Sosyal Medya ve Uzmanları !

Dünya üzerinde 2.5 milyar insanın internet kullandığı bu kullanıcıların 1.8 milyarının sosyal medya ağlarında hesabının olduğu biliniyor. Kullanıcı sayısının bu kadar yoğun olduğu sosyal medyanın bir diğer tarafında ise bu mecrada çalışanlar yer alıyor. Giderek popüler bir meslek haline gelen “Sosyal Medya Uzmanlığı” nı biraz irdelemek gerekiyor.

Temeli iletişime dayanan bu Dünya`da Çılgın Pikseller olarak bu kavramın doğru bir şekilde kullanılmadığını gerek eğitimlerimizde gerekse etrafımızdan gelen ilginç taleplerde sık sık görüyoruz.

Ve mecraların ortasında iletişim nedir bilmeyen, bir dotcom krizinden haberdar olmayan herhangi bir blog ile uzaktan yakından alakası olmamış, hala “Bugün Pazar”, “Hava Yağmurlu” gibi paylaşımları içerik üretmek zanneden sosyal medyacıların çıkıp bu konuda ahkam kesmesi Bursa`da diğer güzide şehirlerimizde olduğu gibi fazlasıyla revaçta..

Var olan mecraların dönüşümünü ilk ağızdan anlatan 2 – 3 seminere katılıp  google translate çevirileri ile konuşan, beylik lafları eksik olmayan yüzlerce Sosyal Medya uzmanı var Bursa`da..

Sosyal Medya BursaKlasik bir sürecin şu an için ortasındayız, dinamiklerinden dolayı mütevazi olunması şart olan bu dönüşümde gerçekçi, Dijital devrimi takip edebilen, içeriğin önemini anlamış uzmanlarda yok değil tabi ki,  bu kırılma son bulduğunda ortalığı kasıp kavuran Sosyal Medyacılardan geriye gerçekten iletişim ile alakalı olan bir kaç kişi kalacaktır. Ama bu da yeterli değil öncelikle çok iyi pazarlama ve işletme bilgilerine sahip olmaları, her dakika trendi değişen mecra ve araçlara uyum sağlamaları ve şirketleri çok iyi anlamaları gerekiyor. Daha sonraki süreçte ise yapılan kampanyalar ve içerik çalışmalarının interaktif projeler kapsamında oluşturulması ve tüketiciye uygun zamanlarda sunulması gerekiyor.

Ama her zamanki gibi  Krizler ile meselenin like değil kullanıcı deneyimi olduğu er ya da geç anlaşılacaktır.

Bursa`da yüzlerce marka bu kriz ortamına girmeden bu sürece dahil olduğunda ve bunu da uzun vadeli bir ilişki ile süslediğinde, geleneksel Medyada ses getirecek deneyimler yaşayacaktır. Ne diyelim firmalarımızı asosyal sosyal medya uzmanlarından koruyalım.

Pazarlama Yalanları

Nasıl yeni müşteriler buluruz ? , Mevcut müşterileri nasıl elde tutarız ? , Farklılaşmak için neler yapmalıyız ?

90`ların başından itibaren bu soruyu bilinçli olduğu kadar bilinçsizce cevaplamaya çalışan onlarca reklamcı, pazarlamacı, ajans ithal kavramlar ile konuşmaya başladılar. Sonra hepsinin ağzına pelesenk olmuş bir kavram çıktı ortaya :

Bütünleşik Pazarlama İletişimi…

pazarlamayalanlari

Pazarlamacılar için bu sorulara  mükemmel bir cevap olan bu kavram, tüm sorular için anlamlandırılabiliyordu. Temel olarak farklı iletişim kanalları ile tüketiciye aynı mesajı vererek bilinçaltında oluşturulan izlenimlerin satın alma ile sonuçlanmasına dayanan bir yöntemdi. Bu yöntemdeki amaç aynı mesaj ile algı kargaşasından kurtulmaktı. Ve seçilen yöntem tek kelime ya da iki kelime ile markayı akılda kalıcı bir hale sokmaktı.

Uzun bir süre uygulanan “Bütünleşik Pazarlama İletişimi” internetin yavaş yavaş hayatımıza girdiği 95`ler ve hızlanmaya başladığı 2000`li yıllarda hala revaçtaydı.

2004 yılından itibaren internet hızının artmış ve çoğu eve bilgisayarın girmiş olmasıyla BPİ kavramı alışılmışın dışına çıkmayan uygulamaları ile hayatımıza klişe/leşmeyi sokmaya başlamıştı. Hemen sonrasında internet, sosyal medya ve teknoloji üçlüsünün iletişimdeki devrimi ile beraber ;

…Hem kaliteli hem ucuz, bir telefon kadar yakınımızda, diş hekimlerinin tavsiye ettiği, kendimizi şımarttığımız, ev hanımlarının tercihi olan… ve bunlara benzeyen pack shotlar klişelere meydan okuması gereken reklamcılığın yaratıcılığını ortaya koymuş oluyordu.

Burada süreci biraz detaylandırmak gerekirse reklamcılık istisnai işlerin dışında, şekil değiştirip bir klişe zinciri içinde basmakalıp bir hal almaya başlamıştı. Pazarı bölüşen , beylik laflar eden, eskiden taş attıkları binalara CEO olarak geri dönüş yapan bir azınlığın elinden geçmişti/geçiyordu.

y-kuşağı

Sonra birden sosyal medya yeni mecralarıyla oyunu bozdu. Tekelleşen geleneksel medyayı günden güne dövmeye başladı. Kurallar değişmişti hızlı, yaratıcı ve şartların eşit olduğu tarafsız kelimesinin yeniden anlam kazandığı bir mecralar bütünü “Yeni Medya” olarak ortaya çıkmıştı.

Yeni medya ile yaşıt olan Y kuşağı sektöre hem ajans hem de marka tarafında sızmaya başlamıştı. Hal böyle olunca Y kuşağının hiperaktif reklamcıları hızlı bir şekilde çoğalmaya ve çalışmaya başlamışlardı bile..

Bu kuşağın işleriyle, düşünceleriyle istisna oluşturan kısmını ve arada kalan zümreyi (Y kuşağından öncesi) bir kenara ayırmamız gerekir.

İstisna oluşturmayan kısımdan devam edersek, ajans ve markalar tarafında kültürel kodlarını çözememiş, sıra dayağı yememiş, toplu ulaşım araçlarına binmemiş, ekmeğin fiyatından haberi olmayan, çok güzel keman çalan iki aksan İngilizce konuşabilen, ithal görünümlü, teoriyi geçmeyen pratikleri ile yetişmiş gerçek hayatla karşılaştığında duvara çarpmış gibi olan reklamcılar, iletişimciler ve pr`cılar ile dolmuş durumdaydı ve gerçek hayatın onlara sunduğu, 1000 TL + sodekso oluyordu..!

Y kuşağının heyecanlı neferleri örnek olarak başarılı ulusal, global projeler ile donatılmışlardı. Ama klasik pazarlama sürecinin dışında dönüşmüş olan yeni pazarlama disiplinini unutuyorlardı. “Pazarlama, artık yeni ürün ve hizmetler ile önce ihtiyaç doğuran ve sonra bu ihtiyacı karşılayan bir faaliyet alanıydı. (Örn : Aloe Veralı tuvalet kağıdı, facebook oyun kartları) bu durum klasik  pazarlama iletişimi de yürütürken de devam ediyordu. Daha  öncede belirttiğim gibi marka tarafında ve ajans tarafında da yer aldıkları için paralel bir şekilde işler sonuçlanıncaya kadar problemsiz devam ediyordu. Kimsenin anlamadığı deneysel içerikler keşke klişe olsa diyebileceğimiz onlarca içerik onlarca mecradan servis ediliyordu.

Bu iletişim sürecinde başarısız onlarca projede sorunun nerede olduğu aranıyor ve sorun raporlar, analizler ile rakamsallaşarak masada kalıyordu.

Bursa Web Tasarım

Kabaca ticaret odasından alınan bilgilere göre baktığımız zaman Bursa`da web tasarım işi ile ilgilenen 150`e yakın ajans kaydı bulunmaktadır. Bunun yanında freelance ve “bilgisayarcı” olarak donanım işi ile ilgilenen fakat web`e de her zaman merakı olan arkadaşları da dahil edersek 300`e yakın web tasarım firması var. usa viagra prices

Web tasarım dediğimizde başlıca disiplinlerini yerine getirmenin yanında başta hosting, domain  v.s gibi onlarca birleşenin oluşturduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Peki gerçekten bu kadar kolay mı ? Tabiki de değil. buy cialis for cheap

Freelance ve çalıştığım firmalarda ki tecrübelerimi göz önüne aldığımda Bursa`da web tasarım konusunda başlıca sıkıntılar ; ki genelde sadece Bursa demek yanlış olur.

Her işte olduğu gibi herkesin her şeyden gayet iyi anlaması, senelerdir  hosting firması  yönetmiş bir datacenter nedir ? neler yapar ? gibi bilgileri yemiş yutmuş, hatta “Bilirkişi” olarak nitelendirilen insanların en basit sorunlarda KADER cevabı verdiği eskisi kadar yeşil olmayan Bursamız da buna benzer bin bir tane sorunla karşılaşılmaktadır. Dediğimiz gibi başlıca sorunlar Hosting firmaları ile başlayıp meslek liselerinde ilk senelerdeki hevesinin gazıyla piyasada iş kapan öğrenciler ile devam etmiş ve freelance olarak arkasına siyasi v.b torpillerle türemiş php`i , asp`i bir dernek adının kısaltması zanneden Bill Gates`ler ile devam etmiştir. can i buy viagra in chemist

Dediğim gibi kendi içinde bir disiplin olan arayüz tasarımcısından tutunda front end developer, back end developer, senior php developer, junior  php developer, v.b gibi meslek gruplarına ayrılmış, tarayıcı uyumluluğu, responsive tasarım, seo, smo gibi onlarca kavrama sığmayan bu dünyada işler bu kadar da basit değil. rush limbaugh gets caught with viagra

Tabi işi layıkıyla yapan kendi içinde gerekli kuralları harfiyen uygulayan ya da uygulamaya çalışan firmalarda yok değil ama bir elin parmaklarını maalesef geçmiyor.

Bundan sonraki yazımızda bir web sayfası yaptırmak isteyen kullanıcının nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatmaya çalışacağım. cialis cost

Akıllı Diş Fırçası Kolibree

Geçen yıl CISCO 2020 yılında 37 milyar şeyin (Dijital her türlü cihazın birbiri ile bağlantı kurması..) birbiri ile iletişim kuracağı doğrultusunda bir rapor yayınlamıştı. Görülüyor ki bu rapor son derece gerçekçi. Aşağıda bununla ilgili hayata geçmiş bir projenin detaylarını bulabilirsiniz.

Çoğumuzun bildiği üzere teknoloji son derece hızlı gelişiyor ve beraberinde de hayatımıza kolaylıklar getiriyor.  Yakın zamanda gerçekleşen CES fuarında yeni bir ürün sergilendi ve çok dikkat çekti. Bu ürün; Kolibree markasının ürettiği akıllı diş fırçası. Geliştirilen bu akıllı diş fırçası ile artık çocuklarınızın zamanında dişlerini fırçalayıp fırçalamadığını akıllı telefonunuza yüklenecek bir uygulama ile rahatlıkla takip edebileceksiniz. Takip etmekle kalmayıp, arzu etmeniz durumunda çevrenizle bunları Sosyal Medya’da bunları paylaşabileceksiniz. Bu akıllı cihaz ve uygulama ile 5 farklı kişinin kullandığı diş fırçasını kontrol edebiliyor.

Akıllı Diş Fırçası

Kurulması ve kullanımı son derece kolay olan Kolibree ile diş fırçalamak aynı zamanda eğlenceli hale de geliyor. Her diş fırçalama performansını kayıt altına alan Kolibree, bu verileri değerlendirerek bir puanlama yapıyor ve kullanıcısına özel rozetler kazanma şansı tanıyor. Dolayısı ile Kolibree, diş fırçalamayı bir oyun haline getirerek sağlığa daha fazla önem verilmesini sağlamış oluyor.

Kaynak: www.kolibree.com

E-POSTA PAZARLAMA: GERÇEKTEN ÖNEMLİ Mİ YOKSA SADECE VAKİT KAYBI MI?

e-Posta pazarlamanın faydası, pek çok konuda olduğu gibi sadece tek başına düşünülmesi durumunda yeteri kadar değer sağlamayabilir. Bulunulan sektör, ürün ve hizmet, aynı zamanda hedef kitleye göre farklılıklar arz edebilir. Dolayısı ile e-posta pazarlamayı, entegre bir pazarlama stratejisinin önemli bir parçası olarak görmek ve planlamaları buna göre yapmak daha doğru olacaktır.

Uzun bir yazı ile kafaları yormaktansa aşağıdaki bazı somut verileri inceleyerek hareket etmekte fayda vardır:

FAYDALARI

  • Makul bir bütçe ile uygulanabilir.
  • Oldukça etkin ve hızlı geri dönüş sağlayan bir yöntemdir.
  • Otomasyon yazılımları sayesinde optimum verimlilik elde edilir.
  • Ölçülebilir olması, yönetilmesini kolay kılar.

e-Posta İdeal Gönderim Günleri

TAVSİYELER

  • Müşteri canlıdır ve ilgi ister, onlardan bir hoş geldin mesajını çok görmeyin.
  • Detaylı analiz yaparak e-postalarınızın açılma ve işlem görme oranlarını belirleyiniz.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, her türlü akıllı cihaz için uyumlu olmalıdır.
  • Gönderdiğiniz e-postaların içeriklerinden önemli olanların, mutlaka Sosyal Medya’da paylaşılabilir olmasına dikkat ediniz.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, çapraz satış fırsatları yaratabilmeli.
  • Gönderdiğiniz e-postalar, WEB/BLOG ve diğer Sosyal Medya mecralarındaki etkinliğinize katkıda bulunmalı, trafiği olumlu yönde etkilemeli.
  • Gönderdiğiniz e-postaların geri dönüş analizleri mutlaka yapılmalı, bir sonraki gönderimin başarısını olumlu yönde etkilemelidir.
  • Raporlama ve Analiz aracı ile en değerli müşteri ya da müşteri grubu tespit edilebilmelidir.

e-Posta İdeal Gönderim Saat aralığı

GÜNCEL İSTATİSTİKLER

  • 3,2 milyardan fazla e-posta hesabı var
  • Dünya nüfusunun yaklaşık % 25’i e-posta hesabına sahip
  • Ortalama bir kullanıcı günde 112 adet e-posta gönderiyor/alıyor

Gönderilen e-postaların;

  • % 55’i imajlardan
  • % 32’si dosyalardan
  • % 11’i diğer
  • % 1,4’ü ses dosyaların oluyor.
  • Yıllık 92 trilyon e-posta gönderimi yapılıyor

Peki; başlıkta sorduğumuz soru için şu an ne düşüyorsunuz?

Elbette, bu sorunun cevabının bir kısmı bu özet bilgiler sayesinde elde edilebiliyor. Ancak, daha net cevapların oluşabilmesi için mutlaka bulunduğunuz sektör, ürün ve hizmet grubunuz ile birlikte hedef kitleniz daha detaylı olarak analiz edilmelidir.

Bununla birlikte, gelişen akıllı cihazlar ile birlikte e-posta pazarlama yönteminin daha da gelişeceği kaçınılmaz bir gerçektir.

KURUMSAL BLOG SAHİBİ OLMAK YADA OLMAMAK..!

Kurumsal Blog, bir markanın kendini en iyi ve doğru anlatabileceği mecraların başında geliyor. Kurumsal Blog’un oluşturulmaya başlamasından önce ise kesinlikle kurum kültürünün ve rekabetçi üstünlüklerinin belirlenmiş olması lazım. Hemen akabinde de hedef kitlenin belirlenmesi ve bu yolda yapılacakların planlanması gerekir.

Kurumsal Blog, klasik anlamda algılanan yazı yazmak ve yayınlamak olarak düşünülmemelidir. Bir kurumsal blog içerisinde; yazılar, çeşitli etkinlikler, medya ile ilgili duyurular, sosyal sorumluluk projeleri ve benzeri daha pek çok şey son derece güzel bir şekilde kurgulanarak yayınlanabilir.

Daha önceki bazı yazılarımızda konuya değindik ama burada tekrarlamakta fayda var: Kurumsal Blog oluşturulması esnasında tasarım önemli bir yere sahip olmakla beraber, asıl önemli olan kullanıcı için değer oluşturan kaliteli içeriklerin oluşturulmasıdır esas. Elbette, bunun sürdürülebilir olması, güncel ve özgün içeriklerden meydana gelmesi bir kurumsal bloğun can damarıdır.

“Bugün pek çok işletme, artık Kurumsal Blogları temel içsel kaynak olarak pazarlamanın ön safhalarında değerlendirmektedir.”

Kurumsal bloglar, diğer sosyal medya mecraları ile entegre çalışacak şekilde planlanmalıdır. Sadece bilgi vermek amacı ile tasarlanmış bloglar, ziyaretçiler tarafından ilgi çekmediği gibi sıkıcı bulunur. Hatta, tepki bile alabilirsiniz. Gelen yorumlar değerlendirilmeli ve cevap verilmelidir. Ziyaretçilerden öneriler alınmalıdır. Kısacası, kurumsal bloğunuza gelen ziyaretçi kendine değer verildiğini ve önemsendiği net olarak hissetmelidir.

Aşağıda HUBSPOT tarafından hazırlanmış olan kurumsal blog ve önemine ait 2 tablo göreceksiniz.

Tablo-1:

Dikkatli inceleyecek olursanız eğer, yapılan araştırmaya göre kullanıcıların % 25’i kurumsal blog kullanımını kritik derecede önemli görüyor. Toplamında incelediğimizde ise % 81 kullanıcı kurumsal blogların önemli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

 KD1

 Tablo-2:

Aşağıdaki oranlar ile Sosyal Medya mecraları arasında bir sıralama yapıldığında ise kurumsal blogların en önde olduğu görülüyor. Devamın da ise LinkedIn ve Facebook olarak bir sıralama devam ediyor.  Her uygulama için grafiğinin üzerinde kullanıcılardan oluşan önem/güven yüzdelerini görebilirsiniz.

KD2

Önemli Noktalar:

Kurumsal BLOG, önemli bir SEO aracıdır

Her bir blog, farklı bir içerik demektir. Her içerik ise çeşit çeşit etiket imkanı anlamına geliyor. Dolayısı ile ortaya çıkan etiketlerin arama motorları üzerinde yapılandırılması ile markanızın daha fazla bulunabilir olması demektir.

Sektör liderliğine oynamak

Sektörünüz ile ilgili önemli bilgilerin paylaşılması, son haber ve etkinliklerin yayınlanarak bunlar hakkında düşüncelerinizin paylaşılması, değerli analizlerin hazırlanarak hem iş ortaklarınız hem de müşteri kitleniz ile paylaşılması, markanızın ne kadar güncel, bilgili ve paylaşımcı olduğu hakkında çok önemli fikirler verir ve sizlerin sektör içindeki konumunuzu daha yukarı seviyelere çıkarır. 

Şeffaflık

Özgün, zengin ve samimi paylaşımlarınız, hedef kitlenize çok daha fazla güven aşılar. Size daha çok inanır ve sadık birer müşteriniz haline gelirler. Bu şeffaflık aynı zamanda, sizin diğer kurum ve kuruluşlar ile daha güçlü bağlar kurmanıza yarar sağlar.

Kriz Yönetimi

Kurumsal Bloglar, olası bir kıriz durumunda markanın kendini en iyi şekilde konumlandırabileceği ve aynı zamanda krizi etkin bir şekilde yönetebileceği mecraların başında gelir. Gerek daha önce yaptığınız paylaşımlar gerekse krizle birlikte başlayan yeni yazılar, son derece sıkıntılı olabilecek bu dönemlerin atlatılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Kurumsal Blog üzerinden diğer Sosyal Medya mecralarında yapılacak paylaşımlar ile tam bir entegrasyon kurulacak ve kişiler bloğa yönlendirilerek, eksik ve hatalı bilgiler yerine doğru bilgiler ile buluşması sağlanacaktır.