Facebook Etkileşimlerine Neler Oluıyor ?

2013 sonlarına doğru bildiğiniz üzere Facebook organik erişim değerlerinde kritik düşüşler olmaya başladı. Bunun en büyük nedeni ise Facebook’un reklam ve algoritma yapısında değişikliklere gitmesi. Ogilvy’nin yapmış bir araştırma sonucuna göre mevcut beğeni sayısına göre etkileşim sayıları % 6.5, hatta % 2’lere kadar düşmüş durumda.

FB-01

Raporun Tamamı: Ogilvy

Örnek verecek olursak, 100.000 beğeni sayısı olan bir sayfadaki paylaşımın organik olarak görülme/etkileşim sayısı 6000 – 2000 kişi civarında. Bu, gerçekten son derece önemli bir düşüş. Artık görülüyor ki sadece standart paylaşım ve/veya paralı reklamlar ile bu etkileşim sayılarının eski günlerine dönmesi pek mümkün değil.

Artık markaların beğeni sayısını arttırmanın yanında etkileşim sayılarını arttırmak için de çok daha farklı ve etkin yöntemler bulup uygulamak zorunda.

Peki; Facebook etkileşimlerini arttırmak için neler yapılabilir?

Bu sorunun cevabı için aşağıdaki tablolara bakmakta fayda var:

FB-02

FB-03

Raporun Tamamı: Quintly

Quintly’nin yapmış olduğu çalışmaya göre Facebook’ta mevcut paylaşımlar içerisinde görsel paylaşımların etkisi önemli ölçüde artmış durumda. Facebook’ta yapılan paylaşımların yüzde 54′ünü fotoğraf oluşturuyor. Yüzde 30′u link, yüzde 11′i ise yazılı paylaşımlardan geliyor. Link paylaşımlarında da görsellerin ne kadar önemli olduğunu ortada. Dolayısı ile paylaşımlarınızın artık sadece içerik özgünlüğünün yanında görsellerinde özgünlüğünün ve kalitesinin kesinlikle rakiplerinizden çok daha iyi olması gerekiyor.

Bursa Web Tasarım

Kabaca ticaret odasından alınan bilgilere göre baktığımız zaman Bursa`da web tasarım işi ile ilgilenen 150`e yakın ajans kaydı bulunmaktadır. Bunun yanında freelance ve “bilgisayarcı” olarak donanım işi ile ilgilenen fakat web`e de her zaman merakı olan arkadaşları da dahil edersek 300`e yakın web tasarım firması var. usa viagra prices

Web tasarım dediğimizde başlıca disiplinlerini yerine getirmenin yanında başta hosting, domain  v.s gibi onlarca birleşenin oluşturduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Peki gerçekten bu kadar kolay mı ? Tabiki de değil. buy cialis for cheap

Freelance ve çalıştığım firmalarda ki tecrübelerimi göz önüne aldığımda Bursa`da web tasarım konusunda başlıca sıkıntılar ; ki genelde sadece Bursa demek yanlış olur.

Her işte olduğu gibi herkesin her şeyden gayet iyi anlaması, senelerdir  hosting firması  yönetmiş bir datacenter nedir ? neler yapar ? gibi bilgileri yemiş yutmuş, hatta “Bilirkişi” olarak nitelendirilen insanların en basit sorunlarda KADER cevabı verdiği eskisi kadar yeşil olmayan Bursamız da buna benzer bin bir tane sorunla karşılaşılmaktadır. Dediğimiz gibi başlıca sorunlar Hosting firmaları ile başlayıp meslek liselerinde ilk senelerdeki hevesinin gazıyla piyasada iş kapan öğrenciler ile devam etmiş ve freelance olarak arkasına siyasi v.b torpillerle türemiş php`i , asp`i bir dernek adının kısaltması zanneden Bill Gates`ler ile devam etmiştir. can i buy viagra in chemist

Dediğim gibi kendi içinde bir disiplin olan arayüz tasarımcısından tutunda front end developer, back end developer, senior php developer, junior  php developer, v.b gibi meslek gruplarına ayrılmış, tarayıcı uyumluluğu, responsive tasarım, seo, smo gibi onlarca kavrama sığmayan bu dünyada işler bu kadar da basit değil. rush limbaugh gets caught with viagra

Tabi işi layıkıyla yapan kendi içinde gerekli kuralları harfiyen uygulayan ya da uygulamaya çalışan firmalarda yok değil ama bir elin parmaklarını maalesef geçmiyor.

Bundan sonraki yazımızda bir web sayfası yaptırmak isteyen kullanıcının nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatmaya çalışacağım. cialis cost

KURUM ÇALIŞANLARI İÇİN SOSYAL MEDYA POLİTİKASI (YOL HARİTASI)

İnternet ve Sosyal Medya, evrenin halen genişlemekte olduğu hakkındaki teori ile neredeyse bire bir örtüşmektedir. Sürekli büyüyen ve kontrolü gittikçe zorlaşan bir dünyadan bahsediyoruz. Peki; böyle bir dünyada bazı kurallar olmadan yol almak ve yaşamak mümkün mü? Ya da şöyle soralım soruyu: Ne kadar sağlıklı ve güvenli bir yaşam tarzı olabilir?

Dünya kurulduğu ve insanlığın çıktığı tarihten beri biraraya gelen toplumlar, daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşamın tesis edilebilmesi için bazı kurallar oluşturmuşlardır. Mutlak bir uyum olmamasına rağmen, insanların bugünlere gelmesinde önemli rol oynamıştır bu kurallar. Dolayısı ile şirketlerinde ticari yaşamlarında sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde var olabilmeleri için, her markanın ve firmanın mutlaka kurum çalışanlarının Sosyal Medya dünyasındaki iletişimini, kurum değerleri doğrultusunda düzenleyen bir Sosyal Medya Politikasına, diğer bir ifade ile yol haritasına ihtiyacı vardır.

Her kuruma özel olarak oluşturulması gereken bu politika; Sosyal Medyayı etkili, etik ve yasalara uygun olarak nasıl düzgün bir şekilde kullanacağınızı anlamanıza yardımcı olacaktır.

“Aksi durum şudur: Bir araç ile yola çıkıyorsunuz ama ne göstergesi var, ne freni ne de bir kaza anında riski azaltacak emniyet kemeri!”

KSMBir firma ya da markanın, sorumluğu olduğu temel bazı kurumlar vardır. Bunlar; Devlet, yasalar, STK’lar, İş Ortaklıkları, Bayiler, Çalışanlar, Hissedarlar gibi. Dolayısı ile Sosyal Medya Kullanım Politikası oluşturulurken, bunlar dikkate alınmalı ve temelde “Kurum İçi” ve “Kurum Dışı” olmak üzere 2 ana başlık altında toplanmalıdır.

Kurum İçi Sosyal Medya Kanalı

Sadece marka çalışanları ile markanın onayladığı ve sağladığı, sahibi olduğu, kontrol ettiği, diğer kişilerin kullanabileceği bir sosyal medya kanalını ifade eder. Bunlar; marka bünyesindeki bloglar, şirket BT bölümünün veya markanın sözleşmesi olan bir tedarikçinin (Dış Kaynak) sağladığı diğer sosyal medya hizmetlerini kapsayabilir.

Kurum Dışı Sosyal Medya Kanalları

Markanın sahibi olmadığı, sağlamadığı ve/veya kontrol etmediği bir sosyal medya uygulamalar bütünün kapsar. FaceBook, YouTube, Vimeo, Google+, Twitter,  LinkedIn, TripAdvsior, Foursquare, Tumblr, WordPress, Xing, FriendFeed gibi uluslararası şirketlerin genel kullanıma açık olarak sunduğu  çeşitli hizmetler örnek verilebilir.

Yukarıdaki tabloda, oluşturulması düşünülen Kurumsal Sosyal Medya Politikası kapsamında yer alması ve dikkat edilmesi ana başlıklar verilmiştir. Böyle bir çalışma, her kurumun kendi kültürü ve etki alanı analiz edilerek hazırlanması gerekir. Çalışanları sıkmamalı ama aynı zamanda kurallara uyumu etkin bir şekilde anlatmalıdır. Böyle bir planın sonunda, kurum çalışanlarının danışmak istedikleri konular için iletişime geçebilecekleri uzmanların iletişim bilgileri de kesinlikle yer almalı ve iletişim çift taraf temelli olmalıdır.

E-POSTA PAZARLAMA: GERÇEKTEN ÖNEMLİ Mİ YOKSA SADECE VAKİT KAYBI MI?

e-Posta pazarlamanın faydası, pek çok konuda olduğu gibi sadece tek başına düşünülmesi durumunda yeteri kadar değer sağlamayabilir. Bulunulan sektör, ürün ve hizmet, aynı zamanda hedef kitleye göre farklılıklar arz edebilir. Dolayısı ile e-posta pazarlamayı, entegre bir pazarlama stratejisinin önemli bir parçası olarak görmek ve planlamaları buna göre yapmak daha doğru olacaktır.

Uzun bir yazı ile kafaları yormaktansa aşağıdaki bazı somut verileri inceleyerek hareket etmekte fayda vardır:

FAYDALARI

  • Makul bir bütçe ile uygulanabilir.
  • Oldukça etkin ve hızlı geri dönüş sağlayan bir yöntemdir.
  • Otomasyon yazılımları sayesinde optimum verimlilik elde edilir.
  • Ölçülebilir olması, yönetilmesini kolay kılar.

e-Posta İdeal Gönderim Günleri

TAVSİYELER

  • Müşteri canlıdır ve ilgi ister, onlardan bir hoş geldin mesajını çok görmeyin.
  • Detaylı analiz yaparak e-postalarınızın açılma ve işlem görme oranlarını belirleyiniz.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, her türlü akıllı cihaz için uyumlu olmalıdır.
  • Gönderdiğiniz e-postaların içeriklerinden önemli olanların, mutlaka Sosyal Medya’da paylaşılabilir olmasına dikkat ediniz.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, çapraz satış fırsatları yaratabilmeli.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, WEB/BLOG ve diğer Sosyal Medya mecralarındaki etkinliğinize katkıda bulunmalı, trafiği olumlu yönde etkilemeli.
  • Gönderdiğiniz e-postaların geri dönüş analizleri mutlaka yapılmalı, bir sonraki gönderimin başarısını olumlu yönde etkilemelidir.
  • Raporlama ve Analiz aracı ile en değerli müşteri ya da müşteri grubu tespit edilebilmelidir.

e-Posta İdeal Gönderim Saat aralığı

GÜNCEL İSTATİSTİKLER

  • 3,2 milyardan fazla e-posta hesabı var
  • Dünya nüfusunun yaklaşık % 25’i e-posta hesabına sahip
  • Ortalama bir kullanıcı günde 112 adet e-posta gönderiyor/alıyor

Gönderilen e-postaların;

  • % 55’i imajlardan
  • % 32’si dosyalardan
  • % 11’i diğer
  • % 1,4’ü ses dosyaların oluyor.
  • Yıllık 92 trilyon e-posta gönderimi yapılıyor

Peki; başlıkta sorduğumuz soru için şu an ne düşüyorsunuz?

Elbette, bu sorunun cevabının bir kısmı bu özet bilgiler sayesinde elde edilebiliyor. Ancak, daha net cevapların oluşabilmesi için mutlaka bulunduğunuz sektör, ürün ve hizmet grubunuz ile birlikte hedef kitleniz daha detaylı olarak analiz edilmelidir.

Bununla birlikte, gelişen akıllı cihazlar ile birlikte e-posta pazarlama yönteminin daha da gelişeceği kaçınılmaz bir gerçektir.

KURUMSAL BLOG SAHİBİ OLMAK YADA OLMAMAK..!

Kurumsal Blog, bir markanın kendini en iyi ve doğru anlatabileceği mecraların başında geliyor. Kurumsal Blog’un oluşturulmaya başlamasından önce ise kesinlikle kurum kültürünün ve rekabetçi üstünlüklerinin belirlenmiş olması lazım. Hemen akabinde de hedef kitlenin belirlenmesi ve bu yolda yapılacakların planlanması gerekir.

Kurumsal Blog, klasik anlamda algılanan yazı yazmak ve yayınlamak olarak düşünülmemelidir. Bir kurumsal blog içerisinde; yazılar, çeşitli etkinlikler, medya ile ilgili duyurular, sosyal sorumluluk projeleri ve benzeri daha pek çok şey son derece güzel bir şekilde kurgulanarak yayınlanabilir.

Daha önceki bazı yazılarımızda konuya değindik ama burada tekrarlamakta fayda var: Kurumsal Blog oluşturulması esnasında tasarım önemli bir yere sahip olmakla beraber, asıl önemli olan kullanıcı için değer oluşturan kaliteli içeriklerin oluşturulmasıdır esas. Elbette, bunun sürdürülebilir olması, güncel ve özgün içeriklerden meydana gelmesi bir kurumsal bloğun can damarıdır.

“Bugün pek çok işletme, artık Kurumsal Blogları temel içsel kaynak olarak pazarlamanın ön safhalarında değerlendirmektedir.”

Kurumsal bloglar, diğer sosyal medya mecraları ile entegre çalışacak şekilde planlanmalıdır. Sadece bilgi vermek amacı ile tasarlanmış bloglar, ziyaretçiler tarafından ilgi çekmediği gibi sıkıcı bulunur. Hatta, tepki bile alabilirsiniz. Gelen yorumlar değerlendirilmeli ve cevap verilmelidir. Ziyaretçilerden öneriler alınmalıdır. Kısacası, kurumsal bloğunuza gelen ziyaretçi kendine değer verildiğini ve önemsendiği net olarak hissetmelidir.

Aşağıda HUBSPOT tarafından hazırlanmış olan kurumsal blog ve önemine ait 2 tablo göreceksiniz.

Tablo-1:

Dikkatli inceleyecek olursanız eğer, yapılan araştırmaya göre kullanıcıların % 25’i kurumsal blog kullanımını kritik derecede önemli görüyor. Toplamında incelediğimizde ise % 81 kullanıcı kurumsal blogların önemli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

 KD1

 Tablo-2:

Aşağıdaki oranlar ile Sosyal Medya mecraları arasında bir sıralama yapıldığında ise kurumsal blogların en önde olduğu görülüyor. Devamın da ise LinkedIn ve Facebook olarak bir sıralama devam ediyor.  Her uygulama için grafiğinin üzerinde kullanıcılardan oluşan önem/güven yüzdelerini görebilirsiniz.

KD2

Önemli Noktalar:

Kurumsal BLOG, önemli bir SEO aracıdır

Her bir blog, farklı bir içerik demektir. Her içerik ise çeşit çeşit etiket imkanı anlamına geliyor. Dolayısı ile ortaya çıkan etiketlerin arama motorları üzerinde yapılandırılması ile markanızın daha fazla bulunabilir olması demektir.

Sektör liderliğine oynamak

Sektörünüz ile ilgili önemli bilgilerin paylaşılması, son haber ve etkinliklerin yayınlanarak bunlar hakkında düşüncelerinizin paylaşılması, değerli analizlerin hazırlanarak hem iş ortaklarınız hem de müşteri kitleniz ile paylaşılması, markanızın ne kadar güncel, bilgili ve paylaşımcı olduğu hakkında çok önemli fikirler verir ve sizlerin sektör içindeki konumunuzu daha yukarı seviyelere çıkarır. 

Şeffaflık

Özgün, zengin ve samimi paylaşımlarınız, hedef kitlenize çok daha fazla güven aşılar. Size daha çok inanır ve sadık birer müşteriniz haline gelirler. Bu şeffaflık aynı zamanda, sizin diğer kurum ve kuruluşlar ile daha güçlü bağlar kurmanıza yarar sağlar.

Kriz Yönetimi

Kurumsal Bloglar, olası bir kıriz durumunda markanın kendini en iyi şekilde konumlandırabileceği ve aynı zamanda krizi etkin bir şekilde yönetebileceği mecraların başında gelir. Gerek daha önce yaptığınız paylaşımlar gerekse krizle birlikte başlayan yeni yazılar, son derece sıkıntılı olabilecek bu dönemlerin atlatılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Kurumsal Blog üzerinden diğer Sosyal Medya mecralarında yapılacak paylaşımlar ile tam bir entegrasyon kurulacak ve kişiler bloğa yönlendirilerek, eksik ve hatalı bilgiler yerine doğru bilgiler ile buluşması sağlanacaktır.

KOBİLER, SOSYAL MEDYADA YER ALMALI MI?

Bu sorunun cevabını verebilmek için en başta 2 konuya olabildiğince vakıf olmak gerekiyor:

(1)

İşletmenizin faaliyet alanı, ileriye yönelik vizyonu ve sahip olduğu rekabetçi üstünlükleri başta gelen konulardır.

İşletmeler özellikle vizyon ve rekabetçi üstünlükler konusunda maalesef yeteri kadar önem verip çalışmadıklarından bu alanlarda eksik kalıyorlar. Dolayısı ile bırakın Sosyal Medyayı, geleneksel yapı içerisinde sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelişim süreci sağlayamıyorlar. Eğer, net olarak ortaya koyduğumuz bu 3 kriter yeteri kadar somutlaştırılabiliyorsa, Sosyal Medya’da belli başarı oranlarını yakalamak kesinlikle mümkündür. Kaldı ki siz Sosyal Medya içerisinde olmasanız bile, hizmet vermiş olduğunuz alanlar ya da ürünleriniz konusunda ki olası bir durum sosyal Medya mecralarında ışık hızı ile yayılabilir ve bu durum hele hele olumsuz bir konusu ise çok daha fazla dallanıp budaklanabilir.

Orada değilseniz, nasıl mücadele edeceksiniz?

(2)

Sosyal Medya nedir? Sosyal Medya aslına bakarsanız sınırları çok geniş ve neredeyse pek çok şeyi içinde barındıran günümüzün şu aşamada vazgeçilmezlerinden diyebiliriz. Sosyal Medyayı hiçbir zaman tek başına düşünmemek gerekiyor. Mutlaka geleneksel yapı ile Sosyal Medya uygulamaları entegre bir şekilde düşünülmeli, planlanan çalışmalar bu doğrultuda kurgulanmalıdır. Dolayısı ile Sosyal Medya sihirli bir değnek asla değildir. Ancak; doğru bir planlama ile işletmelere uzun vade de ciddi kazanımlar sağlayabilir. İşte bu nedenle, belli platformlarda rastgele 1-2 paylaşım yapmak Sosyal Medya’da iş yaptım demek hiç değildir. Mutlaka iyice araştırılmalı ve konunun uzmanları ile çalışılmalıdır. Çünkü; Sosyal Medya, Pazarlama alt kanallarından sadece bir tanesidir. Dolayısı ile her şeyden önce pazarlama ve iletişim bilgisi gerektirir.

Sosyal Medya’da çift yönlü iletişim esastır. Ben paylaştım diyerek mecradan uzaklaşmak, gelen yorumlar ile ilgilenmemek, geri cevap vermemek ve özünde bunları değerlendirmemek yapılabilecek en kritik hataların başında gelir.

Nelere dikkat edilmeli?

DEĞER yaratan İÇERİK üretimi…

Sosyal Medya mecralarında paylaşacağınız içeriklerin, hitap edeceği takipçileriniz için bir değer oluşturması gerekiyor ki onlarda başkaları ile paylaşsın ve yapı organik olarak büyüsün. Uzun içerikler değil, etkili içerikler üretin. Diğer bir ifade ile amaçlarınızı ve vermek istediğiniz mesajı çok net olarak belirleyin. Aynı zamanda içeriklerinizin tutarlı da olması gerekir. İçeriğinizde vereceğiniz bilgilerin doğruluğundan emin olun. İçeriklerinizde kullandığınız linklerin çalıştığından emin olun. Alıntı yapıyorsanız mutlaka kaynaklarını belirtin. Kopyala-yapıştır değil, özgün içerikler üretmek için gayret edin. Doğrudan pazarlama yerine, dolayı pazarlamanın gücünü kullanın. Klasik web sayfaları üzerinden hedef kitleye ulaşmak yerine, web sayfanıza entegre edilmiş KURUMSAL BLOG sayfası mutlaka oluşturun. WEB ve BLOG sayfalarınızın, tüm taşınabilir cihazlarda (Tabletler, Akıllı Telefonlar ve diğer…) kullanılabilir (RESPONSIVE) olmasına çok dikkat edin.

KOBİLER için Sosyal Medya gerekli mi ya da gereksiz mi soruna verilecek cevapları biraz daha netleştirebilmek adına aşağıda 3 farklı alanda (Kesici Takımlar, Organik Çay ve Diş Hekimi) çok kısaca özetlemiş olduğumuz vaka çalışmalarını inceleyebilirsiniz.

Zaman makinesi henüz keşfedilmedi. Dolayısı ile geri dönüp “Keşke şimdiki aklım olsaydı…” demek yerine planlı bir şekilde çalışarak bu ve olası çıkacak yeni akımlar içinde yer almaya gayret etmek en doğrusu olacaktır. İhtiyacınız olan 2 şey CESARET ve YENİLİKÇİ bakış açısıdır.

Fiskars

DRVaksman

After Steaz

SERMAYE ŞİRKETLERİNİN AÇACAKLARI İNTERNET SİTELERİNE DAİR YÖNETMELİK | SON TARİH: EKİM 2013

Bilindiği üzere yeni TTK (Türk Ticaret Kanunu) çıktı ve yürürlüğe girdi ve beraberinde pek çok önemli değişiklikte geldi. Artık; tüm şirketlerin web sitesi olmasının yanında, şirketler Ekim-2013 tarihine kadar Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Yönetmeliğinde (Madde-6) belirtilen mali bilgileri web sitelerinde düzenli olarak yayınlamak zorundalar.

Henüz web sitesi oluşturmamış ve denetime tabi şirketlerinde, web sitelerini Ekim-2013’e kadar hazırlamaları ve gerekli mali bilgileri yine yayınlamaları gerekiyor.

Ekim-2013’te, web sitelerinin yönetmelikte belirtilen standartlara sahip olması gerekiyor. Bu bilgiler ne sıklıkta yayınlanacak, değiştirilecek, saklanacak ve güncellenecek gibi detaylar bu yönetmelik içerisinde detaylı olarak belirtilmiş durumda.

Şirketlerin; faaliyetleri doğrultusunda ortaya çıkan bilgilerin web sitesine konması ve/veya güncellenmesi aşamasında, yönetmelikle gelen süreler bulunmaktadır. Bazı bilgiler aynı gün içinde bazıları ise 5 iş günü içerisinde sitede yayınlanmak zorundadır. Dolayısı ile tasarlanacak web sitelerinin, hem teknik alt yapıları son derece güvenli hem de kolay güncellenebilir bir uygulama olması çok önemlidir.

Elektronik Arşivleme

KAYNAK: Resmi Gazete

SOSYAL MEDYADA YOKUM, KİM BANA ZARAR VEREBİLİR?

Daha önceki blog yazılarımızda internetin nereden gelip nereye gittiğini farklı konuların bakış açısı ile sizlere aktarmaya çalışmıştık. Çok net görülüyor ki internet sınırsız bir büyüme eğiliminde. Aynı zamanda, sınırsız olarak tanımladığımız bu büyüme karşılığında ise kontrolü son derece zor bilgi yığını mevcut. Daha da önemlisi, bu bilgi yığını her hali ile doğruyu işaret etmiyor maalesef. Doğru noktalar olduğu kadar ciddi derecede hatalı bilgilerin varlığını barındırıyor ve hem kurumlara hem de kişilere tehdit oluşturabiliyor. Ne yazık ki bu tehdite maruz kalacak olan kurum ve bireylerinin çok büyük bir kısmı ise bundan habersiz.

SorularOrtaya çıkan pek çok yaklaşım analiz edildiğinde, aşağıdaki söylemler belirginleşiyor:

  • Sadece web sayfam var, bana ne olabilir ki?
  • Sosyal Medya mecralarında yokum, kim bana zarar verebilir ki?
  • İsteyen ne yazarsa yazsın, gün gelir unutulur!
  • Zamanı geldiğinde bakarız!
  • Blog mu? Ne gerek var?
  • Kriz planı mı?

Gelin, aşağıda yaşanmış ve kısaca özetlenmiş bazı krizlere bakalım:

BP Krizi

“20 Nisan 2010‟da Meksika Körfezin’de BP tarafından işletilen bir petrol kuyusunda bir patlama oldu. Sonrası malum, çevre kirliliği ve bunun kamuoyuna anlatılması süreci. Bu olay olur olmaz hemen Sosyal Medya mecralarında pek kurum ve kişi tarafından tepki oluştu. Doğal olarak marka imajında zedelenme oldu. Bu doğrultuda BP, Nisan ve Temmuz ayları arasında kurumsal reklama 93 milyon $ yatırım yapıldı. Haziran’da Sadece Google Ads’e 3,59 milyon $ yatırım yaparak o ay içinde en çok yatırım yapan markalardan biri oldu. Görülüyor ki BP bu konuda ciddi yatırımlar yapmak zorunda kaldı.”

CNN Krizi

“CNN’in tecrubeli ortadoğu editörü Octavia Nasr, Hizbullah’ın Şii lideri Ayatullah Muhammed Hüseyin Fadıllah’a karşı duyduğu saygısını ifade ettiği tweeti atmasından sonra görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Burada da basit gibi algılanan bir ifadenin, çalışanı işinden ettiğini görebiliyoruz.”

NETFLIX Krizi

“Temmuz 2011′de Netflix aylık abone ücretlerini % 60 arttırdı. Müşteriler bu artıştan dolayı çılgına dönmüştü. Yüzlerce hata binlerce insan aboneliğini iptal etti. Netflix CEO’sunun bu artışı müşterilerine anlatamayışı ve Sosyal Medya’ki negatif havayı engelleyemediği için bir anda böyle bir krizle yani toplu intiharla karşı karşıya kalmak zorunda kaldı. Borsada şirket hissesinin değeri % 50’den fazla düştü.

DOMINO’s Krizi

“Nisan 2011’de Dominos Pizza’nın ABD’deki iki çalışanı mutfakta uygunsuz hareketlerde bulunurken çektikleri videolarını YouTube’a koydular ve Dominos yönetimi videoyu kaldırtmadan önce milyonlarca kişi izledi ve paylaştı. Domino’s burada olayı çok geç alılamış ve karşılık verebilmişti.”

BORUSAN Krizi

“2013 yılı hemen başında; BMW Türkiye temsilcisi Borusan’ın, ralli şampiyonu Burcu Çetinkaya’nın gazeteci Merve Kılıç ile birlikte özel bir TV kanalında sundukları otomobil programının Merve Kılıç’ın başörtülü olmasından dolayı sponsorluğuna son vermesi ve Mini Cooper Marka Yöneticisi Hakan Bayülgen’in “Sadece başörtüsü değil, siyasi parti olsaydı da tavrımız aynı olurdu” açıklaması ile ortaya çıkan kriz baş gösterdi. Sonuçta; Marka Müdürü istifa etti ve Borusan CEO’su canlı yayında özür dilemek zorunda kaldı.”

TAKSİM Gezi Parkı Krizi

“Yaklaşık 2 hafta kadar önce oldukça basit bir şekilde başlayan protesto, internetin büyük etkisi nedeni ile çığ gibi büyüyerek tüm ülkeyi içine aldı. Milyonlarca tweet ile birlikte resim, haber ve video paylaşımı yapıldı. O kadar büyük bir hızla yayıldı ki hemen hemen pek çok resmi kurum, özel sektör ve kişi bundan ciddi derecede etkilendi. Buradan çıkması gereken sonuç ise, bugünün dünyasında herhangi bir bilgi ya da olayın ne kadar hızlı yayılabileceğidir.”

Şimdi; yukarıda sadece birkaç örnek vermeye çalıştık ve bunlar gibi çok daha fazlası var. Daha da önemlisi, ilerleyen süreçte bu örnekler tahmin edemeyeceğiniz kadar bir hızla ortaya çıkacağı ve yayılacağı konusunda hiç şüpheniz olmasın.

Yukarıdaki örneklerin yaşandığı sektörler birbirinden çok farklı olsa da, yayılma mecraları ve hızları Sosyal Medya olmuştur.

Dolayısı ile yazımızın en başında verdiğimiz bazı soruların cevapları da burada ortaya çıkmış oluyor. Hazırlıksız sorunlar ile başbaşa kalmaktansa, baştan bazı şeyleri öngörmek ve planlama yapmak daha doğru olacaktır.

İsyanÇıkarılacak Dersler

Dijital Endüstri kapsamında yer alan Sosyal Medya çağında iletişim yönetimi mecburen sıfır hata ile yapılmak zorunda. Kurumsal iletişime, Halkla İlişkilere ve Bilgi Teknolojilerine kesinlikle çok daha fazla yatırım yapılması gerekmektedir. Sosyal medya krizleri yaşanmadan önce mutlak surette bir Kriz Protolü hazırlanmalıdır.

Sonuç

Krizler her zaman olabilir. Önemli olan; muhtemel krizler için, bir kurtarma planınızın ve can yeleğinizin olup olmadığıdır. Sosyal Medya internetin gücü ile hiçbirşeyi unutmuyor…

SOSYAL CRM SİHİRLİ BİR DEĞNEK Mİ?

Aslında basit olarak CRM hep vardı. Komşu bakkalınız yada alış-veriş yaptığınız giyim mağazası tarafından bir şekilde yapılıyordu.  Amerikalı firma sahipleri büyüyen ekonomi ve değişen tüketici eğilimleri doğrultusunda 1970 yılından itibaren ne yapabiliriz diye bunu sorgulamaya başladılar. Ancak, asıl kayda değer çalışmalar BT alanındaki gelişmelere bağlı olarak özellikle 2000’li yıllardan sonra gelişmeye ve milyar dolarlık yatırımlara (% 80 başarısız projeler) dönüşmeye başladı. Günümüzde teknoloji ile birlikte bu oran da iyileşme görülsede, halen işletmeler tarafından CRM’e yeterince değer verilmediği görülmektedir.

CRM

CRM ve nam-ı değer dilimizdeki karşılığı ile “Müşteri İlişkileri Yönetimi”…  Henüz CRM çalışmaları yeterli başarı düzeyine erişememişken bir de günümüzde karşımıza SOSYAL CRM tanımı çıktı. Aslına bakarsanız iyi ki de çıkıyor. Çünkü, günümüzde teknolojinin geldiği ve gideceği noktaya bakıldığında, CRM’in bir türlü  yeterli değer göremediği eski dönemlerine göre, şu anda hak ettiği yere gelmesi söz konusu. Elbette, geçmişteki hataların tekrarlanmayarak ve bugünün fırsatlarının doğru değerlendirilmesi ile bu mümkün olabilir. Dolayısı ile SOSYAL CRM’i yeni bir şey olarak tanımlamak pek doğru olmaz. Mevcut CRM’in, teknolojinin yardımı ile daha kolay anlaşılır ve ölçülebilir hale geldiğini düşünmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

CRM/S-CRM için bir tanım yapmaya çalışırsak eğer: “Yaşanma olasılığı söz konusu olan sorunların ve/veya ihtiyaçların, sezgisel bir yaklaşım ile önceden tespit/teshiş  edilmesi ve gerçekleşmeden önce gerekli tedbirlerin (çözüm reçetesi) alınarak, süreçlerin verimli yönetilmesini sağlamak” olarak tanımlayabiliriz.” Diğer bir ifade ile “Olumsuz etkenleri en aza indirgemek ve olumlu gelişmeleri ön plana çıkararak, pazarda kalıcı olmayı ve müşteri sadakati sağlamak” diye de bir yaklaşım ile ifade edilebilir.

Artık başka bir boyuta geçiş yapıyoruz:

CISCO

CISCO‘nun yaptığı bir araştırmaya göre, 2020’li yıllarda dünya üzerinde yer alan yaklaşık 37 milyar akıllı şey (The Internet of Everything) , birbiri ile internet ortamında haberleşiyor olacak. Buradan çıkması gereken sonuç şu: Artık tüm duvarlar yıkıldı, sadece insanlar değil cihazlarda birbiri ile konuşmaya başlıyor. Bu cihazlar, insanların ihtiyaçları için tasarlandığına göre, buralarda sınırsız şekilde değerlendirilmek üzere bilgiler bekliyor. İşte, bu bilgilerin tespit edilerek işlenmesi ve kullanılabilir anlamlı hale gelmesi gerekiyor. Temel olarak bunun yapabilmek için VERİ MADENCİLİĞİ çalışması yapılması gerekir. Buradan elde edilen sonuçlar, insanı daha iyi tanımaya ve onlara daha doğru daha kalıcı faydaları sunabilmeyi sağlayacaktır.”

Görüldüğü üzere, veriler artık çok büyük ve hatta neredeyse sınırsız olarak önümüzde duruyor. Gelinen bu noktada, 3 maymunu oynayarak bunları görmezden gelmek, pazarda kalıcı olmayı bırakın pazardan tamamen yok olmaya çok rahatlıkla neden olabilir. Dolayısı ile iyi ve sürekli gelişme teknik kapasitesine sahip bir CRM uygulamasına ciddi derecede ihtiyaç vardır. Elbette, CRM’i doğru kullanabilecek ve analiz edebilecek ehliyetli/deneyimli uzmanlar göz ardı edilmemelidir.

Segmentasyon

Aşağıda sizlere, yurtdışında Sosyal Medya alanında (S-CRM kullanılarak) yapılmış 2 örnek hakkındaki çalışmaları ve sonuçlarını basit olarak aktarmak istedik. Bu örneklerden de görüldüğü üzere; geleneksel yöntemlerin dışında Sosyal Medya mecralarının öneminin ne kadar büyük ve kritik olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.

Vaka-1

Vaka-2

Henüz yolun başında iken Sosyal Medya Stratejilerinizin oluşturulması ve bunların takibi, analizi ve başarılı sonuçlarının ortaya çıkarılması için gerekli adımların bir an önce atılması kaçınılmaz bir gerçektir.

Sonuç:

Sosyal CRM sihirli bir değnek kesinlikle değildir.

Ancak, doğru kullanıldığında  çok büyük avantajlar sağlayabilecek bir modeldir.

Günümüzde; hedeflerini doğru koyabilen, müşteri kitlesini iyi dinleyen ve analiz edebilen işletmeler sadece ayakta kalabilecektir.

MADE BETTER IN CHINA TRENDİ (MADE BETTER IN TURKEY TRENDİ NEDEN OLMASIN?)

MADE BETTER IN CHINA Trendinin tanımı:

Çin’in derin ve kalıcı bir yenilikçilik ve yaratıcılık kültürü geliştirebilmesinin önünde hâlâ birçok potansiyel engel var (Devletçi ekonomi! Politika! Nüfus! Çevre! Fikri Mülkiyet Hakları!).

Ancak, tüm bu engellere rağmen, artan sayıda Çin markası, halihazırda bir yandan her geçen gün büyümekte olan sofistike bir iç pazarın taleplerini karşılarken, diğer yandan son derece güçlü global rakipleriyle rekabet ediyor ve hatta onları kendi oyunlarında yeniyor. Çin’in gelecekte bir gün zincirlerinden tamamen kurtulduğunda neler başarabileceğini varın siz düşünün.

Trendin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde etkili olan faktörler:

URBAN BOOM | “KENTSEL PATLAMA”

Hızlı servet kazanma fikrinin cazibesi Çinlileri sürüler halinde kentsel alana çekiyor. Çin’de kentlerde yaşanan inanılmaz tüketim patlamasını anlatan iki istatistik:

  • Kentsel hanelerin sahip olduğu harcanabilir gelirinin 2010 ve 2020 yılları arasında iki katına çıkması bekleniyor (Kaynak: McKinsey, Mart 2012).
  • 2010’da Çin’de 16,000 USD üzerinde yıllık gelire sahip 18 milyon hane vardı. 2020 itibariyle bu rakam, 167 milyon haneye çıkacak. Bu, yaklaşık 400 milyon insan demek. (Kaynak: McKinsey, Mart 2012).

Sonuç: Kaliteli mal ve hizmet talep eden, sofistike kentli Çinlilerden oluşan muazzam bir CITYSUMERS, yani kentsel tüketici sınıfı.

BEST OF THE WEST IN THE EAST | “BATININ EN İYİSİ DOĞUDA”

Bugüne kadar Çinli tüketicilerin kaliteli ürün ve hizmet talebi, (daha ziyade) batılı markalar tarafından karşılandı. Batılı markalar sadece Çinli tüketicilere mal satmak icin değil, aynı zamanda onlara özel muamele göstermek için de uğraşıp didindiler. Bunu, MADE FOR CHINA (ÇİN İÇİN ÖZEL YAPIM) trendinde söz ettiğimiz gibi, Çinli tüketicilere özel ürün ve çeşitler sunarak, ya da ayaklarının altına RED CARPET(KIRMIZI HALI) sermek suretiyle yaptılar.

Çinli tüketicilerin beklentilerini belirleyen batılı markaların bu davranış biçimi, Çinli marka ve girişimcilere deen başarılı batılı muadilleri tarafından belirlenen kalite standardını tutturmak ya da aşmak gerektiğini unutmadan öne çıkmak için ilham ve güven verdi.

GLOBAL BRAIN | “GLOBAL ZEK”

Çin’in internette kurduğu Çin Seddi benzeri güvenlik duvarının işlevi ortada, ancak yine de Çin ağa bağlı durumda. 513 milyonun üzerinde internet kullanıcısı ile (245 milyon online Amerikalıya kıyasla), Çinli girişimci ve tüketiciler kesinlikle GLOBAL BRAIN bir parçası durumunda: yani, evrensel tüketici kültürü ve yaratıcılığından çılgınca besleniyor (ve kendileri de katkıda bulunuyorlar).

Kaynak: www.worldinternetstats.com, Aralık 2011

Etrafta yüksek kalite, yenilikçi Çinli* ürün ve hizmet markalarına rastlamanın her zamankinden daha kolay olmasına şaşmamak gerek. Bunlar hiçbir şey değil. Eğer Çinli yaratıcılığı bir gün gerçekten zincirlerinden kurtulursa, asıl işte o zaman her şey daha yeni başlıyor olacak. MADE FOR CHINA trendinin yerini MADE BETTER IN CHINA (KALİTELİ ÇİN MALI) trendine bırakmasıyla hiper rekabet yeni bir tanıma ihtiyaç duyabilir. Simdi sıra örneklerde…

* Bu Trend Briefingde, Çinli dediğimiz zaman, Çin Halk Cumhuriyeti topraklarında yaşayan Çinlileri kastediyoruz. Bu doğrultuda Hong Kong ve Taiwan’dan ya da Amerikalı Çinli girişimcilerin sergilediği çok sayıda harika örneği kapsam dışı bıraktık.

China Unicom Aralık 2011’de 1.5GHz işlemci, 4 inç ekran ve 8 megapiksel kameraya sahip MI-ONE modelini piyasaya çıkardı. Tüketicilerin artan makul fiyatlı akıllı telefon talebini karşılamaya yönelik olarak tasarlanan MI-ONE’ın satış fiyatı 1,999 CNY.

Çin devletine ait JAC Motors 2011 sonunda dünyanın dördüncü büyük otomotiv piyasası Brezilya’da 500 milyon USD’lik yatırım

yaptığını duyurdu. Şirketin ilk yurtdışı fabrikasının senede 100,000 adet otomobil üretmesi bekleniyor.

Kaynak: Trendwatching