güven yüzdelerini görebilirsiniz.

KD2

Önemli Noktalar:

Kurumsal BLOG, önemli bir SEO aracıdır

Her bir blog, farklı bir içerik demektir. Her içerik ise çeşit çeşit etiket imkanı anlamına geliyor. Dolayısı ile ortaya çıkan etiketlerin arama motorları üzerinde yapılandırılması ile markanızın daha fazla bulunabilir olması demektir.

Sektör liderliğine oynamak

Sektörünüz ile ilgili önemli bilgilerin paylaşılması, son haber ve etkinliklerin yayınlanarak bunlar hakkında düşüncelerinizin paylaşılması, değerli analizlerin hazırlanarak hem iş ortaklarınız hem de müşteri kitleniz ile paylaşılması, markanızın ne kadar güncel, bilgili ve paylaşımcı olduğu hakkında çok önemli fikirler verir ve sizlerin sektör içindeki konumunuzu daha yukarı seviyelere çıkarır. 

Şeffaflık

Özgün, zengin ve samimi paylaşımlarınız, hedef kitlenize çok daha fazla güven aşılar. Size daha çok inanır ve sadık birer müşteriniz haline gelirler. Bu şeffaflık aynı zamanda, sizin diğer kurum ve kuruluşlar ile daha güçlü bağlar kurmanıza yarar sağlar.

Kriz Yönetimi

Kurumsal Bloglar, olası bir kıriz durumunda markanın kendini en iyi şekilde konumlandırabileceği ve aynı zamanda krizi etkin bir şekilde yönetebileceği mecraların başında gelir. Gerek daha önce yaptığınız paylaşımlar gerekse krizle birlikte başlayan yeni yazılar, son derece sıkıntılı olabilecek bu dönemlerin atlatılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Kurumsal Blog üzerinden diğer Sosyal Medya mecralarında yapılacak paylaşımlar ile tam bir entegrasyon kurulacak ve kişiler bloğa yönlendirilerek, eksik ve hatalı bilgiler yerine doğru bilgiler ile buluşması sağlanacaktır.

SOSYAL MEDYADA YOKUM, KİM BANA ZARAR VEREBİLİR?

Daha önceki blog yazılarımızda internetin nereden gelip nereye gittiğini farklı konuların bakış açısı ile sizlere aktarmaya çalışmıştık. Çok net görülüyor ki internet sınırsız bir büyüme eğiliminde. Aynı zamanda, sınırsız olarak tanımladığımız bu büyüme karşılığında ise kontrolü son derece zor bilgi yığını mevcut. Daha da önemlisi, bu bilgi yığını her hali ile doğruyu işaret etmiyor maalesef. Doğru noktalar olduğu kadar ciddi derecede hatalı bilgilerin varlığını barındırıyor ve hem kurumlara hem de kişilere tehdit oluşturabiliyor. Ne yazık ki bu tehdite maruz kalacak olan kurum ve bireylerinin çok büyük bir kısmı ise bundan habersiz.

SorularOrtaya çıkan pek çok yaklaşım analiz edildiğinde, aşağıdaki söylemler belirginleşiyor:

  • Sadece web sayfam var, bana ne olabilir ki?
  • Sosyal Medya mecralarında yokum, kim bana zarar verebilir ki?
  • İsteyen ne yazarsa yazsın, gün gelir unutulur!
  • Zamanı geldiğinde bakarız!
  • Blog mu? Ne gerek var?
  • Kriz planı mı?

Gelin, aşağıda yaşanmış ve kısaca özetlenmiş bazı krizlere bakalım:

BP Krizi

“20 Nisan 2010‟da Meksika Körfezin’de BP tarafından işletilen bir petrol kuyusunda bir patlama oldu. Sonrası malum, çevre kirliliği ve bunun kamuoyuna anlatılması süreci. Bu olay olur olmaz hemen Sosyal Medya mecralarında pek kurum ve kişi tarafından tepki oluştu. Doğal olarak marka imajında zedelenme oldu. Bu doğrultuda BP, Nisan ve Temmuz ayları arasında kurumsal reklama 93 milyon $ yatırım yapıldı. Haziran’da Sadece Google Ads’e 3,59 milyon $ yatırım yaparak o ay içinde en çok yatırım yapan markalardan biri oldu. Görülüyor ki BP bu konuda ciddi yatırımlar yapmak zorunda kaldı.”

CNN Krizi

“CNN’in tecrubeli ortadoğu editörü Octavia Nasr, Hizbullah’ın Şii lideri Ayatullah Muhammed Hüseyin Fadıllah’a karşı duyduğu saygısını ifade ettiği tweeti atmasından sonra görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Burada da basit gibi algılanan bir ifadenin, çalışanı işinden ettiğini görebiliyoruz.”

NETFLIX Krizi

“Temmuz 2011′de Netflix aylık abone ücretlerini % 60 arttırdı. Müşteriler bu artıştan dolayı çılgına dönmüştü. Yüzlerce hata binlerce insan aboneliğini iptal etti. Netflix CEO’sunun bu artışı müşterilerine anlatamayışı ve Sosyal Medya’ki negatif havayı engelleyemediği için bir anda böyle bir krizle yani toplu intiharla karşı karşıya kalmak zorunda kaldı. Borsada şirket hissesinin değeri % 50’den fazla düştü.

DOMINO’s Krizi

“Nisan 2011’de Dominos Pizza’nın ABD’deki iki çalışanı mutfakta uygunsuz hareketlerde bulunurken çektikleri videolarını YouTube’a koydular ve Dominos yönetimi videoyu kaldırtmadan önce milyonlarca kişi izledi ve paylaştı. Domino’s burada olayı çok geç alılamış ve karşılık verebilmişti.”

BORUSAN Krizi

“2013 yılı hemen başında; BMW Türkiye temsilcisi Borusan’ın, ralli şampiyonu Burcu Çetinkaya’nın gazeteci Merve Kılıç ile birlikte özel bir TV kanalında sundukları otomobil programının Merve Kılıç’ın başörtülü olmasından dolayı sponsorluğuna son vermesi ve Mini Cooper Marka Yöneticisi Hakan Bayülgen’in “Sadece başörtüsü değil, siyasi parti olsaydı da tavrımız aynı olurdu” açıklaması ile ortaya çıkan kriz baş gösterdi. Sonuçta; Marka Müdürü istifa etti ve Borusan CEO’su canlı yayında özür dilemek zorunda kaldı.”

TAKSİM Gezi Parkı Krizi

“Yaklaşık 2 hafta kadar önce oldukça basit bir şekilde başlayan protesto, internetin büyük etkisi nedeni ile çığ gibi büyüyerek tüm ülkeyi içine aldı. Milyonlarca tweet ile birlikte resim, haber ve video paylaşımı yapıldı. O kadar büyük bir hızla yayıldı ki hemen hemen pek çok resmi kurum, özel sektör ve kişi bundan ciddi derecede etkilendi. Buradan çıkması gereken sonuç ise, bugünün dünyasında herhangi bir bilgi ya da olayın ne kadar hızlı yayılabileceğidir.”

Şimdi; yukarıda sadece birkaç örnek vermeye çalıştık ve bunlar gibi çok daha fazlası var. Daha da önemlisi, ilerleyen süreçte bu örnekler tahmin edemeyeceğiniz kadar bir hızla ortaya çıkacağı ve yayılacağı konusunda hiç şüpheniz olmasın.

Yukarıdaki örneklerin yaşandığı sektörler birbirinden çok farklı olsa da, yayılma mecraları ve hızları Sosyal Medya olmuştur.

Dolayısı ile yazımızın en başında verdiğimiz bazı soruların cevapları da burada ortaya çıkmış oluyor. Hazırlıksız sorunlar ile başbaşa kalmaktansa, baştan bazı şeyleri öngörmek ve planlama yapmak daha doğru olacaktır.

İsyanÇıkarılacak Dersler

Dijital Endüstri kapsamında yer alan Sosyal Medya çağında iletişim yönetimi mecburen sıfır hata ile yapılmak zorunda. Kurumsal iletişime, Halkla İlişkilere ve Bilgi Teknolojilerine kesinlikle çok daha fazla yatırım yapılması gerekmektedir. Sosyal medya krizleri yaşanmadan önce mutlak surette bir Kriz Protolü hazırlanmalıdır.

Sonuç

Krizler her zaman olabilir. Önemli olan; muhtemel krizler için, bir kurtarma planınızın ve can yeleğinizin olup olmadığıdır. Sosyal Medya internetin gücü ile hiçbirşeyi unutmuyor…

MADE BETTER IN CHINA TRENDİ (MADE BETTER IN TURKEY TRENDİ NEDEN OLMASIN?)

MADE BETTER IN CHINA Trendinin tanımı:

Çin’in derin ve kalıcı bir yenilikçilik ve yaratıcılık kültürü geliştirebilmesinin önünde hâlâ birçok potansiyel engel var (Devletçi ekonomi! Politika! Nüfus! Çevre! Fikri Mülkiyet Hakları!).

Ancak, tüm bu engellere rağmen, artan sayıda Çin markası, halihazırda bir yandan her geçen gün büyümekte olan sofistike bir iç pazarın taleplerini karşılarken, diğer yandan son derece güçlü global rakipleriyle rekabet ediyor ve hatta onları kendi oyunlarında yeniyor. Çin’in gelecekte bir gün zincirlerinden tamamen kurtulduğunda neler başarabileceğini varın siz düşünün.

Trendin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde etkili olan faktörler:

URBAN BOOM | “KENTSEL PATLAMA”

Hızlı servet kazanma fikrinin cazibesi Çinlileri sürüler halinde kentsel alana çekiyor. Çin’de kentlerde yaşanan inanılmaz tüketim patlamasını anlatan iki istatistik:

  • Kentsel hanelerin sahip olduğu harcanabilir gelirinin 2010 ve 2020 yılları arasında iki katına çıkması bekleniyor (Kaynak: McKinsey, Mart 2012).
  • 2010’da Çin’de 16,000 USD üzerinde yıllık gelire sahip 18 milyon hane vardı. 2020 itibariyle bu rakam, 167 milyon haneye çıkacak. Bu, yaklaşık 400 milyon insan demek. (Kaynak: McKinsey, Mart 2012).

Sonuç: Kaliteli mal ve hizmet talep eden, sofistike kentli Çinlilerden oluşan muazzam bir CITYSUMERS, yani kentsel tüketici sınıfı.

BEST OF THE WEST IN THE EAST | “BATININ EN İYİSİ DOĞUDA”

Bugüne kadar Çinli tüketicilerin kaliteli ürün ve hizmet talebi, (daha ziyade) batılı markalar tarafından karşılandı. Batılı markalar sadece Çinli tüketicilere mal satmak icin değil, aynı zamanda onlara özel muamele göstermek için de uğraşıp didindiler. Bunu, MADE FOR CHINA (ÇİN İÇİN ÖZEL YAPIM) trendinde söz ettiğimiz gibi, Çinli tüketicilere özel ürün ve çeşitler sunarak, ya da ayaklarının altına RED CARPET(KIRMIZI HALI) sermek suretiyle yaptılar.

Çinli tüketicilerin beklentilerini belirleyen batılı markaların bu davranış biçimi, Çinli marka ve girişimcilere deen başarılı batılı muadilleri tarafından belirlenen kalite standardını tutturmak ya da aşmak gerektiğini unutmadan öne çıkmak için ilham ve güven verdi.

GLOBAL BRAIN | “GLOBAL ZEK”

Çin’in internette kurduğu Çin Seddi benzeri güvenlik duvarının işlevi ortada, ancak yine de Çin ağa bağlı durumda. 513 milyonun üzerinde internet kullanıcısı ile (245 milyon online Amerikalıya kıyasla), Çinli girişimci ve tüketiciler kesinlikle GLOBAL BRAIN bir parçası durumunda: yani, evrensel tüketici kültürü ve yaratıcılığından çılgınca besleniyor (ve kendileri de katkıda bulunuyorlar).

Kaynak: www.worldinternetstats.com, Aralık 2011

Etrafta yüksek kalite, yenilikçi Çinli* ürün ve hizmet markalarına rastlamanın her zamankinden daha kolay olmasına şaşmamak gerek. Bunlar hiçbir şey değil. Eğer Çinli yaratıcılığı bir gün gerçekten zincirlerinden kurtulursa, asıl işte o zaman her şey daha yeni başlıyor olacak. MADE FOR CHINA trendinin yerini MADE BETTER IN CHINA (KALİTELİ ÇİN MALI) trendine bırakmasıyla hiper rekabet yeni bir tanıma ihtiyaç duyabilir. Simdi sıra örneklerde…

* Bu Trend Briefingde, Çinli dediğimiz zaman, Çin Halk Cumhuriyeti topraklarında yaşayan Çinlileri kastediyoruz. Bu doğrultuda Hong Kong ve Taiwan’dan ya da Amerikalı Çinli girişimcilerin sergilediği çok sayıda harika örneği kapsam dışı bıraktık.

China Unicom Aralık 2011’de 1.5GHz işlemci, 4 inç ekran ve 8 megapiksel kameraya sahip MI-ONE modelini piyasaya çıkardı. Tüketicilerin artan makul fiyatlı akıllı telefon talebini karşılamaya yönelik olarak tasarlanan MI-ONE’ın satış fiyatı 1,999 CNY.

Çin devletine ait JAC Motors 2011 sonunda dünyanın dördüncü büyük otomotiv piyasası Brezilya’da 500 milyon USD’lik yatırım

yaptığını duyurdu. Şirketin ilk yurtdışı fabrikasının senede 100,000 adet otomobil üretmesi bekleniyor.

Kaynak: Trendwatching

POINT & KNOW (İŞARET ET & ÖĞREN) TRENDİ

Şimdilerde üzerilerinde akıllı telefon taşıyan tüketiciler, dış dünyada karşılaştıkları birçok şey hakkında anında bilgi sahibi olabildikleri (hatta satın alma yapabildikleri) bir dünyanın keyfini çıkarıyor. Şimdi bu trende yatırım yapmış olan markaların uygulamalarından bir şeyler öğrenmenin ve kendi uygulamalarınızı yapmaya başlamanın kesinlikle tam zamanı!

Tüketicilerin bilgiye susaması yeni bir şey değil. Bilgi gücü ve kontrolü tüketicilerin eline vermekle kalmıyor, kesinlik ve garanti de sağlıyor (en azından illüzyonunu yaratıyor). Bu nedenle bilgi iyinin de iyisini arayan günümüz tüketicilerinin talep listesinde üst sıralardaki yerini her zaman koruyacaktır. Diğer yandan keşif unsurunun da olaya eğlence kattığı unutulmamalı.

Hemen her şeyi neredeyse takıntılı bir şekilde googleladığımız bir on senenin ardından, bugün doğru verileri (metin halinde) girdiğimiz sürece aradığımız bilgiye anında ulaşmayı sıradan ve beklenen bir şey olarak görüyoruz. Ulaşılması ve aşılması beklenen bir sonraki sınır görsel bilgi arayışının tatmini: tüketicilerin gerçek dünyada karşılaştıkları ve ilgilerini çeken nesneler hakkında daha doğal yöntemlerle ve hareket halindeyken basitçe akıllı telefonlarını* bu nesnelere doğru yönelterek bilgi edinmeleri.

Nasıl ‘internete girmek’ için artık bilgisayarın karşısında (masada!) oturuyor olmak gerekmiyorsa, bir şeyler keşfetmek için de metinle arama yapma zorunluluğu ortadan kalkacak. İnsanlar gördükleri ya da işittikleri her şey hakkında ne olduğunu bilmeseler ya da sözcüklerle tarif edemeseler bile anında bilgi sahibi olabilecek (hatta satın alabilecekler).

* Bir çok dijital tüketici trendinde olduğu gibi, POINT-KNOW-BUY trendinin de arkasındaki itici güç de (neredeyse onlara yapışık halde yaşadığımız) akıllı telefonlar ve ‘görsel’ bir teknoloji ekosisteminin (QR kodlardan gelişmiş görsel aramaya kadar) oluşmuş olması.

“POINT-KNOW-BUY | Bilgiye metin formunda arama yaparak ulaşmak herkes için ulaşılabilir bir şey olduğundan beri, bilgiye görsel arama yoluyla ulaşma yarışı başladı. Yakında gerçek dünyada karşılaştığımız her nesne (hatta kişi) akıllı telefonu olan hareket halindeki tüketiciler tarafından ‘bilinebilir’ hale gelecek. Zira tüketiciler telefonlarını canlarının istediği herhangi bir şeyin üzerine getirerek o şey hakkında detaylı bilgi sahibi olabilecekler. Ve evet bu yeni ticaret imkânları yaratan bir şey olabilir ;-)”

UYARI VE ÖNGÖRÜ

POINT-KNOW-BUY henüz yeni ortaya çıkan bir tüketici trendi. Tüketicilerin bilgiye her an her yerde kolayca ulaşma arzusunda oldukları kesin, ancak yukarıda sözünü ettiğimiz teknolojilerin bir çoğunun henüz gelişme aşamasında olduğu dikkate alınırsa, sürecin yaygın, kesintisiz ve (en önemlisi) güvenilir hale gelmesi için bir miktar zaman geçmesini beklemek şart gibi görünüyor.

Gerçekten de tüketicilerin içinde bulundukları INFOLUST (daha fazla bilgi için yanıp tutuşma) hali ancak aşağıdaki koşullar yerine geldiğinde gerçekten tatmin olabilir:

  • POINT & KNOW trendinin adında da belirtildiği gibi işaret et, öğren satın al prensibi sadece önceden belirlenmiş bazı nesneleri ya da kodu olanları değil, any görsel evreni kapsadığı zaman.
  • Yazılım cihazlara tamamen entegre olup, ek uygulamalara ihtiyaç duyulmadığı zaman.
  • Resim / ses tanıma işlevleri kötü ışık, gürültü ve yamuk açılar gibi gerçek koşullarda da mükemmel çalıştığı zaman.

Örneklerden de görebileceğiniz gibi, gelişmeler bizi bu noktaya doğru götürmekte.

TEKNOLOJİK PLATFORMLAR

POINT-KNOW-BUY trendinin gelişimini tetikleyen teknolojilere hızlı bir bakış:

QR KODLARI

Yıllardır etrafta olan QR kodları sonunda tüketici algısına girmeyi başardı. Ancak bu defa da yerini, aşağıda sözünü ettiğimiz daha yeni ve çoğunlukla daha doğal teknolojilere bırakması olasılığı yüksek.

ETİKETLEMEK’

Tüketicilerin hizmetine sunulmuş nesnelerin ve seslerin taşıdığı gözle görülmez işaretleri okuyabilen ve bu sayede bilgi ya da aksiyon ortaya koyan sayısız uygulama mevcut. Bu trendin nereye varabileceği hakkında bilgi sahibi olmak için Blippar ve Aurasma dergilerinin interaktif kapaklarına göz atmanızı öneririz.

AUGMENTED REALITY (ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ GERÇEKLİK)

Tanımı dijital içeriğin fiziksel dünyaya eklenmesi ya da fiziksel ve sanal olanın içi içe geçmesi (ekranda gözüktüğü şekliyle). Bugüne kadar yapılan zenginleştirilmiş gerçeklik (AR) uygulamalarının çoğu (örneğin Wikitude) kullanıcının telefonundaki GPS ve pusula alıcıları sayesinde kullanıcının ne yöne baktığını ‘tahmin etmeye’ dayalıydı. Bugünlerde ise yeni nesil, daha güçlü, görsel aramaya dayalı AR teknolojileri görülmekte (aşağıdaki gibi).

GÖRSEL ARAMA

POINT-KNOW-BUY trendinin gelecekteki versiyonu. (Google Goggles ve Layar Vision gibi) ‘akıllı’ imge tanıma teknolojilerinin, arama yapmak ve belirli bir içeriği sunmak için, kullanıcının coğrafi konumunu belirlemeye çalışmak yerinde, sadece görüntülenen nesnenin ne olduğunu tanımlamaya odaklanması. Bu şartlar altında telefonunuzun kamerasını Eiffel Kulesi’nin resmine yöneltmenizle, Eyfel Kulesi’nin kendisine yöneltmeniz arasında hiç bir fark yoktur.

leafsnap kullandığı resim tanıma teknolojisi sayesinde, kullanıcıların yaprağının fotoğrafını çekerek ağacın türünü öğrenmesine imkân tanıyan ücretsiz bir uygulama.

Google’ın Skymap uygulaması kullanıcının telefonunu gökyüzüne çevirerek gökyüzündeki nesneler, ve yıldız kümeleri hakkında detaylı bilgi sahibi olmasına olanak tanıyarak harika bir POINT & KNOW örneği sergiliyor, Star Chart ve Star Walk benzer iPhone uygulamalarından ikisi.

Heinz kısa süre önce Blippar teknolojisine dayalı bir ‘zenginleştirilmiş gerçeklik yemek kitabını’ tüketicilerin kullanımına sundu. Kullanıcılar telefonlarının kamerasını Heinz ketçap şişesinin alt bölümüne odaklayarak tek tek şişeden dışarı çıkan tarifleri görebiliyordu.

Kaynak: TrendWatching