Sosyal Medya ve Uzmanları !

Dünya üzerinde 2.5 milyar insanın internet kullandığı bu kullanıcıların 1.8 milyarının sosyal medya ağlarında hesabının olduğu biliniyor. Kullanıcı sayısının bu kadar yoğun olduğu sosyal medyanın bir diğer tarafında ise bu mecrada çalışanlar yer alıyor. Giderek popüler bir meslek haline gelen “Sosyal Medya Uzmanlığı” nı biraz irdelemek gerekiyor.

Temeli iletişime dayanan bu Dünya`da Çılgın Pikseller olarak bu kavramın doğru bir şekilde kullanılmadığını gerek eğitimlerimizde gerekse etrafımızdan gelen ilginç taleplerde sık sık görüyoruz.

Ve mecraların ortasında iletişim nedir bilmeyen, bir dotcom krizinden haberdar olmayan herhangi bir blog ile uzaktan yakından alakası olmamış, hala “Bugün Pazar”, “Hava Yağmurlu” gibi paylaşımları içerik üretmek zanneden sosyal medyacıların çıkıp bu konuda ahkam kesmesi Bursa`da diğer güzide şehirlerimizde olduğu gibi fazlasıyla revaçta..

Var olan mecraların dönüşümünü ilk ağızdan anlatan 2 – 3 seminere katılıp  google translate çevirileri ile konuşan, beylik lafları eksik olmayan yüzlerce Sosyal Medya uzmanı var Bursa`da..

Sosyal Medya BursaKlasik bir sürecin şu an için ortasındayız, dinamiklerinden dolayı mütevazi olunması şart olan bu dönüşümde gerçekçi, Dijital devrimi takip edebilen, içeriğin önemini anlamış uzmanlarda yok değil tabi ki,  bu kırılma son bulduğunda ortalığı kasıp kavuran Sosyal Medyacılardan geriye gerçekten iletişim ile alakalı olan bir kaç kişi kalacaktır. Ama bu da yeterli değil öncelikle çok iyi pazarlama ve işletme bilgilerine sahip olmaları, her dakika trendi değişen mecra ve araçlara uyum sağlamaları ve şirketleri çok iyi anlamaları gerekiyor. Daha sonraki süreçte ise yapılan kampanyalar ve içerik çalışmalarının interaktif projeler kapsamında oluşturulması ve tüketiciye uygun zamanlarda sunulması gerekiyor.

Ama her zamanki gibi  Krizler ile meselenin like değil kullanıcı deneyimi olduğu er ya da geç anlaşılacaktır.

Bursa`da yüzlerce marka bu kriz ortamına girmeden bu sürece dahil olduğunda ve bunu da uzun vadeli bir ilişki ile süslediğinde, geleneksel Medyada ses getirecek deneyimler yaşayacaktır. Ne diyelim firmalarımızı asosyal sosyal medya uzmanlarından koruyalım.

Pazarlama Yalanları

Nasıl yeni müşteriler buluruz ? , Mevcut müşterileri nasıl elde tutarız ? , Farklılaşmak için neler yapmalıyız ?

90`ların başından itibaren bu soruyu bilinçli olduğu kadar bilinçsizce cevaplamaya çalışan onlarca reklamcı, pazarlamacı, ajans ithal kavramlar ile konuşmaya başladılar. Sonra hepsinin ağzına pelesenk olmuş bir kavram çıktı ortaya :

Bütünleşik Pazarlama İletişimi…

pazarlamayalanlari

Pazarlamacılar için bu sorulara  mükemmel bir cevap olan bu kavram, tüm sorular için anlamlandırılabiliyordu. Temel olarak farklı iletişim kanalları ile tüketiciye aynı mesajı vererek bilinçaltında oluşturulan izlenimlerin satın alma ile sonuçlanmasına dayanan bir yöntemdi. Bu yöntemdeki amaç aynı mesaj ile algı kargaşasından kurtulmaktı. Ve seçilen yöntem tek kelime ya da iki kelime ile markayı akılda kalıcı bir hale sokmaktı.

Uzun bir süre uygulanan “Bütünleşik Pazarlama İletişimi” internetin yavaş yavaş hayatımıza girdiği 95`ler ve hızlanmaya başladığı 2000`li yıllarda hala revaçtaydı.

2004 yılından itibaren internet hızının artmış ve çoğu eve bilgisayarın girmiş olmasıyla BPİ kavramı alışılmışın dışına çıkmayan uygulamaları ile hayatımıza klişe/leşmeyi sokmaya başlamıştı. Hemen sonrasında internet, sosyal medya ve teknoloji üçlüsünün iletişimdeki devrimi ile beraber ;

…Hem kaliteli hem ucuz, bir telefon kadar yakınımızda, diş hekimlerinin tavsiye ettiği, kendimizi şımarttığımız, ev hanımlarının tercihi olan… ve bunlara benzeyen pack shotlar klişelere meydan okuması gereken reklamcılığın yaratıcılığını ortaya koymuş oluyordu.

Burada süreci biraz detaylandırmak gerekirse reklamcılık istisnai işlerin dışında, şekil değiştirip bir klişe zinciri içinde basmakalıp bir hal almaya başlamıştı. Pazarı bölüşen , beylik laflar eden, eskiden taş attıkları binalara CEO olarak geri dönüş yapan bir azınlığın elinden geçmişti/geçiyordu.

y-kuşağı

Sonra birden sosyal medya yeni mecralarıyla oyunu bozdu. Tekelleşen geleneksel medyayı günden güne dövmeye başladı. Kurallar değişmişti hızlı, yaratıcı ve şartların eşit olduğu tarafsız kelimesinin yeniden anlam kazandığı bir mecralar bütünü “Yeni Medya” olarak ortaya çıkmıştı.

Yeni medya ile yaşıt olan Y kuşağı sektöre hem ajans hem de marka tarafında sızmaya başlamıştı. Hal böyle olunca Y kuşağının hiperaktif reklamcıları hızlı bir şekilde çoğalmaya ve çalışmaya başlamışlardı bile..

Bu kuşağın işleriyle, düşünceleriyle istisna oluşturan kısmını ve arada kalan zümreyi (Y kuşağından öncesi) bir kenara ayırmamız gerekir.

İstisna oluşturmayan kısımdan devam edersek, ajans ve markalar tarafında kültürel kodlarını çözememiş, sıra dayağı yememiş, toplu ulaşım araçlarına binmemiş, ekmeğin fiyatından haberi olmayan, çok güzel keman çalan iki aksan İngilizce konuşabilen, ithal görünümlü, teoriyi geçmeyen pratikleri ile yetişmiş gerçek hayatla karşılaştığında duvara çarpmış gibi olan reklamcılar, iletişimciler ve pr`cılar ile dolmuş durumdaydı ve gerçek hayatın onlara sunduğu, 1000 TL + sodekso oluyordu..!

Y kuşağının heyecanlı neferleri örnek olarak başarılı ulusal, global projeler ile donatılmışlardı. Ama klasik pazarlama sürecinin dışında dönüşmüş olan yeni pazarlama disiplinini unutuyorlardı. “Pazarlama, artık yeni ürün ve hizmetler ile önce ihtiyaç doğuran ve sonra bu ihtiyacı karşılayan bir faaliyet alanıydı. (Örn : Aloe Veralı tuvalet kağıdı, facebook oyun kartları) bu durum klasik  pazarlama iletişimi de yürütürken de devam ediyordu. Daha  öncede belirttiğim gibi marka tarafında ve ajans tarafında da yer aldıkları için paralel bir şekilde işler sonuçlanıncaya kadar problemsiz devam ediyordu. Kimsenin anlamadığı deneysel içerikler keşke klişe olsa diyebileceğimiz onlarca içerik onlarca mecradan servis ediliyordu.

Bu iletişim sürecinde başarısız onlarca projede sorunun nerede olduğu aranıyor ve sorun raporlar, analizler ile rakamsallaşarak masada kalıyordu.

Facebook Etkileşimlerine Neler Oluıyor ?

2013 sonlarına doğru bildiğiniz üzere Facebook organik erişim değerlerinde kritik düşüşler olmaya başladı. Bunun en büyük nedeni ise Facebook’un reklam ve algoritma yapısında değişikliklere gitmesi. Ogilvy’nin yapmış bir araştırma sonucuna göre mevcut beğeni sayısına göre etkileşim sayıları % 6.5, hatta % 2’lere kadar düşmüş durumda.

FB-01

Raporun Tamamı: Ogilvy

Örnek verecek olursak, 100.000 beğeni sayısı olan bir sayfadaki paylaşımın organik olarak görülme/etkileşim sayısı 6000 – 2000 kişi civarında. Bu, gerçekten son derece önemli bir düşüş. Artık görülüyor ki sadece standart paylaşım ve/veya paralı reklamlar ile bu etkileşim sayılarının eski günlerine dönmesi pek mümkün değil.

Artık markaların beğeni sayısını arttırmanın yanında etkileşim sayılarını arttırmak için de çok daha farklı ve etkin yöntemler bulup uygulamak zorunda.

Peki; Facebook etkileşimlerini arttırmak için neler yapılabilir?

Bu sorunun cevabı için aşağıdaki tablolara bakmakta fayda var:

FB-02

FB-03

Raporun Tamamı: Quintly

Quintly’nin yapmış olduğu çalışmaya göre Facebook’ta mevcut paylaşımlar içerisinde görsel paylaşımların etkisi önemli ölçüde artmış durumda. Facebook’ta yapılan paylaşımların yüzde 54′ünü fotoğraf oluşturuyor. Yüzde 30′u link, yüzde 11′i ise yazılı paylaşımlardan geliyor. Link paylaşımlarında da görsellerin ne kadar önemli olduğunu ortada. Dolayısı ile paylaşımlarınızın artık sadece içerik özgünlüğünün yanında görsellerinde özgünlüğünün ve kalitesinin kesinlikle rakiplerinizden çok daha iyi olması gerekiyor.

Organik Seo Nedir?

Hepimizin bildiği üzere artan nüfus ve teknolojinin gelişmesi ile doğru orantılı olarak, dünya kaynakları gitgide doğallıktan uzaklaşıyor. Bu ileri teknoloji kısa dönemde ve görünürde fayda sağlıyor gibi olsa da, uzun vadede aslında sürdürülebilirlik konusunda ciddi sıkıntıları beraberinde getiriyor.  Bu nedenle insanoğlunun bunu görerek gıda üretiminde yeniden eski ve doğal üretim modellerine dönüş yapmaya çalışması aslında son derece normal. Kaldı ki bugün birçoğumuz alış-veriş esnasında organik ürünleri artık tercih eder olduk. 5 mg levitra

Aslında bu süreç, dijital dünyada da benzer bir şekilde ilerliyor. Arama motorları aracılığı ile yapılan aramalarda ilk sayfalarda çıkabilmek, görünür olmak ve ilk tercih edilen olmak pek çok markanın en önemli hedefi. Ve bu uğurda çok ciddi bütçeler kullanılabiliyor. Ancak, bu bütçeler kullandığı sürece siz önde olabiliyorsunuz. Sizden daha fazla para harcayan bir marka, daha öne çıkabilir. Ne zaman ki bütçeyi düşürür ya da kullanmaktan vaz geçerseniz işte o zaman çok gerilerde kalıyorsunuz. Sözün özü, var olabilmek için bu işi sürekli devam ettirmek zorundasınız.

Yukarıdaki sorunu aşmanın bir yolu elbette mevcut ama bunun çok kolay olmadığını söylemekte fayda var. Öncelikle, sabırlı olmalı ve uzun bir süre beklemeyi göze almasınız. Bunu yaparken, arama motoru algoritmalarının nasıl çalıştığını çok iyi bilmelisiniz. Bunun yanında, web ve blog sayfanızın yaşayan bir yapıda olması, içeriklerinin özgün ve güncel olması da en önemli kriterlerin başında geliyor.

Organik SEO nedir diye kısaca bir tanım yapmak gerekirse: Herhangi bir reklam uygulaması ve link kullanmadan sadece arama motoru algoritması doğrultusunda yapılan çalışmaların tümüne verilen isimdir diyebiliriz.

Organik SEO modeli ile yapılacak çalışma, oldukça fazla emek isteyen bir model olmakla beraber ileriye yönelik sürdürülebilirlik konusunda çok daha fazla kalıcı bir yöntemdir.

Akıllı Diş Fırçası Kolibree

Geçen yıl CISCO 2020 yılında 37 milyar şeyin (Dijital her türlü cihazın birbiri ile bağlantı kurması..) birbiri ile iletişim kuracağı doğrultusunda bir rapor yayınlamıştı. Görülüyor ki bu rapor son derece gerçekçi. Aşağıda bununla ilgili hayata geçmiş bir projenin detaylarını bulabilirsiniz.

Çoğumuzun bildiği üzere teknoloji son derece hızlı gelişiyor ve beraberinde de hayatımıza kolaylıklar getiriyor.  Yakın zamanda gerçekleşen CES fuarında yeni bir ürün sergilendi ve çok dikkat çekti. Bu ürün; Kolibree markasının ürettiği akıllı diş fırçası. Geliştirilen bu akıllı diş fırçası ile artık çocuklarınızın zamanında dişlerini fırçalayıp fırçalamadığını akıllı telefonunuza yüklenecek bir uygulama ile rahatlıkla takip edebileceksiniz. Takip etmekle kalmayıp, arzu etmeniz durumunda çevrenizle bunları Sosyal Medya’da bunları paylaşabileceksiniz. Bu akıllı cihaz ve uygulama ile 5 farklı kişinin kullandığı diş fırçasını kontrol edebiliyor.

Akıllı Diş Fırçası

Kurulması ve kullanımı son derece kolay olan Kolibree ile diş fırçalamak aynı zamanda eğlenceli hale de geliyor. Her diş fırçalama performansını kayıt altına alan Kolibree, bu verileri değerlendirerek bir puanlama yapıyor ve kullanıcısına özel rozetler kazanma şansı tanıyor. Dolayısı ile Kolibree, diş fırçalamayı bir oyun haline getirerek sağlığa daha fazla önem verilmesini sağlamış oluyor.

Kaynak: www.kolibree.com

GERİLLA PAZARLAMA ÜZERİNE – 1

Bu yazı dizisi ile birlikte “Gerilla Pazarlama” üzerine yapılmış bazı çalışmalara göz atacağız. Artık görülüyor ki marka ve bireylerin çok daha fazla yaratıcı olmaları gerekiyor.

Şimdi aşağıdaki çalışmalara bakınca basit ve benimde aklıma gelirdi diyebilirsiniz. Ama önemli olan bu fikirlerin (uygulanmış ve başarılı sonuçlar elde etmişlerdir) doğru zamanda doğru marka için ortaya çıkması ve uygulanmasıdır.

ÇIKIŞI MI ARADINIZ..:)

Axe

SAĞLIKLI YAŞAM AMA NE KADAR DİKKATİNİZİ ÇEKİYOR..!

GYM

ÜRÜNÜNÜZÜN GÜVENİRLİĞİNİ VE SAĞLAMLIĞINI NASIL KANITLAYABİLİRSİNİZ?

3M

Günümüz dünyasında artık aynı sektörde pek çok marka faaliyet gösteriyor. Bunlar içerisinden farklılığınızı ortaya koymak ve anlatmak ise ciddi bir sıkıntı.

Hem markaların hem de bu konuda danışmanlık hizmeti veren firmaların cesaretli ve yeniliğe açık olması gerekiyor.

“Farklı sonuçlara ulaşmak için farklı bakmalı ve düşünmelisiniz.”

#SosyalMedya #GerillaPazarlama #ViralPazarlama#Yaratıcılık

 

KURUM ÇALIŞANLARI İÇİN SOSYAL MEDYA POLİTİKASI (YOL HARİTASI)

İnternet ve Sosyal Medya, evrenin halen genişlemekte olduğu hakkındaki teori ile neredeyse bire bir örtüşmektedir. Sürekli büyüyen ve kontrolü gittikçe zorlaşan bir dünyadan bahsediyoruz. Peki; böyle bir dünyada bazı kurallar olmadan yol almak ve yaşamak mümkün mü? Ya da şöyle soralım soruyu: Ne kadar sağlıklı ve güvenli bir yaşam tarzı olabilir?

Dünya kurulduğu ve insanlığın çıktığı tarihten beri biraraya gelen toplumlar, daha sağlıklı ve huzurlu bir yaşamın tesis edilebilmesi için bazı kurallar oluşturmuşlardır. Mutlak bir uyum olmamasına rağmen, insanların bugünlere gelmesinde önemli rol oynamıştır bu kurallar. Dolayısı ile şirketlerinde ticari yaşamlarında sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde var olabilmeleri için, her markanın ve firmanın mutlaka kurum çalışanlarının Sosyal Medya dünyasındaki iletişimini, kurum değerleri doğrultusunda düzenleyen bir Sosyal Medya Politikasına, diğer bir ifade ile yol haritasına ihtiyacı vardır.

Her kuruma özel olarak oluşturulması gereken bu politika; Sosyal Medyayı etkili, etik ve yasalara uygun olarak nasıl düzgün bir şekilde kullanacağınızı anlamanıza yardımcı olacaktır.

“Aksi durum şudur: Bir araç ile yola çıkıyorsunuz ama ne göstergesi var, ne freni ne de bir kaza anında riski azaltacak emniyet kemeri!”

KSMBir firma ya da markanın, sorumluğu olduğu temel bazı kurumlar vardır. Bunlar; Devlet, yasalar, STK’lar, İş Ortaklıkları, Bayiler, Çalışanlar, Hissedarlar gibi. Dolayısı ile Sosyal Medya Kullanım Politikası oluşturulurken, bunlar dikkate alınmalı ve temelde “Kurum İçi” ve “Kurum Dışı” olmak üzere 2 ana başlık altında toplanmalıdır.

Kurum İçi Sosyal Medya Kanalı

Sadece marka çalışanları ile markanın onayladığı ve sağladığı, sahibi olduğu, kontrol ettiği, diğer kişilerin kullanabileceği bir sosyal medya kanalını ifade eder. Bunlar; marka bünyesindeki bloglar, şirket BT bölümünün veya markanın sözleşmesi olan bir tedarikçinin (Dış Kaynak) sağladığı diğer sosyal medya hizmetlerini kapsayabilir.

Kurum Dışı Sosyal Medya Kanalları

Markanın sahibi olmadığı, sağlamadığı ve/veya kontrol etmediği bir sosyal medya uygulamalar bütünün kapsar. FaceBook, YouTube, Vimeo, Google+, Twitter,  LinkedIn, TripAdvsior, Foursquare, Tumblr, WordPress, Xing, FriendFeed gibi uluslararası şirketlerin genel kullanıma açık olarak sunduğu  çeşitli hizmetler örnek verilebilir.

Yukarıdaki tabloda, oluşturulması düşünülen Kurumsal Sosyal Medya Politikası kapsamında yer alması ve dikkat edilmesi ana başlıklar verilmiştir. Böyle bir çalışma, her kurumun kendi kültürü ve etki alanı analiz edilerek hazırlanması gerekir. Çalışanları sıkmamalı ama aynı zamanda kurallara uyumu etkin bir şekilde anlatmalıdır. Böyle bir planın sonunda, kurum çalışanlarının danışmak istedikleri konular için iletişime geçebilecekleri uzmanların iletişim bilgileri de kesinlikle yer almalı ve iletişim çift taraf temelli olmalıdır.

KURUMSAL BLOG SAHİBİ OLMAK YADA OLMAMAK..!

Kurumsal Blog, bir markanın kendini en iyi ve doğru anlatabileceği mecraların başında geliyor. Kurumsal Blog’un oluşturulmaya başlamasından önce ise kesinlikle kurum kültürünün ve rekabetçi üstünlüklerinin belirlenmiş olması lazım. Hemen akabinde de hedef kitlenin belirlenmesi ve bu yolda yapılacakların planlanması gerekir.

Kurumsal Blog, klasik anlamda algılanan yazı yazmak ve yayınlamak olarak düşünülmemelidir. Bir kurumsal blog içerisinde; yazılar, çeşitli etkinlikler, medya ile ilgili duyurular, sosyal sorumluluk projeleri ve benzeri daha pek çok şey son derece güzel bir şekilde kurgulanarak yayınlanabilir.

Daha önceki bazı yazılarımızda konuya değindik ama burada tekrarlamakta fayda var: Kurumsal Blog oluşturulması esnasında tasarım önemli bir yere sahip olmakla beraber, asıl önemli olan kullanıcı için değer oluşturan kaliteli içeriklerin oluşturulmasıdır esas. Elbette, bunun sürdürülebilir olması, güncel ve özgün içeriklerden meydana gelmesi bir kurumsal bloğun can damarıdır.

“Bugün pek çok işletme, artık Kurumsal Blogları temel içsel kaynak olarak pazarlamanın ön safhalarında değerlendirmektedir.”

Kurumsal bloglar, diğer sosyal medya mecraları ile entegre çalışacak şekilde planlanmalıdır. Sadece bilgi vermek amacı ile tasarlanmış bloglar, ziyaretçiler tarafından ilgi çekmediği gibi sıkıcı bulunur. Hatta, tepki bile alabilirsiniz. Gelen yorumlar değerlendirilmeli ve cevap verilmelidir. Ziyaretçilerden öneriler alınmalıdır. Kısacası, kurumsal bloğunuza gelen ziyaretçi kendine değer verildiğini ve önemsendiği net olarak hissetmelidir.

Aşağıda HUBSPOT tarafından hazırlanmış olan kurumsal blog ve önemine ait 2 tablo göreceksiniz.

Tablo-1:

Dikkatli inceleyecek olursanız eğer, yapılan araştırmaya göre kullanıcıların % 25’i kurumsal blog kullanımını kritik derecede önemli görüyor. Toplamında incelediğimizde ise % 81 kullanıcı kurumsal blogların önemli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

 KD1

 Tablo-2:

Aşağıdaki oranlar ile Sosyal Medya mecraları arasında bir sıralama yapıldığında ise kurumsal blogların en önde olduğu görülüyor. Devamın da ise LinkedIn ve Facebook olarak bir sıralama devam ediyor.  Her uygulama için grafiğinin üzerinde kullanıcılardan oluşan önem/güven yüzdelerini görebilirsiniz.

KD2

Önemli Noktalar:

Kurumsal BLOG, önemli bir SEO aracıdır

Her bir blog, farklı bir içerik demektir. Her içerik ise çeşit çeşit etiket imkanı anlamına geliyor. Dolayısı ile ortaya çıkan etiketlerin arama motorları üzerinde yapılandırılması ile markanızın daha fazla bulunabilir olması demektir.

Sektör liderliğine oynamak

Sektörünüz ile ilgili önemli bilgilerin paylaşılması, son haber ve etkinliklerin yayınlanarak bunlar hakkında düşüncelerinizin paylaşılması, değerli analizlerin hazırlanarak hem iş ortaklarınız hem de müşteri kitleniz ile paylaşılması, markanızın ne kadar güncel, bilgili ve paylaşımcı olduğu hakkında çok önemli fikirler verir ve sizlerin sektör içindeki konumunuzu daha yukarı seviyelere çıkarır. 

Şeffaflık

Özgün, zengin ve samimi paylaşımlarınız, hedef kitlenize çok daha fazla güven aşılar. Size daha çok inanır ve sadık birer müşteriniz haline gelirler. Bu şeffaflık aynı zamanda, sizin diğer kurum ve kuruluşlar ile daha güçlü bağlar kurmanıza yarar sağlar.

Kriz Yönetimi

Kurumsal Bloglar, olası bir kıriz durumunda markanın kendini en iyi şekilde konumlandırabileceği ve aynı zamanda krizi etkin bir şekilde yönetebileceği mecraların başında gelir. Gerek daha önce yaptığınız paylaşımlar gerekse krizle birlikte başlayan yeni yazılar, son derece sıkıntılı olabilecek bu dönemlerin atlatılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Kurumsal Blog üzerinden diğer Sosyal Medya mecralarında yapılacak paylaşımlar ile tam bir entegrasyon kurulacak ve kişiler bloğa yönlendirilerek, eksik ve hatalı bilgiler yerine doğru bilgiler ile buluşması sağlanacaktır.

SERMAYE ŞİRKETLERİNİN AÇACAKLARI İNTERNET SİTELERİNE DAİR YÖNETMELİK | SON TARİH: EKİM 2013

Bilindiği üzere yeni TTK (Türk Ticaret Kanunu) çıktı ve yürürlüğe girdi ve beraberinde pek çok önemli değişiklikte geldi. Artık; tüm şirketlerin web sitesi olmasının yanında, şirketler Ekim-2013 tarihine kadar Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Yönetmeliğinde (Madde-6) belirtilen mali bilgileri web sitelerinde düzenli olarak yayınlamak zorundalar.

Henüz web sitesi oluşturmamış ve denetime tabi şirketlerinde, web sitelerini Ekim-2013’e kadar hazırlamaları ve gerekli mali bilgileri yine yayınlamaları gerekiyor.

Ekim-2013’te, web sitelerinin yönetmelikte belirtilen standartlara sahip olması gerekiyor. Bu bilgiler ne sıklıkta yayınlanacak, değiştirilecek, saklanacak ve güncellenecek gibi detaylar bu yönetmelik içerisinde detaylı olarak belirtilmiş durumda.

Şirketlerin; faaliyetleri doğrultusunda ortaya çıkan bilgilerin web sitesine konması ve/veya güncellenmesi aşamasında, yönetmelikle gelen süreler bulunmaktadır. Bazı bilgiler aynı gün içinde bazıları ise 5 iş günü içerisinde sitede yayınlanmak zorundadır. Dolayısı ile tasarlanacak web sitelerinin, hem teknik alt yapıları son derece güvenli hem de kolay güncellenebilir bir uygulama olması çok önemlidir.

Elektronik Arşivleme

KAYNAK: Resmi Gazete

SOSYAL MEDYADA YOKUM, KİM BANA ZARAR VEREBİLİR?

Daha önceki blog yazılarımızda internetin nereden gelip nereye gittiğini farklı konuların bakış açısı ile sizlere aktarmaya çalışmıştık. Çok net görülüyor ki internet sınırsız bir büyüme eğiliminde. Aynı zamanda, sınırsız olarak tanımladığımız bu büyüme karşılığında ise kontrolü son derece zor bilgi yığını mevcut. Daha da önemlisi, bu bilgi yığını her hali ile doğruyu işaret etmiyor maalesef. Doğru noktalar olduğu kadar ciddi derecede hatalı bilgilerin varlığını barındırıyor ve hem kurumlara hem de kişilere tehdit oluşturabiliyor. Ne yazık ki bu tehdite maruz kalacak olan kurum ve bireylerinin çok büyük bir kısmı ise bundan habersiz.

SorularOrtaya çıkan pek çok yaklaşım analiz edildiğinde, aşağıdaki söylemler belirginleşiyor:

  • Sadece web sayfam var, bana ne olabilir ki?
  • Sosyal Medya mecralarında yokum, kim bana zarar verebilir ki?
  • İsteyen ne yazarsa yazsın, gün gelir unutulur!
  • Zamanı geldiğinde bakarız!
  • Blog mu? Ne gerek var?
  • Kriz planı mı?

Gelin, aşağıda yaşanmış ve kısaca özetlenmiş bazı krizlere bakalım:

BP Krizi

“20 Nisan 2010‟da Meksika Körfezin’de BP tarafından işletilen bir petrol kuyusunda bir patlama oldu. Sonrası malum, çevre kirliliği ve bunun kamuoyuna anlatılması süreci. Bu olay olur olmaz hemen Sosyal Medya mecralarında pek kurum ve kişi tarafından tepki oluştu. Doğal olarak marka imajında zedelenme oldu. Bu doğrultuda BP, Nisan ve Temmuz ayları arasında kurumsal reklama 93 milyon $ yatırım yapıldı. Haziran’da Sadece Google Ads’e 3,59 milyon $ yatırım yaparak o ay içinde en çok yatırım yapan markalardan biri oldu. Görülüyor ki BP bu konuda ciddi yatırımlar yapmak zorunda kaldı.”

CNN Krizi

“CNN’in tecrubeli ortadoğu editörü Octavia Nasr, Hizbullah’ın Şii lideri Ayatullah Muhammed Hüseyin Fadıllah’a karşı duyduğu saygısını ifade ettiği tweeti atmasından sonra görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Burada da basit gibi algılanan bir ifadenin, çalışanı işinden ettiğini görebiliyoruz.”

NETFLIX Krizi

“Temmuz 2011′de Netflix aylık abone ücretlerini % 60 arttırdı. Müşteriler bu artıştan dolayı çılgına dönmüştü. Yüzlerce hata binlerce insan aboneliğini iptal etti. Netflix CEO’sunun bu artışı müşterilerine anlatamayışı ve Sosyal Medya’ki negatif havayı engelleyemediği için bir anda böyle bir krizle yani toplu intiharla karşı karşıya kalmak zorunda kaldı. Borsada şirket hissesinin değeri % 50’den fazla düştü.

DOMINO’s Krizi

“Nisan 2011’de Dominos Pizza’nın ABD’deki iki çalışanı mutfakta uygunsuz hareketlerde bulunurken çektikleri videolarını YouTube’a koydular ve Dominos yönetimi videoyu kaldırtmadan önce milyonlarca kişi izledi ve paylaştı. Domino’s burada olayı çok geç alılamış ve karşılık verebilmişti.”

BORUSAN Krizi

“2013 yılı hemen başında; BMW Türkiye temsilcisi Borusan’ın, ralli şampiyonu Burcu Çetinkaya’nın gazeteci Merve Kılıç ile birlikte özel bir TV kanalında sundukları otomobil programının Merve Kılıç’ın başörtülü olmasından dolayı sponsorluğuna son vermesi ve Mini Cooper Marka Yöneticisi Hakan Bayülgen’in “Sadece başörtüsü değil, siyasi parti olsaydı da tavrımız aynı olurdu” açıklaması ile ortaya çıkan kriz baş gösterdi. Sonuçta; Marka Müdürü istifa etti ve Borusan CEO’su canlı yayında özür dilemek zorunda kaldı.”

TAKSİM Gezi Parkı Krizi

“Yaklaşık 2 hafta kadar önce oldukça basit bir şekilde başlayan protesto, internetin büyük etkisi nedeni ile çığ gibi büyüyerek tüm ülkeyi içine aldı. Milyonlarca tweet ile birlikte resim, haber ve video paylaşımı yapıldı. O kadar büyük bir hızla yayıldı ki hemen hemen pek çok resmi kurum, özel sektör ve kişi bundan ciddi derecede etkilendi. Buradan çıkması gereken sonuç ise, bugünün dünyasında herhangi bir bilgi ya da olayın ne kadar hızlı yayılabileceğidir.”

Şimdi; yukarıda sadece birkaç örnek vermeye çalıştık ve bunlar gibi çok daha fazlası var. Daha da önemlisi, ilerleyen süreçte bu örnekler tahmin edemeyeceğiniz kadar bir hızla ortaya çıkacağı ve yayılacağı konusunda hiç şüpheniz olmasın.

Yukarıdaki örneklerin yaşandığı sektörler birbirinden çok farklı olsa da, yayılma mecraları ve hızları Sosyal Medya olmuştur.

Dolayısı ile yazımızın en başında verdiğimiz bazı soruların cevapları da burada ortaya çıkmış oluyor. Hazırlıksız sorunlar ile başbaşa kalmaktansa, baştan bazı şeyleri öngörmek ve planlama yapmak daha doğru olacaktır.

İsyanÇıkarılacak Dersler

Dijital Endüstri kapsamında yer alan Sosyal Medya çağında iletişim yönetimi mecburen sıfır hata ile yapılmak zorunda. Kurumsal iletişime, Halkla İlişkilere ve Bilgi Teknolojilerine kesinlikle çok daha fazla yatırım yapılması gerekmektedir. Sosyal medya krizleri yaşanmadan önce mutlak surette bir Kriz Protolü hazırlanmalıdır.

Sonuç

Krizler her zaman olabilir. Önemli olan; muhtemel krizler için, bir kurtarma planınızın ve can yeleğinizin olup olmadığıdır. Sosyal Medya internetin gücü ile hiçbirşeyi unutmuyor…