Sosyal Medya ve Uzmanları !

Dünya üzerinde 2.5 milyar insanın internet kullandığı bu kullanıcıların 1.8 milyarının sosyal medya ağlarında hesabının olduğu biliniyor. Kullanıcı sayısının bu kadar yoğun olduğu sosyal medyanın bir diğer tarafında ise bu mecrada çalışanlar yer alıyor. Giderek popüler bir meslek haline gelen “Sosyal Medya Uzmanlığı” nı biraz irdelemek gerekiyor.

Temeli iletişime dayanan bu Dünya`da Çılgın Pikseller olarak bu kavramın doğru bir şekilde kullanılmadığını gerek eğitimlerimizde gerekse etrafımızdan gelen ilginç taleplerde sık sık görüyoruz.

Ve mecraların ortasında iletişim nedir bilmeyen, bir dotcom krizinden haberdar olmayan herhangi bir blog ile uzaktan yakından alakası olmamış, hala “Bugün Pazar”, “Hava Yağmurlu” gibi paylaşımları içerik üretmek zanneden sosyal medyacıların çıkıp bu konuda ahkam kesmesi Bursa`da diğer güzide şehirlerimizde olduğu gibi fazlasıyla revaçta..

Var olan mecraların dönüşümünü ilk ağızdan anlatan 2 – 3 seminere katılıp  google translate çevirileri ile konuşan, beylik lafları eksik olmayan yüzlerce Sosyal Medya uzmanı var Bursa`da..

Sosyal Medya BursaKlasik bir sürecin şu an için ortasındayız, dinamiklerinden dolayı mütevazi olunması şart olan bu dönüşümde gerçekçi, Dijital devrimi takip edebilen, içeriğin önemini anlamış uzmanlarda yok değil tabi ki,  bu kırılma son bulduğunda ortalığı kasıp kavuran Sosyal Medyacılardan geriye gerçekten iletişim ile alakalı olan bir kaç kişi kalacaktır. Ama bu da yeterli değil öncelikle çok iyi pazarlama ve işletme bilgilerine sahip olmaları, her dakika trendi değişen mecra ve araçlara uyum sağlamaları ve şirketleri çok iyi anlamaları gerekiyor. Daha sonraki süreçte ise yapılan kampanyalar ve içerik çalışmalarının interaktif projeler kapsamında oluşturulması ve tüketiciye uygun zamanlarda sunulması gerekiyor.

Ama her zamanki gibi  Krizler ile meselenin like değil kullanıcı deneyimi olduğu er ya da geç anlaşılacaktır.

Bursa`da yüzlerce marka bu kriz ortamına girmeden bu sürece dahil olduğunda ve bunu da uzun vadeli bir ilişki ile süslediğinde, geleneksel Medyada ses getirecek deneyimler yaşayacaktır. Ne diyelim firmalarımızı asosyal sosyal medya uzmanlarından koruyalım.

Pazarlama Yalanları

Nasıl yeni müşteriler buluruz ? , Mevcut müşterileri nasıl elde tutarız ? , Farklılaşmak için neler yapmalıyız ?

90`ların başından itibaren bu soruyu bilinçli olduğu kadar bilinçsizce cevaplamaya çalışan onlarca reklamcı, pazarlamacı, ajans ithal kavramlar ile konuşmaya başladılar. Sonra hepsinin ağzına pelesenk olmuş bir kavram çıktı ortaya :

Bütünleşik Pazarlama İletişimi…

pazarlamayalanlari

Pazarlamacılar için bu sorulara  mükemmel bir cevap olan bu kavram, tüm sorular için anlamlandırılabiliyordu. Temel olarak farklı iletişim kanalları ile tüketiciye aynı mesajı vererek bilinçaltında oluşturulan izlenimlerin satın alma ile sonuçlanmasına dayanan bir yöntemdi. Bu yöntemdeki amaç aynı mesaj ile algı kargaşasından kurtulmaktı. Ve seçilen yöntem tek kelime ya da iki kelime ile markayı akılda kalıcı bir hale sokmaktı.

Uzun bir süre uygulanan “Bütünleşik Pazarlama İletişimi” internetin yavaş yavaş hayatımıza girdiği 95`ler ve hızlanmaya başladığı 2000`li yıllarda hala revaçtaydı.

2004 yılından itibaren internet hızının artmış ve çoğu eve bilgisayarın girmiş olmasıyla BPİ kavramı alışılmışın dışına çıkmayan uygulamaları ile hayatımıza klişe/leşmeyi sokmaya başlamıştı. Hemen sonrasında internet, sosyal medya ve teknoloji üçlüsünün iletişimdeki devrimi ile beraber ;

…Hem kaliteli hem ucuz, bir telefon kadar yakınımızda, diş hekimlerinin tavsiye ettiği, kendimizi şımarttığımız, ev hanımlarının tercihi olan… ve bunlara benzeyen pack shotlar klişelere meydan okuması gereken reklamcılığın yaratıcılığını ortaya koymuş oluyordu.

Burada süreci biraz detaylandırmak gerekirse reklamcılık istisnai işlerin dışında, şekil değiştirip bir klişe zinciri içinde basmakalıp bir hal almaya başlamıştı. Pazarı bölüşen , beylik laflar eden, eskiden taş attıkları binalara CEO olarak geri dönüş yapan bir azınlığın elinden geçmişti/geçiyordu.

y-kuşağı

Sonra birden sosyal medya yeni mecralarıyla oyunu bozdu. Tekelleşen geleneksel medyayı günden güne dövmeye başladı. Kurallar değişmişti hızlı, yaratıcı ve şartların eşit olduğu tarafsız kelimesinin yeniden anlam kazandığı bir mecralar bütünü “Yeni Medya” olarak ortaya çıkmıştı.

Yeni medya ile yaşıt olan Y kuşağı sektöre hem ajans hem de marka tarafında sızmaya başlamıştı. Hal böyle olunca Y kuşağının hiperaktif reklamcıları hızlı bir şekilde çoğalmaya ve çalışmaya başlamışlardı bile..

Bu kuşağın işleriyle, düşünceleriyle istisna oluşturan kısmını ve arada kalan zümreyi (Y kuşağından öncesi) bir kenara ayırmamız gerekir.

İstisna oluşturmayan kısımdan devam edersek, ajans ve markalar tarafında kültürel kodlarını çözememiş, sıra dayağı yememiş, toplu ulaşım araçlarına binmemiş, ekmeğin fiyatından haberi olmayan, çok güzel keman çalan iki aksan İngilizce konuşabilen, ithal görünümlü, teoriyi geçmeyen pratikleri ile yetişmiş gerçek hayatla karşılaştığında duvara çarpmış gibi olan reklamcılar, iletişimciler ve pr`cılar ile dolmuş durumdaydı ve gerçek hayatın onlara sunduğu, 1000 TL + sodekso oluyordu..!

Y kuşağının heyecanlı neferleri örnek olarak başarılı ulusal, global projeler ile donatılmışlardı. Ama klasik pazarlama sürecinin dışında dönüşmüş olan yeni pazarlama disiplinini unutuyorlardı. “Pazarlama, artık yeni ürün ve hizmetler ile önce ihtiyaç doğuran ve sonra bu ihtiyacı karşılayan bir faaliyet alanıydı. (Örn : Aloe Veralı tuvalet kağıdı, facebook oyun kartları) bu durum klasik  pazarlama iletişimi de yürütürken de devam ediyordu. Daha  öncede belirttiğim gibi marka tarafında ve ajans tarafında da yer aldıkları için paralel bir şekilde işler sonuçlanıncaya kadar problemsiz devam ediyordu. Kimsenin anlamadığı deneysel içerikler keşke klişe olsa diyebileceğimiz onlarca içerik onlarca mecradan servis ediliyordu.

Bu iletişim sürecinde başarısız onlarca projede sorunun nerede olduğu aranıyor ve sorun raporlar, analizler ile rakamsallaşarak masada kalıyordu.

Facebook Etkileşimlerine Neler Oluıyor ?

2013 sonlarına doğru bildiğiniz üzere Facebook organik erişim değerlerinde kritik düşüşler olmaya başladı. Bunun en büyük nedeni ise Facebook’un reklam ve algoritma yapısında değişikliklere gitmesi. Ogilvy’nin yapmış bir araştırma sonucuna göre mevcut beğeni sayısına göre etkileşim sayıları % 6.5, hatta % 2’lere kadar düşmüş durumda.

FB-01

Raporun Tamamı: Ogilvy

Örnek verecek olursak, 100.000 beğeni sayısı olan bir sayfadaki paylaşımın organik olarak görülme/etkileşim sayısı 6000 – 2000 kişi civarında. Bu, gerçekten son derece önemli bir düşüş. Artık görülüyor ki sadece standart paylaşım ve/veya paralı reklamlar ile bu etkileşim sayılarının eski günlerine dönmesi pek mümkün değil.

Artık markaların beğeni sayısını arttırmanın yanında etkileşim sayılarını arttırmak için de çok daha farklı ve etkin yöntemler bulup uygulamak zorunda.

Peki; Facebook etkileşimlerini arttırmak için neler yapılabilir?

Bu sorunun cevabı için aşağıdaki tablolara bakmakta fayda var:

FB-02

FB-03

Raporun Tamamı: Quintly

Quintly’nin yapmış olduğu çalışmaya göre Facebook’ta mevcut paylaşımlar içerisinde görsel paylaşımların etkisi önemli ölçüde artmış durumda. Facebook’ta yapılan paylaşımların yüzde 54′ünü fotoğraf oluşturuyor. Yüzde 30′u link, yüzde 11′i ise yazılı paylaşımlardan geliyor. Link paylaşımlarında da görsellerin ne kadar önemli olduğunu ortada. Dolayısı ile paylaşımlarınızın artık sadece içerik özgünlüğünün yanında görsellerinde özgünlüğünün ve kalitesinin kesinlikle rakiplerinizden çok daha iyi olması gerekiyor.

Bursa Web Tasarım

Kabaca ticaret odasından alınan bilgilere göre baktığımız zaman Bursa`da web tasarım işi ile ilgilenen 150`e yakın ajans kaydı bulunmaktadır. Bunun yanında freelance ve “bilgisayarcı” olarak donanım işi ile ilgilenen fakat web`e de her zaman merakı olan arkadaşları da dahil edersek 300`e yakın web tasarım firması var. usa viagra prices

Web tasarım dediğimizde başlıca disiplinlerini yerine getirmenin yanında başta hosting, domain  v.s gibi onlarca birleşenin oluşturduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Peki gerçekten bu kadar kolay mı ? Tabiki de değil. buy cialis for cheap

Freelance ve çalıştığım firmalarda ki tecrübelerimi göz önüne aldığımda Bursa`da web tasarım konusunda başlıca sıkıntılar ; ki genelde sadece Bursa demek yanlış olur.

Her işte olduğu gibi herkesin her şeyden gayet iyi anlaması, senelerdir  hosting firması  yönetmiş bir datacenter nedir ? neler yapar ? gibi bilgileri yemiş yutmuş, hatta “Bilirkişi” olarak nitelendirilen insanların en basit sorunlarda KADER cevabı verdiği eskisi kadar yeşil olmayan Bursamız da buna benzer bin bir tane sorunla karşılaşılmaktadır. Dediğimiz gibi başlıca sorunlar Hosting firmaları ile başlayıp meslek liselerinde ilk senelerdeki hevesinin gazıyla piyasada iş kapan öğrenciler ile devam etmiş ve freelance olarak arkasına siyasi v.b torpillerle türemiş php`i , asp`i bir dernek adının kısaltması zanneden Bill Gates`ler ile devam etmiştir. can i buy viagra in chemist

Dediğim gibi kendi içinde bir disiplin olan arayüz tasarımcısından tutunda front end developer, back end developer, senior php developer, junior  php developer, v.b gibi meslek gruplarına ayrılmış, tarayıcı uyumluluğu, responsive tasarım, seo, smo gibi onlarca kavrama sığmayan bu dünyada işler bu kadar da basit değil. rush limbaugh gets caught with viagra

Tabi işi layıkıyla yapan kendi içinde gerekli kuralları harfiyen uygulayan ya da uygulamaya çalışan firmalarda yok değil ama bir elin parmaklarını maalesef geçmiyor.

Bundan sonraki yazımızda bir web sayfası yaptırmak isteyen kullanıcının nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatmaya çalışacağım. cialis cost

E-POSTA PAZARLAMA: GERÇEKTEN ÖNEMLİ Mİ YOKSA SADECE VAKİT KAYBI MI?

e-Posta pazarlamanın faydası, pek çok konuda olduğu gibi sadece tek başına düşünülmesi durumunda yeteri kadar değer sağlamayabilir. Bulunulan sektör, ürün ve hizmet, aynı zamanda hedef kitleye göre farklılıklar arz edebilir. Dolayısı ile e-posta pazarlamayı, entegre bir pazarlama stratejisinin önemli bir parçası olarak görmek ve planlamaları buna göre yapmak daha doğru olacaktır.

Uzun bir yazı ile kafaları yormaktansa aşağıdaki bazı somut verileri inceleyerek hareket etmekte fayda vardır:

FAYDALARI

  • Makul bir bütçe ile uygulanabilir.
  • Oldukça etkin ve hızlı geri dönüş sağlayan bir yöntemdir.
  • Otomasyon yazılımları sayesinde optimum verimlilik elde edilir.
  • Ölçülebilir olması, yönetilmesini kolay kılar.

e-Posta İdeal Gönderim Günleri

TAVSİYELER

  • Müşteri canlıdır ve ilgi ister, onlardan bir hoş geldin mesajını çok görmeyin.
  • Detaylı analiz yaparak e-postalarınızın açılma ve işlem görme oranlarını belirleyiniz.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, her türlü akıllı cihaz için uyumlu olmalıdır.
  • Gönderdiğiniz e-postaların içeriklerinden önemli olanların, mutlaka Sosyal Medya’da paylaşılabilir olmasına dikkat ediniz.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, çapraz satış fırsatları yaratabilmeli.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, WEB/BLOG ve diğer Sosyal Medya mecralarındaki etkinliğinize katkıda bulunmalı, trafiği olumlu yönde etkilemeli.
  • Gönderdiğiniz e-postaların geri dönüş analizleri mutlaka yapılmalı, bir sonraki gönderimin başarısını olumlu yönde etkilemelidir.
  • Raporlama ve Analiz aracı ile en değerli müşteri ya da müşteri grubu tespit edilebilmelidir.

e-Posta İdeal Gönderim Saat aralığı

GÜNCEL İSTATİSTİKLER

  • 3,2 milyardan fazla e-posta hesabı var
  • Dünya nüfusunun yaklaşık % 25’i e-posta hesabına sahip
  • Ortalama bir kullanıcı günde 112 adet e-posta gönderiyor/alıyor

Gönderilen e-postaların;

  • % 55’i imajlardan
  • % 32’si dosyalardan
  • % 11’i diğer
  • % 1,4’ü ses dosyaların oluyor.
  • Yıllık 92 trilyon e-posta gönderimi yapılıyor

Peki; başlıkta sorduğumuz soru için şu an ne düşüyorsunuz?

Elbette, bu sorunun cevabının bir kısmı bu özet bilgiler sayesinde elde edilebiliyor. Ancak, daha net cevapların oluşabilmesi için mutlaka bulunduğunuz sektör, ürün ve hizmet grubunuz ile birlikte hedef kitleniz daha detaylı olarak analiz edilmelidir.

Bununla birlikte, gelişen akıllı cihazlar ile birlikte e-posta pazarlama yönteminin daha da gelişeceği kaçınılmaz bir gerçektir.

KOBİLER, SOSYAL MEDYADA YER ALMALI MI?

Bu sorunun cevabını verebilmek için en başta 2 konuya olabildiğince vakıf olmak gerekiyor:

(1)

İşletmenizin faaliyet alanı, ileriye yönelik vizyonu ve sahip olduğu rekabetçi üstünlükleri başta gelen konulardır.

İşletmeler özellikle vizyon ve rekabetçi üstünlükler konusunda maalesef yeteri kadar önem verip çalışmadıklarından bu alanlarda eksik kalıyorlar. Dolayısı ile bırakın Sosyal Medyayı, geleneksel yapı içerisinde sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelişim süreci sağlayamıyorlar. Eğer, net olarak ortaya koyduğumuz bu 3 kriter yeteri kadar somutlaştırılabiliyorsa, Sosyal Medya’da belli başarı oranlarını yakalamak kesinlikle mümkündür. Kaldı ki siz Sosyal Medya içerisinde olmasanız bile, hizmet vermiş olduğunuz alanlar ya da ürünleriniz konusunda ki olası bir durum sosyal Medya mecralarında ışık hızı ile yayılabilir ve bu durum hele hele olumsuz bir konusu ise çok daha fazla dallanıp budaklanabilir.

Orada değilseniz, nasıl mücadele edeceksiniz?

(2)

Sosyal Medya nedir? Sosyal Medya aslına bakarsanız sınırları çok geniş ve neredeyse pek çok şeyi içinde barındıran günümüzün şu aşamada vazgeçilmezlerinden diyebiliriz. Sosyal Medyayı hiçbir zaman tek başına düşünmemek gerekiyor. Mutlaka geleneksel yapı ile Sosyal Medya uygulamaları entegre bir şekilde düşünülmeli, planlanan çalışmalar bu doğrultuda kurgulanmalıdır. Dolayısı ile Sosyal Medya sihirli bir değnek asla değildir. Ancak; doğru bir planlama ile işletmelere uzun vade de ciddi kazanımlar sağlayabilir. İşte bu nedenle, belli platformlarda rastgele 1-2 paylaşım yapmak Sosyal Medya’da iş yaptım demek hiç değildir. Mutlaka iyice araştırılmalı ve konunun uzmanları ile çalışılmalıdır. Çünkü; Sosyal Medya, Pazarlama alt kanallarından sadece bir tanesidir. Dolayısı ile her şeyden önce pazarlama ve iletişim bilgisi gerektirir.

Sosyal Medya’da çift yönlü iletişim esastır. Ben paylaştım diyerek mecradan uzaklaşmak, gelen yorumlar ile ilgilenmemek, geri cevap vermemek ve özünde bunları değerlendirmemek yapılabilecek en kritik hataların başında gelir.

Nelere dikkat edilmeli?

DEĞER yaratan İÇERİK üretimi…

Sosyal Medya mecralarında paylaşacağınız içeriklerin, hitap edeceği takipçileriniz için bir değer oluşturması gerekiyor ki onlarda başkaları ile paylaşsın ve yapı organik olarak büyüsün. Uzun içerikler değil, etkili içerikler üretin. Diğer bir ifade ile amaçlarınızı ve vermek istediğiniz mesajı çok net olarak belirleyin. Aynı zamanda içeriklerinizin tutarlı da olması gerekir. İçeriğinizde vereceğiniz bilgilerin doğruluğundan emin olun. İçeriklerinizde kullandığınız linklerin çalıştığından emin olun. Alıntı yapıyorsanız mutlaka kaynaklarını belirtin. Kopyala-yapıştır değil, özgün içerikler üretmek için gayret edin. Doğrudan pazarlama yerine, dolayı pazarlamanın gücünü kullanın. Klasik web sayfaları üzerinden hedef kitleye ulaşmak yerine, web sayfanıza entegre edilmiş KURUMSAL BLOG sayfası mutlaka oluşturun. WEB ve BLOG sayfalarınızın, tüm taşınabilir cihazlarda (Tabletler, Akıllı Telefonlar ve diğer…) kullanılabilir (RESPONSIVE) olmasına çok dikkat edin.

KOBİLER için Sosyal Medya gerekli mi ya da gereksiz mi soruna verilecek cevapları biraz daha netleştirebilmek adına aşağıda 3 farklı alanda (Kesici Takımlar, Organik Çay ve Diş Hekimi) çok kısaca özetlemiş olduğumuz vaka çalışmalarını inceleyebilirsiniz.

Zaman makinesi henüz keşfedilmedi. Dolayısı ile geri dönüp “Keşke şimdiki aklım olsaydı…” demek yerine planlı bir şekilde çalışarak bu ve olası çıkacak yeni akımlar içinde yer almaya gayret etmek en doğrusu olacaktır. İhtiyacınız olan 2 şey CESARET ve YENİLİKÇİ bakış açısıdır.

Fiskars

DRVaksman

After Steaz

SOSYAL MEDYA’DA NELER PAYLAŞIYORUZ?

2012 yılı, Dijital teknolojiler ve Sosyal Medya açısından oldukça hızlı ve verimli geçti diyebiliriz. Yapılan araştırma sonuçlarına bakıldığında 2013 ve sonraki yıllarda da son derece dinamik gelişmeler olacak ve pek çok sektör sosyal medyada yer almaya başlayacak. Zaten var olanlar ise daha etkin roller üstlenmeye başlayacak. Sosyal Medya’da “neler paylaşılıyor” diye SocialBakers bir araştırma yapıyor. İşte bu araştırmanın özet sonuçlarını aşağıda sizler için, kendi yorum ve öngörülerimiz ile birlikte kısaca özetliyoruz:

Milyonlarca facebook profilinin detaylı incelenmesi sonucunda, markaların en çok görsel paylaşımında bulundukları ortaya çıkıyor. Görsel paylaşım oranın % 70 ile oldukça yüksek olduğu görülüyor. Sonuç itibari ile bakıldığında her zaman için görsellerin daha akılda kalıcı ve karşı tarafa mesajı daha hızlı/etkin ilettiği çıkan bu oran ile de kanıtlanmış oluyor. İnsanların bu zamanda daha az okuduğunu ama daha fazla izlemeyi tercih ettiğini zaten rahatlıkla görebiliyoruz. Hemen arkasından % 14 ile link paylaşımı, % 10 ile durum güncellemeleri ve % 6 ile video paylaşımı sıralanıyor. Ağutos 2012’de yapılan bu araştırmadan hemen 1-2 ay sonra ise görsel paylaşım oranının % 77’ye çıkarak, paylaşım türleri içerisinde dominant bir noktaya geldiğini görebiliyoruz.

Görsel paylaşım oranın % 70

Facebook’ta paylaşılan görsellerin ilgi çekme oranlarına bakıldığında % 93 gibi değer ortaya çıkıyor. Buradan, görsellerin viral bir etki yarattığı rahatlıkla anlaşılabilir.

İlgi çekme oranlarına bakıldığında % 93 gibi değer ortaya çıkıyor

Facebook kullanıcılarının “Like/beğen” düğmesine tıklamaları analiz edildiğinde ise aşağıdaki sonuç ortaya çıkıyor: 2009’da 4,5 sayfa, 2010’da 30 sayfa ve 2012’de ise 36.7 sayfaya ulaşılıyor. Görülüyor ki paylaşım ve beğenilerde hiç gerileme olmadan yükseliş devam ediyor.

Sayfa yöneticileri açısından olaya bakıldığında bir önceki paylaşımlarda 5 kat artış söz konusu. Burada en büyük etken, facebook’un promosyonlu paylaşımların rolü büyük.

Bir sayfadaki etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemli. Çünkü, yaptığınız çalışmaların işe yarayıp-yaramadığını bu oran ile görebiliyorsunuz. Paylaşımlarınızın ilgi çekmesi ise üreteceğiniz içeriklerin kalitesi ve ilgi çekiliciği ile orantılıdır. Aşağıdaki örnek tablodan bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Bir sayfadaki etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemliAsya ve Brezilya: Facebook’un en çok büyüme kaydettiği bölgeler.

Asya ve Brezilya: Facebook'un en çok büyüme kaydettiği bölgeler.

Facebook’a bağlanma konusunda en büyük gelişim mobil uygulamalarda görülüyor. Haziran 2012 sonunda ortaya çıkan 543 milyon aylık aktif kullanıcı sayısı, hemen 1-2 ay sonra 604 milyona çıkarak % 60,4’lük ciddi bir oranı yakalıyor. 2012’den sonra bulunduğumuz şu 2013 döneminin henüz ilk aylarındaki gelişmelere ve gelen haberlere bakılacak olursa, mobil bağlantılarda bu oranların biraz daha artacağına kesin gözle bakılabilir. Çünkü, akıllı telefon ve tablet pazarında ciddi gelişmeler ve satış rakamları ortaya çıkıyor.

Facebook’ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre, FMCG sektörünün ciddi bir etkinliğe sahip olduğu görülüyor. Benzer etkinliğe sahip diğer sektör ise sağlık.

Facebook'ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre

Facebook'ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre

Markaların facebook üzerinde daha sosyal hale geldikleri son derece net.

Etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemli bir konu ama hesaplanan tek bir oran ile tam bir kanıya varmak doğru değil. Dolayısı ile aşağıda size Facebook + Twitter + Google+ sosyal medya mecraları için etkileşim oranlarının nasıl hesaplandığına dair formülleri veriyoruz:

Etkileşim oranlarının hesaplanması

ROE (Return of Engagement) =  ROI (Return of Investment) olarak adlandırabiliriz.

Kaynak: Socialbakers

MADE BETTER IN CHINA TRENDİ (MADE BETTER IN TURKEY TRENDİ NEDEN OLMASIN?)

MADE BETTER IN CHINA Trendinin tanımı:

Çin’in derin ve kalıcı bir yenilikçilik ve yaratıcılık kültürü geliştirebilmesinin önünde hâlâ birçok potansiyel engel var (Devletçi ekonomi! Politika! Nüfus! Çevre! Fikri Mülkiyet Hakları!).

Ancak, tüm bu engellere rağmen, artan sayıda Çin markası, halihazırda bir yandan her geçen gün büyümekte olan sofistike bir iç pazarın taleplerini karşılarken, diğer yandan son derece güçlü global rakipleriyle rekabet ediyor ve hatta onları kendi oyunlarında yeniyor. Çin’in gelecekte bir gün zincirlerinden tamamen kurtulduğunda neler başarabileceğini varın siz düşünün.

Trendin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde etkili olan faktörler:

URBAN BOOM | “KENTSEL PATLAMA”

Hızlı servet kazanma fikrinin cazibesi Çinlileri sürüler halinde kentsel alana çekiyor. Çin’de kentlerde yaşanan inanılmaz tüketim patlamasını anlatan iki istatistik:

  • Kentsel hanelerin sahip olduğu harcanabilir gelirinin 2010 ve 2020 yılları arasında iki katına çıkması bekleniyor (Kaynak: McKinsey, Mart 2012).
  • 2010’da Çin’de 16,000 USD üzerinde yıllık gelire sahip 18 milyon hane vardı. 2020 itibariyle bu rakam, 167 milyon haneye çıkacak. Bu, yaklaşık 400 milyon insan demek. (Kaynak: McKinsey, Mart 2012).

Sonuç: Kaliteli mal ve hizmet talep eden, sofistike kentli Çinlilerden oluşan muazzam bir CITYSUMERS, yani kentsel tüketici sınıfı.

BEST OF THE WEST IN THE EAST | “BATININ EN İYİSİ DOĞUDA”

Bugüne kadar Çinli tüketicilerin kaliteli ürün ve hizmet talebi, (daha ziyade) batılı markalar tarafından karşılandı. Batılı markalar sadece Çinli tüketicilere mal satmak icin değil, aynı zamanda onlara özel muamele göstermek için de uğraşıp didindiler. Bunu, MADE FOR CHINA (ÇİN İÇİN ÖZEL YAPIM) trendinde söz ettiğimiz gibi, Çinli tüketicilere özel ürün ve çeşitler sunarak, ya da ayaklarının altına RED CARPET(KIRMIZI HALI) sermek suretiyle yaptılar.

Çinli tüketicilerin beklentilerini belirleyen batılı markaların bu davranış biçimi, Çinli marka ve girişimcilere deen başarılı batılı muadilleri tarafından belirlenen kalite standardını tutturmak ya da aşmak gerektiğini unutmadan öne çıkmak için ilham ve güven verdi.

GLOBAL BRAIN | “GLOBAL ZEK”

Çin’in internette kurduğu Çin Seddi benzeri güvenlik duvarının işlevi ortada, ancak yine de Çin ağa bağlı durumda. 513 milyonun üzerinde internet kullanıcısı ile (245 milyon online Amerikalıya kıyasla), Çinli girişimci ve tüketiciler kesinlikle GLOBAL BRAIN bir parçası durumunda: yani, evrensel tüketici kültürü ve yaratıcılığından çılgınca besleniyor (ve kendileri de katkıda bulunuyorlar).

Kaynak: www.worldinternetstats.com, Aralık 2011

Etrafta yüksek kalite, yenilikçi Çinli* ürün ve hizmet markalarına rastlamanın her zamankinden daha kolay olmasına şaşmamak gerek. Bunlar hiçbir şey değil. Eğer Çinli yaratıcılığı bir gün gerçekten zincirlerinden kurtulursa, asıl işte o zaman her şey daha yeni başlıyor olacak. MADE FOR CHINA trendinin yerini MADE BETTER IN CHINA (KALİTELİ ÇİN MALI) trendine bırakmasıyla hiper rekabet yeni bir tanıma ihtiyaç duyabilir. Simdi sıra örneklerde…

* Bu Trend Briefingde, Çinli dediğimiz zaman, Çin Halk Cumhuriyeti topraklarında yaşayan Çinlileri kastediyoruz. Bu doğrultuda Hong Kong ve Taiwan’dan ya da Amerikalı Çinli girişimcilerin sergilediği çok sayıda harika örneği kapsam dışı bıraktık.

China Unicom Aralık 2011’de 1.5GHz işlemci, 4 inç ekran ve 8 megapiksel kameraya sahip MI-ONE modelini piyasaya çıkardı. Tüketicilerin artan makul fiyatlı akıllı telefon talebini karşılamaya yönelik olarak tasarlanan MI-ONE’ın satış fiyatı 1,999 CNY.

Çin devletine ait JAC Motors 2011 sonunda dünyanın dördüncü büyük otomotiv piyasası Brezilya’da 500 milyon USD’lik yatırım

yaptığını duyurdu. Şirketin ilk yurtdışı fabrikasının senede 100,000 adet otomobil üretmesi bekleniyor.

Kaynak: Trendwatching

SOSYAL MEDYA



[dropcaps]S[/dropcaps]osyal Medya Yönetimi, internet tabanlı bir yönetim sistemidir. Farklı mecralarda bulunan hesapların, kampanyaların, reklamların ve kanalların yönetimini içerir. Aşağıda bunlarla ilgili bazı detaylar verilmiş olmasına rağmen, gelişen teknoloji ve ihtiyaçlar doğrultusunda çok daha farklı alanların ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.

[divider style=”style4″ width=”full” align=”center”]

[list style=”plus” color=”blue”]

  • Ürün Tanıtımları (Ürünün hedef kitleye ulaştırılması.)
  • Kampanya Duyuruları (Sadakat, bilinirlik ve tutundurma.
  • Yarışma ve Çekilişler (Heyecan yaratmak, takip sayısını ve süresini arttırmak.)
  • Sektörel Haberler (Sürekli gündemde kalmak.)
  • Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri (Kurumsal İtibar.)
  • Sponsorluk (Kurumsal İtibar.)
  • Bloglar (Kurum ve marka hakkında içeriklerin yazdırılması.)
  • İçerikler (Etkili içeriklerin oluşturulması.)
  • Seeding (Özel İçerikler.)
  • Video (Görsel etkileşimi ön plana çıkarmak.)
  • Anketler (Ülke, bölge, yaş, cinsiyet, medeni durum, finansal durum, hobi ve ilgi alanları gibi istenilen kriterlere göre veritabanı oluşturulması.)

[/list]

[divider style=”style4″ width=”full” align=”center”]

Hedefte bulunan kişi(ler), gerçek hayatta olduğu gibi internet ortamında da bir bilginin yada bir ürünün kendisine zorla benimsetilmesinden ve satın alınmaya zorlanmasından genelde hoşlanmaz.

[highlight]ÇILGIN PİKSELLER[/highlight] ekibi; bu gerçeği dikkate alarak, kampanya ve benzeri tanıtımları zorlayıcı yöntemlerin yerine daha eğlenceli ve ilgi çekici hale getirir. Kimi zaman videolar ve kimi zaman değişik hikayeler oluşturularak, hedef tüketici kitlesinin, ilgisinin optimum şekilde hedefe yönlendirilmesi sağlanır.

[button size=”medium” align=”aligncenter” link=”http://www.cilginpikseller.com/basvuru-formu/” linktarget=”_blank” skin=”dark_gray” icon_align=”undefined”]BAŞVUR..[/button]