KOBİLER, SOSYAL MEDYADA YER ALMALI MI?

Bu sorunun cevabını verebilmek için en başta 2 konuya olabildiğince vakıf olmak gerekiyor:

(1)

İşletmenizin faaliyet alanı, ileriye yönelik vizyonu ve sahip olduğu rekabetçi üstünlükleri başta gelen konulardır.

İşletmeler özellikle vizyon ve rekabetçi üstünlükler konusunda maalesef yeteri kadar önem verip çalışmadıklarından bu alanlarda eksik kalıyorlar. Dolayısı ile bırakın Sosyal Medyayı, geleneksel yapı içerisinde sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelişim süreci sağlayamıyorlar. Eğer, net olarak ortaya koyduğumuz bu 3 kriter yeteri kadar somutlaştırılabiliyorsa, Sosyal Medya’da belli başarı oranlarını yakalamak kesinlikle mümkündür. Kaldı ki siz Sosyal Medya içerisinde olmasanız bile, hizmet vermiş olduğunuz alanlar ya da ürünleriniz konusunda ki olası bir durum sosyal Medya mecralarında ışık hızı ile yayılabilir ve bu durum hele hele olumsuz bir konusu ise çok daha fazla dallanıp budaklanabilir.

Orada değilseniz, nasıl mücadele edeceksiniz?

(2)

Sosyal Medya nedir? Sosyal Medya aslına bakarsanız sınırları çok geniş ve neredeyse pek çok şeyi içinde barındıran günümüzün şu aşamada vazgeçilmezlerinden diyebiliriz. Sosyal Medyayı hiçbir zaman tek başına düşünmemek gerekiyor. Mutlaka geleneksel yapı ile Sosyal Medya uygulamaları entegre bir şekilde düşünülmeli, planlanan çalışmalar bu doğrultuda kurgulanmalıdır. Dolayısı ile Sosyal Medya sihirli bir değnek asla değildir. Ancak; doğru bir planlama ile işletmelere uzun vade de ciddi kazanımlar sağlayabilir. İşte bu nedenle, belli platformlarda rastgele 1-2 paylaşım yapmak Sosyal Medya’da iş yaptım demek hiç değildir. Mutlaka iyice araştırılmalı ve konunun uzmanları ile çalışılmalıdır. Çünkü; Sosyal Medya, Pazarlama alt kanallarından sadece bir tanesidir. Dolayısı ile her şeyden önce pazarlama ve iletişim bilgisi gerektirir.

Sosyal Medya’da çift yönlü iletişim esastır. Ben paylaştım diyerek mecradan uzaklaşmak, gelen yorumlar ile ilgilenmemek, geri cevap vermemek ve özünde bunları değerlendirmemek yapılabilecek en kritik hataların başında gelir.

Nelere dikkat edilmeli?

DEĞER yaratan İÇERİK üretimi…

Sosyal Medya mecralarında paylaşacağınız içeriklerin, hitap edeceği takipçileriniz için bir değer oluşturması gerekiyor ki onlarda başkaları ile paylaşsın ve yapı organik olarak büyüsün. Uzun içerikler değil, etkili içerikler üretin. Diğer bir ifade ile amaçlarınızı ve vermek istediğiniz mesajı çok net olarak belirleyin. Aynı zamanda içeriklerinizin tutarlı da olması gerekir. İçeriğinizde vereceğiniz bilgilerin doğruluğundan emin olun. İçeriklerinizde kullandığınız linklerin çalıştığından emin olun. Alıntı yapıyorsanız mutlaka kaynaklarını belirtin. Kopyala-yapıştır değil, özgün içerikler üretmek için gayret edin. Doğrudan pazarlama yerine, dolayı pazarlamanın gücünü kullanın. Klasik web sayfaları üzerinden hedef kitleye ulaşmak yerine, web sayfanıza entegre edilmiş KURUMSAL BLOG sayfası mutlaka oluşturun. WEB ve BLOG sayfalarınızın, tüm taşınabilir cihazlarda (Tabletler, Akıllı Telefonlar ve diğer…) kullanılabilir (RESPONSIVE) olmasına çok dikkat edin.

KOBİLER için Sosyal Medya gerekli mi ya da gereksiz mi soruna verilecek cevapları biraz daha netleştirebilmek adına aşağıda 3 farklı alanda (Kesici Takımlar, Organik Çay ve Diş Hekimi) çok kısaca özetlemiş olduğumuz vaka çalışmalarını inceleyebilirsiniz.

Zaman makinesi henüz keşfedilmedi. Dolayısı ile geri dönüp “Keşke şimdiki aklım olsaydı…” demek yerine planlı bir şekilde çalışarak bu ve olası çıkacak yeni akımlar içinde yer almaya gayret etmek en doğrusu olacaktır. İhtiyacınız olan 2 şey CESARET ve YENİLİKÇİ bakış açısıdır.

Fiskars

DRVaksman

After Steaz

SERMAYE ŞİRKETLERİNİN AÇACAKLARI İNTERNET SİTELERİNE DAİR YÖNETMELİK | SON TARİH: EKİM 2013

Bilindiği üzere yeni TTK (Türk Ticaret Kanunu) çıktı ve yürürlüğe girdi ve beraberinde pek çok önemli değişiklikte geldi. Artık; tüm şirketlerin web sitesi olmasının yanında, şirketler Ekim-2013 tarihine kadar Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Yönetmeliğinde (Madde-6) belirtilen mali bilgileri web sitelerinde düzenli olarak yayınlamak zorundalar.

Henüz web sitesi oluşturmamış ve denetime tabi şirketlerinde, web sitelerini Ekim-2013’e kadar hazırlamaları ve gerekli mali bilgileri yine yayınlamaları gerekiyor.

Ekim-2013’te, web sitelerinin yönetmelikte belirtilen standartlara sahip olması gerekiyor. Bu bilgiler ne sıklıkta yayınlanacak, değiştirilecek, saklanacak ve güncellenecek gibi detaylar bu yönetmelik içerisinde detaylı olarak belirtilmiş durumda.

Şirketlerin; faaliyetleri doğrultusunda ortaya çıkan bilgilerin web sitesine konması ve/veya güncellenmesi aşamasında, yönetmelikle gelen süreler bulunmaktadır. Bazı bilgiler aynı gün içinde bazıları ise 5 iş günü içerisinde sitede yayınlanmak zorundadır. Dolayısı ile tasarlanacak web sitelerinin, hem teknik alt yapıları son derece güvenli hem de kolay güncellenebilir bir uygulama olması çok önemlidir.

Elektronik Arşivleme

KAYNAK: Resmi Gazete

SOSYAL MEDYADA YOKUM, KİM BANA ZARAR VEREBİLİR?

Daha önceki blog yazılarımızda internetin nereden gelip nereye gittiğini farklı konuların bakış açısı ile sizlere aktarmaya çalışmıştık. Çok net görülüyor ki internet sınırsız bir büyüme eğiliminde. Aynı zamanda, sınırsız olarak tanımladığımız bu büyüme karşılığında ise kontrolü son derece zor bilgi yığını mevcut. Daha da önemlisi, bu bilgi yığını her hali ile doğruyu işaret etmiyor maalesef. Doğru noktalar olduğu kadar ciddi derecede hatalı bilgilerin varlığını barındırıyor ve hem kurumlara hem de kişilere tehdit oluşturabiliyor. Ne yazık ki bu tehdite maruz kalacak olan kurum ve bireylerinin çok büyük bir kısmı ise bundan habersiz.

SorularOrtaya çıkan pek çok yaklaşım analiz edildiğinde, aşağıdaki söylemler belirginleşiyor:

  • Sadece web sayfam var, bana ne olabilir ki?
  • Sosyal Medya mecralarında yokum, kim bana zarar verebilir ki?
  • İsteyen ne yazarsa yazsın, gün gelir unutulur!
  • Zamanı geldiğinde bakarız!
  • Blog mu? Ne gerek var?
  • Kriz planı mı?

Gelin, aşağıda yaşanmış ve kısaca özetlenmiş bazı krizlere bakalım:

BP Krizi

“20 Nisan 2010‟da Meksika Körfezin’de BP tarafından işletilen bir petrol kuyusunda bir patlama oldu. Sonrası malum, çevre kirliliği ve bunun kamuoyuna anlatılması süreci. Bu olay olur olmaz hemen Sosyal Medya mecralarında pek kurum ve kişi tarafından tepki oluştu. Doğal olarak marka imajında zedelenme oldu. Bu doğrultuda BP, Nisan ve Temmuz ayları arasında kurumsal reklama 93 milyon $ yatırım yapıldı. Haziran’da Sadece Google Ads’e 3,59 milyon $ yatırım yaparak o ay içinde en çok yatırım yapan markalardan biri oldu. Görülüyor ki BP bu konuda ciddi yatırımlar yapmak zorunda kaldı.”

CNN Krizi

“CNN’in tecrubeli ortadoğu editörü Octavia Nasr, Hizbullah’ın Şii lideri Ayatullah Muhammed Hüseyin Fadıllah’a karşı duyduğu saygısını ifade ettiği tweeti atmasından sonra görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Burada da basit gibi algılanan bir ifadenin, çalışanı işinden ettiğini görebiliyoruz.”

NETFLIX Krizi

“Temmuz 2011′de Netflix aylık abone ücretlerini % 60 arttırdı. Müşteriler bu artıştan dolayı çılgına dönmüştü. Yüzlerce hata binlerce insan aboneliğini iptal etti. Netflix CEO’sunun bu artışı müşterilerine anlatamayışı ve Sosyal Medya’ki negatif havayı engelleyemediği için bir anda böyle bir krizle yani toplu intiharla karşı karşıya kalmak zorunda kaldı. Borsada şirket hissesinin değeri % 50’den fazla düştü.

DOMINO’s Krizi

“Nisan 2011’de Dominos Pizza’nın ABD’deki iki çalışanı mutfakta uygunsuz hareketlerde bulunurken çektikleri videolarını YouTube’a koydular ve Dominos yönetimi videoyu kaldırtmadan önce milyonlarca kişi izledi ve paylaştı. Domino’s burada olayı çok geç alılamış ve karşılık verebilmişti.”

BORUSAN Krizi

“2013 yılı hemen başında; BMW Türkiye temsilcisi Borusan’ın, ralli şampiyonu Burcu Çetinkaya’nın gazeteci Merve Kılıç ile birlikte özel bir TV kanalında sundukları otomobil programının Merve Kılıç’ın başörtülü olmasından dolayı sponsorluğuna son vermesi ve Mini Cooper Marka Yöneticisi Hakan Bayülgen’in “Sadece başörtüsü değil, siyasi parti olsaydı da tavrımız aynı olurdu” açıklaması ile ortaya çıkan kriz baş gösterdi. Sonuçta; Marka Müdürü istifa etti ve Borusan CEO’su canlı yayında özür dilemek zorunda kaldı.”

TAKSİM Gezi Parkı Krizi

“Yaklaşık 2 hafta kadar önce oldukça basit bir şekilde başlayan protesto, internetin büyük etkisi nedeni ile çığ gibi büyüyerek tüm ülkeyi içine aldı. Milyonlarca tweet ile birlikte resim, haber ve video paylaşımı yapıldı. O kadar büyük bir hızla yayıldı ki hemen hemen pek çok resmi kurum, özel sektör ve kişi bundan ciddi derecede etkilendi. Buradan çıkması gereken sonuç ise, bugünün dünyasında herhangi bir bilgi ya da olayın ne kadar hızlı yayılabileceğidir.”

Şimdi; yukarıda sadece birkaç örnek vermeye çalıştık ve bunlar gibi çok daha fazlası var. Daha da önemlisi, ilerleyen süreçte bu örnekler tahmin edemeyeceğiniz kadar bir hızla ortaya çıkacağı ve yayılacağı konusunda hiç şüpheniz olmasın.

Yukarıdaki örneklerin yaşandığı sektörler birbirinden çok farklı olsa da, yayılma mecraları ve hızları Sosyal Medya olmuştur.

Dolayısı ile yazımızın en başında verdiğimiz bazı soruların cevapları da burada ortaya çıkmış oluyor. Hazırlıksız sorunlar ile başbaşa kalmaktansa, baştan bazı şeyleri öngörmek ve planlama yapmak daha doğru olacaktır.

İsyanÇıkarılacak Dersler

Dijital Endüstri kapsamında yer alan Sosyal Medya çağında iletişim yönetimi mecburen sıfır hata ile yapılmak zorunda. Kurumsal iletişime, Halkla İlişkilere ve Bilgi Teknolojilerine kesinlikle çok daha fazla yatırım yapılması gerekmektedir. Sosyal medya krizleri yaşanmadan önce mutlak surette bir Kriz Protolü hazırlanmalıdır.

Sonuç

Krizler her zaman olabilir. Önemli olan; muhtemel krizler için, bir kurtarma planınızın ve can yeleğinizin olup olmadığıdır. Sosyal Medya internetin gücü ile hiçbirşeyi unutmuyor…

SOSYAL CRM SİHİRLİ BİR DEĞNEK Mİ?

Aslında basit olarak CRM hep vardı. Komşu bakkalınız yada alış-veriş yaptığınız giyim mağazası tarafından bir şekilde yapılıyordu.  Amerikalı firma sahipleri büyüyen ekonomi ve değişen tüketici eğilimleri doğrultusunda 1970 yılından itibaren ne yapabiliriz diye bunu sorgulamaya başladılar. Ancak, asıl kayda değer çalışmalar BT alanındaki gelişmelere bağlı olarak özellikle 2000’li yıllardan sonra gelişmeye ve milyar dolarlık yatırımlara (% 80 başarısız projeler) dönüşmeye başladı. Günümüzde teknoloji ile birlikte bu oran da iyileşme görülsede, halen işletmeler tarafından CRM’e yeterince değer verilmediği görülmektedir.

CRM

CRM ve nam-ı değer dilimizdeki karşılığı ile “Müşteri İlişkileri Yönetimi”…  Henüz CRM çalışmaları yeterli başarı düzeyine erişememişken bir de günümüzde karşımıza SOSYAL CRM tanımı çıktı. Aslına bakarsanız iyi ki de çıkıyor. Çünkü, günümüzde teknolojinin geldiği ve gideceği noktaya bakıldığında, CRM’in bir türlü  yeterli değer göremediği eski dönemlerine göre, şu anda hak ettiği yere gelmesi söz konusu. Elbette, geçmişteki hataların tekrarlanmayarak ve bugünün fırsatlarının doğru değerlendirilmesi ile bu mümkün olabilir. Dolayısı ile SOSYAL CRM’i yeni bir şey olarak tanımlamak pek doğru olmaz. Mevcut CRM’in, teknolojinin yardımı ile daha kolay anlaşılır ve ölçülebilir hale geldiğini düşünmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

CRM/S-CRM için bir tanım yapmaya çalışırsak eğer: “Yaşanma olasılığı söz konusu olan sorunların ve/veya ihtiyaçların, sezgisel bir yaklaşım ile önceden tespit/teshiş  edilmesi ve gerçekleşmeden önce gerekli tedbirlerin (çözüm reçetesi) alınarak, süreçlerin verimli yönetilmesini sağlamak” olarak tanımlayabiliriz.” Diğer bir ifade ile “Olumsuz etkenleri en aza indirgemek ve olumlu gelişmeleri ön plana çıkararak, pazarda kalıcı olmayı ve müşteri sadakati sağlamak” diye de bir yaklaşım ile ifade edilebilir.

Artık başka bir boyuta geçiş yapıyoruz:

CISCO

CISCO‘nun yaptığı bir araştırmaya göre, 2020’li yıllarda dünya üzerinde yer alan yaklaşık 37 milyar akıllı şey (The Internet of Everything) , birbiri ile internet ortamında haberleşiyor olacak. Buradan çıkması gereken sonuç şu: Artık tüm duvarlar yıkıldı, sadece insanlar değil cihazlarda birbiri ile konuşmaya başlıyor. Bu cihazlar, insanların ihtiyaçları için tasarlandığına göre, buralarda sınırsız şekilde değerlendirilmek üzere bilgiler bekliyor. İşte, bu bilgilerin tespit edilerek işlenmesi ve kullanılabilir anlamlı hale gelmesi gerekiyor. Temel olarak bunun yapabilmek için VERİ MADENCİLİĞİ çalışması yapılması gerekir. Buradan elde edilen sonuçlar, insanı daha iyi tanımaya ve onlara daha doğru daha kalıcı faydaları sunabilmeyi sağlayacaktır.”

Görüldüğü üzere, veriler artık çok büyük ve hatta neredeyse sınırsız olarak önümüzde duruyor. Gelinen bu noktada, 3 maymunu oynayarak bunları görmezden gelmek, pazarda kalıcı olmayı bırakın pazardan tamamen yok olmaya çok rahatlıkla neden olabilir. Dolayısı ile iyi ve sürekli gelişme teknik kapasitesine sahip bir CRM uygulamasına ciddi derecede ihtiyaç vardır. Elbette, CRM’i doğru kullanabilecek ve analiz edebilecek ehliyetli/deneyimli uzmanlar göz ardı edilmemelidir.

Segmentasyon

Aşağıda sizlere, yurtdışında Sosyal Medya alanında (S-CRM kullanılarak) yapılmış 2 örnek hakkındaki çalışmaları ve sonuçlarını basit olarak aktarmak istedik. Bu örneklerden de görüldüğü üzere; geleneksel yöntemlerin dışında Sosyal Medya mecralarının öneminin ne kadar büyük ve kritik olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.

Vaka-1

Vaka-2

Henüz yolun başında iken Sosyal Medya Stratejilerinizin oluşturulması ve bunların takibi, analizi ve başarılı sonuçlarının ortaya çıkarılması için gerekli adımların bir an önce atılması kaçınılmaz bir gerçektir.

Sonuç:

Sosyal CRM sihirli bir değnek kesinlikle değildir.

Ancak, doğru kullanıldığında  çok büyük avantajlar sağlayabilecek bir modeldir.

Günümüzde; hedeflerini doğru koyabilen, müşteri kitlesini iyi dinleyen ve analiz edebilen işletmeler sadece ayakta kalabilecektir.

MOBİL TİCARET NEREYE KOŞUYOR?

Genel kaynaklara bakıldığında, Telefonların mevcut bilgisayarlara bağlama fikrinin ilk olarak 1971 yıllarında ortaya atıldığı söyleniyor. İlk akıllı telefon konsepti ve ifadesinin ise 1997 yılında Ericsson’un GS 88 modelinin piyasa tanıtımında kullanıldığı görülüyor. Steve Jobs’un ise “Bir iPod, bir telefon ve internet kullanan iletişim cihazı olarak tanımladığı bu konsept için “Bunlar artık 3 ayrı cihaz değil. Biz buna iPhone (Tek bir cihaz / Akıllı Telefon) diyoruz!” açıklaması ile piyasaya sunduğunda, çoğu kişi belki tam olarak inanmamıştı ama geçen sürede ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı. Bugün gelinen nokta ve son yapılan istatistiki araştırmalarda akıllı telefon üreticilerinin çoğalması, model zenginliği ve Sosyal Medyanın önlenemez yükselişi sayesinde, ticaret ciddi oranda mobil cihazlara kaymış durumda. Hatta yakın zamanda 3 boyutlu telefonlardan bahsediliyor. Ve görünen şu ki bu daha da hızlanarak devam edecek.

GARTNER Research’e göre, 2015 yılında online satış şirketleri satışlarının % 50’sini sosyal ağ profillerinden ve mobil uygulamalardan yapacak.”

Aşağıda, yeni yapılan bir çalışmaya göre ise, ABD’de mobil ticaretin 2013 yılının ilk çeyreğinde (Q1)     % 31 gibi kayda değer bir oranda büyüme yaşadığı görülüyor. E-Ticaretin büyüme oranı ise % 20 olarak belirlenmiş durumda ki bu da son derece pozitif bir değer sayılır. Aynı araştırmada mağaza içi satışlarda ise % 3,7 gibi bir büyüme söz konusu. Bu değerleri birbirleri ile karşılaştırdığımızda; mobil ticaretin gelişimi mağaza içi satış oranlarının gelişimine göre yaklaşık 10 katı kadar bir fark söz konusu. Son derece çarpıcı bir sonuç aslında..!

Mobil Ticaret (ABD)

Mobil ticaretin beklenenden daha hızlı bir gelişim göstermesinin altında, markaların artık bu konuya daha fazla ilgi duyarak yatırım yapmalarından kaynaklanıyor. Klasik web sitelerinin her türlü mobil ortamda kullanılabilir duruma gelmesi, görsel açıdan zenginleşmesi ile birlikte kullanıcılar çok daha zengin deneyim yaşamaya başlamış durumda. Elbette, tablet pazarının gelişmesi ve oyun sektörünün de bu alanda daha fazla yer almaya başlaması, mobil ticareti tetikleyen unsurların başında geliyor.

Google’un 2012 yılında yapmış olduğu bir çalışmada tabletlerin mobil ticarette daha fazla rağbet gördüğünü gösteriyor. Tablet sahiplerinin yaklaşık % 72’si alışverişte tabletlerini mutlaka kullanıyorlar ve ilginçtir bu haftalık bir oran.

Bu araştırma sonuçları her ne kadar ABD’de yapılmış olsa da, teknolojinin üssü olan bu ülkenin diğer dünya ülkelerini ciddi derecede etkilediği ve domine ettiği kaçınılmaz bir gerçek. Dolayısı ile bizlerinde bu gelişimleri çok yakından takip ederek hızlı davranmalı ve gerekli yatırımları vakit kaybetmeden yapmalıyız.

CISCO’nun yaptığı diğer bir araştırmaya göre ise halen fiziksel dünyada % 99 şey (cihaz) birbirine bağlı değil. Daha çarpıcı bir çalışma ise 2020 yılında 37 milyar şeyin (cihaz) birbiri ile iletişim halinde olacağı öngörülüyor.”

Neden Mobil Pazarlama içinde yer almalısınız?

Çünkü; Rakipleriniz orada..!

** Bir sonraki yazımızda “Neden Mobil Pazarlama içinde yer almalısınız?” sorusuna biraz daha detaylı bakacağız.

Kaynak: Practicalecommerce

SİYASET VE SOSYAL MEDYA | GİZLİ GÜÇ

Özellikle internetin gelişimi ile birlikte ortaya çıkan Sosyal Medya kavramı, artık siyasi hayata da yön vermeye başladı. Kaldı ki son ABD seçimlerinde de yaşananlar bunun en açık kanıtı sayılır. Ancak, her iki tarafı son derece hassas ve keskin bir bıçak gibi olan bu iletişim modeli nasıl doğru bir şekilde kullanılabilir siyasiler tarafından? Özel sektör kullanımında olduğu gibi, kesinlikle son derece dikkatli planlanmış bir Sosyal Medya stratejisine ihtiyaç vardır. Ancak, öncelikli olarak aşağıdaki konularda hemfikir olunması gerekiyor:

ŞeffaflıkŞeffaflık

Sosyal Medya unutmaz… Dolayısı ile paylaştığınız bilgilerin doğru olması gerekiyor. Hatalı bir paylaşıma tepki daha siz ayağa kalkamadan milyonlara ulaşabilir. Sonuçları ise onarılamaz bir hal alabilir.

Samimiyet

Samimi ve içten bir yaklaşım, kalplere doğru şekilde dokunan paylaşım stratejisi her zaman gönülleri fetheder.

Özgünlük

Her zaman her yerde israrla anlatıyoruz: İçerikler özgün olmak zorunda. Siyasi arenada da olsa vermek istediğiniz mesajlara ait oluşturulmuş özgün içerikler her zaman seçmeni daha doğru şekilde kucaklar. Kimseyi kesinlikle taklit etmeyiniz.

Çift taraflı iletişim

İletişim, çift taraflıdır. Paylaşımlarda bulunurken seçmenlerden gelen bilgileri mutlaka okuyun/dinleyin ve olabildiğince cevap vermeye çalışın. Bu, seçmene değer verdiğinizin bir kanıtıdır.

Bir sonraki adım, merkezi bir seçim yönetim merkezi ve kampanyası oluşturmak olmalıdır. Bu önemli; eğer herkes kafasına göre paylaşım ve yönetim yapmaya kalkarsa, çatlak sesler ortaya çıkar ve başarı gelmeyeceği gibi olası başarıya engel olabilir. “Burada, Sosyal Medyanın ışık hızında olduğunu tekrar hatırlatmakta fayda var.”

Peki, ya sonra?

Siyasi Marka

Eğer adınız yeterince bilinmiyorsa, Sosyal Medya’nın nimetlerinden faydalanarak daha düşük bütçeler ile kendinizi çok daha geniş kitlelere duyurabilir ve marka bilinirliğinizi arttırabilirsiniz. Kısacası burası tam size göre…

SeçmenSiyasilider.com / Blog

Kendi ad ve soyadınızı taşıyan ve tamamı ile sosyal Medya mecraları ile entegre edilmiş güçlü bir web sitesi olmak zorunda. Burada hem sizin detaylı bilgileriniz olacak hem de diğer tüm etkinlik (MeetUP ve benzeri uygulamalar entegre edilmeli)  bilgilerini içerecek. Seçmenler üye olabilecek, takip edecek ve yorumlarını bırakabilecekler. Elbette, yorumlara ve fikirlere zaman zaman geri dönüşler yapmak son derece önemli. Tüm bunlar temsil ettiğiniz partinizin web sitesi ve kuralları ile birlikte belli bir ahenk içerisinde işlemeli.

Entegre Sosyal Medya

Kampanyanın başarılı olabilmesi için birden fazla sosyal Medya mecrasında yer almak daha doğru olur. Çünkü seçmenler farklı özellikleri nedeni ile farklı mecralarda bulunuyor olacaklardır. Dolayısı ile Twitter’da olup ta diğer mecralarda olmamak son derece hatalı olur. Yer almanın yanında bu kanallar dikkatli ve özenli bir şekilde dinlenmeli ve seçmenlerin neler konuştuğu ve beklentilerinin neler olduğu sürekli analiz edilmelidir.

Bağışlar

Eğer mevcut yasalar izin veriyorsa siyasi kampanyaya bağış alabiliyor olmak önemli. Çünkü, siyasi arenada bu tür tanıtımların ne kadar maliyetli olduğu açık bir şekilde ortada. Dolayısı ile web sayfası, blog ve benzeri mecralar için bu konuda uygulama geliştirilmeli ve yer almalı.

Kampanya Teknikleri

Sosyal Medya’nın gücü henüz tam olarak anlaşılamadı ancak ilerleyen süreçte siyasi hayatı daha fazla etkilemesi ise kaçınılmaz bir durum. Dolayısı ile bizlerin normalde ticari hayatta kullandığımız gerilla ve viral tekniklerin, bu alanda da kullanılması konusunda hiçbir engel yok. Kaldı ki kısa zamanda hem çok daha büyük hem de daha kalıcı etki yaratabilir rahatlıkla.

Süreklilik

Eğer bu çalışmaları hemen seçim öncesindeki dönemde başlayıp sonrasında kapatırsanız bir faydası olmaz. Daha farklı bir ifade ile sadece seçim dönemlerinde değil, hayatın tüm dönemlerinde bu stratejilerin her daim uygulanıyor olması gerekmektedir. Bu, süreklilik ve sürdürülebilir başarıyı getirir.

Geleneksel Medya

Geleneksel Medya ile Sosyal Medya konseptleri arasında mutlak bir bağlantı olmalıdır. Geleneksel Medya araçlarında yer alındığı dönemlerde mutlaka Sosyal Medya çalışmalarınızdan bahsederek geniş bir network ve etki alanı oluşturmalısınız.

Sosyal Medya ve Bürokrasi

Bürokrasinin kendine has özellikleri var, dolayısı ile son derece kuralcı ve yavaştır. Sosyal Medya’nın hızına yetişemeyeceği için iki kavramı birbirine karıştırmadan çalışmalısınız.

Anlamak

Sosyal Medya’yı doğru kullanabilmek çok iyi anlamanız gerekiyor. Kullandığınız hesapların geçerli ve doğrulanmış olması önemli. Sahte hesaplara karşı ekibinizin sürekli tetikte olması gerekir.

KrizKriz

Sosyal Medya’nın ışık hızında olduğunu tekrar hatırlatarak, olası yaşanacak krizlerde nasıl tepki verilebileceğine yönelik protokollerinin oluşturulması gerekmektedir. Sürekli raporları isteyerek değerlendirme yapın gidişat hakkında.

 Sosyal Medya’nın günümüzde siyasi liderler ve hükümetler üzerinde de ciddi bir baskı unsuru olmaya başladığını görmezden gelmek son derece hatalı bir yaklaşım olur.”

KISSADAN HİSSE | SOSYAL MEDYA KAMPANYALARI

Teknolojinin baş döndürücü gelişimi ile birlikte ortaya çıkan “Sosyal Medya” konsepti, her sektör ve ölçekteki kurum ve kişiler için gerçek anlamda fırsatlar sunuyor. Satışların arttırılması ve sürdürülebilir olmasında, akıllı geliştirilmiş kampanya stratejileri ile istenilen sonuçlara ulaşmak artık çok daha kolay. İşte bu nedenle aşağıda sizler için bir kampanya modelinde öne çıkan ve dikkat edilmesi gereken bazı adımları özet olarak dikkatinize sunduk:

Hikaye[ HİKAYE ]

Bazı kampanyalar anlık  ve dikkat çekici olabilir. Bizim tavsiyemiz ise, kampanyanın bir hikayesinin olmasıdır. Bugün mevcut yerel ve global uygulamalar bakıldığında, bir hikayesi olan kampanyalar daha dikkat çekici ve uzun soluklu olmaktadır. Bu, hedef kitlenin dikkatinin uzun süreli olarak sizde odaklanmasını sağlar.  Hikaye, aslında kampanyanın ruhudur.

İnceleyin: Firmanızın bir hikayesi olmalı

Zamanlama

[ ZAMANLAMA ]

Planlanan kampanyanın hangi dönem içerisinde gerçekleşeceğine çok dikkatli karar vermelisiniz. Doğru zamanda aktif olmayan kampanya hedefini şaşırabilir ve istenilen sonuçlara ulaşmayabilir. Aynı anda benzer bir kampanya olabilir, dolayısı ile hedef kitlenin algısında da bölünme yaşanabilir.

Süre[ SÜRE ]

Ulaşılacak hedef kitle ve sunulacak içerik ile doğru orantılı olarak kampanyanın kabul edilebilir süresinin de çok iyi hesaplanmasında fayda vardır. Gereğinden fazla uzun yada kısa olan süreçler, yine istenilen sonuçlara ulaşmada sorun yaratabilir.

 

Hedef[ HEDEF ]

Geliştirilen kampanya modelinin gerçekten hedef kitle ile uyum sağlayıp sağlamadığı kesinlikle önceden çok iyi analiz edilmelidir. Örneğin, bayanların yoğun olduğu bir mecrada herhalde erkek pantolonu satmaya kalkışmak  pek iyi bir fikir olmaz. Yada organik gıda severlerin bulunduğu bir grupta, organik olmayan bir ürünün tanıtımını yapmak yanlış olabilir.

İnanç[ KÜLTÜR ]

Eskiden olduğu gibi günümüzde de insanların farklı arayışları doğrultusunda farklı inanç anlayışları vardır. X bir kampanya modelinde, yine  en çok dikkat edilmesi gereken konuların başında gelir bu durum. A şehrinde uygulanmış bir modeli B şehrinde aynen uygulamak doğru olmaz. Kültürel farklılıklar nedeni ile; ister yerel ister global olsun, her kampanya uygulanacak lokasyona göre yeniden düşünülmeli yada revize edilerek uygun hale getirilmelidir.

Odaklanma[ ODAKLANMA ]

Kampanya eğer organik gıdalar üzerine ise, bu odağın dışına çıkmamak gerekir. Verilecek mesaj yalın ve net olmalıdır. Birden fazla anlam ve mesaj yüklenmiş kampanyalar, algıyı dağıtarak istenilen sonuçlara ulaşmada ciddi sıkıntı yaratabilir.

Ölçülebilir[ ÖLÇÜLEBİLİR ]

Kampanyanın başarılı olmasında en önemli etkenlerin başında, ölçülebilir olması gelir. “Ölçmek bilmek, bilmek ise yönetmektir” sözü, aslında bu konuyu çok iyi anlatmaktadır. Kampanya sonuç verilerini analiz edip değerlendirmek gerekir ki nerede eksik yada fazla varsa bunlar tespit edilerek bir sonraki kampanyanın hedeflerine ulaşması mümkün olur. Yoksa; kampanyayı yaptım mı? Yaptım, demek son derece yanlıştır.

İçerik[ İÇERİK ]

Kampanya içeriğinin son derece doğru ve sağlam olması gerekir. Verilmesi gereken mesaj ve ulaşılması gereken hedef ile örtüşmeyen içerikler her zaman için başarısızlık getirir.

 

Basit[ BASİT ]

Neredeyse , her yerde YARATICILIK konusunda sayısız yazılar çıkmakta ve eğitimler verilmektedir. Elbette yaratıcılık çok önemli ama öyle durumlar oluyor ki bazı yaratıcılıklar karmaşık hale gelmeye başlıyor. Doğal olarak hedef kitlenin kucağına konan kampanyayı da algılaması zorlaşıyor. Sanırım hiç kimsenin alışveriş esnasında matematik problemi çözmesine pek gerek yok.  Mesaj, ne kadar net olursa başarı o kadar kolay olur. Bu konuya şu açıdan da bakmak lazım; tüketici 1 gün ve/veya 1 hafta içerisinde o kadar çok reklama maruz kalıyor ki artık ne yapacağını şaşırmış durumda.


Mesaj[ MESAJ ]

Buradaki mesaj kavramı doğrudan, sizin ne kadar zamanda geri dönüş (ROI-Return Of Investment) beklediğiniz ile doğru orantılı. Anlık sonuçlar ve farkındalıklar bekliyorsanız eğer, mesajını kısa olmalı ve uygulanacağı mecrada TWITTER olmalıdır. Eğer daha uzun süreli olacak ise FACEBBOK ve diğer SM mecraları ile entegre bir yapıda planlanmalıdır. Buradan şu sonucu çıkarmak lazım. Kampanya ve ilgili mesajları, kesinlikle her mecra için farklı düşünülmeli ve tasarlanmalıdır. Çünkü, meşhur Sosyal Medya mecraları her ne kadar özellikleri ile bugün birbirine yaklaşıyor olasa da, çıkış noktaları farklıdır. Aynı zamanda üyelerde değişkenlikler göstermektedir.

Etkileyici[ ETKİLEYİCİ ]

Duygulara dokunmak: Planlanan kampanya, mutlaka marka ve hedef kitle arasında bir duygu bağlantısı sağlayacak şekilde düşünülmelidir. Bu bağlantıyı doğru şekilde tasarlanmış bir kampanyanın başarısı ve etkisi çok daha uzun süreli olur. Daha da önemlisi, hitap ettiğiniz kitleyi anladığınızı gösterir ki tüketicilerin günümüzde beklentileri de budur zaten. Bunun olmaması durumunda, bir sonraki kampanyanız için tüketicinizin İlgisini kaybetmiş olabilirsiniz.

Verimli[ VERİMLİ ]

Ticari kapsamda yapılan tüm kampanyaların, doğal olarak maddi anlamda bir getirisinin olması gerekir. Yapılan kampanya Facebook’taki sayfanızın beğeni sayısını arttırabilir ancak satışları arttırmıyorsa bu başarısız bir kampanyadır. Aynı şekilde; beğeni sayısı örneğin 10,000 olsun. Hemen akabinde kampanyanızı yayınlıyorsunuz ama en fazla 10 kişi beğeniyor ve diyelim ki bu 10 kişiden 3’ü satınalma yapıyor. Bu da başarısız bir kampanya uygulamasıdır.

Elbette bu konular hiçbir şekilde buradaki kadar basit değil. Burada sadece kilit olarak dikkat edilmesi gereken bazı başlıklar özetlenmiştir. Bunun gibi nice konular olup, konspetlerine göre ciddi detaylar barındırmaktadır. Dolayısı ile gri alanlarda gezmek yerine daha net çalışmalar yaparak doğru sonuçlara ulaşmakta fayda vardır.

Başarısızlığın, yeteri kadar ön analizlerin yapılmamasından kaynaklı olarak ortaya çıktığını unutmayınız…

HANGİ İÇERİK MODELLERİ, İŞİNİZDE EN İYİ GERİ DÖNÜŞÜ SAĞLAR?

Daha önce 5 Ocak 2012 tarihinde yayınlamış olduğumuz “SEO | 2013 YILINDA ÖNE ÇIKACAK KRİTERLER” isimli blog yazımızda içeriğin öneminden ve kurgulanma modellerinden detaylı olarak bahsetmiştik. Ancak, konu o kadar önemli ki burada bir kere daha konuya değinmeyi uygun gördük. Bu yazımızda, aynı zamanda eMarketer’ın da hazırlamış olduğu bazı son araştırma bilgileri yer almaktadır.

1-MecralarYandaki tabloya bakıldığında; hedef kitlenin ihtiyacına yönelik olarak hazırlanmış içerikler % 62.2 gibi ciddi önemli bir yer tutuyor. Hemen arkasından doğal olarak video seçeneği % 51,9 olarak yerini haklı olarak alıyor. Aradaki adımlar olmazsa olmazlar ama son zamanlarda yükselen trend olarak görülen infografikler ise % 27.9 ile yükselişte olduğu görülüyor. İnfografik nedir diye kısaca hatırlamak gerekirse: Fazla sayısal değer içeren bilgilerin, belli bir mantık akışı içerisinde görsel olarak hedef kitleye sunulmasıdır diyebiliriz kısaca. Her zaman için, görsel çalışmaların kişiler üzerinde daha kalıcı etkiler bıraktığını unutmamak gerekiyor.

Bu tabloya bakarak çıkması gereken sonuç kesinlikle tüm çalışmaların belli bir entegrasyon dahilinde birlikte (Etki ağırlıklarına ve sizin hedef kitlenize uyumlu olarak) yapılması gerektiğidir.

İçerik Önemli DağılımıYandaki bir diğer tabloda ise % 34.4’lük bir kesimin (1/3’ü) pazarlama stratejisinde içeriğin önemli olmadığını, ancak geri kalan 2/3’ünü temsil eden % 65.6’lik kesimin ise tam tersi çok önemli olduğunu ifade etmektedir.

Özet olarak baktığımızda; yatırımın geri dönüş süresi ve maliyetleri karşılama oranı konu olunca, değerli içeriklerin önemli derecede önde olduğu rahatlıkla görülebiliyor.

Halen pek çok işletme içerik konusunun ne önemini kavrayabilmiş durumda ne de tam olarak yeterli adım atmış durumda değil. Sadece olayın görsellik olmadığının farkına vararak, hedef kitlerine ve vizyonlarına uygun içerikleri üretmeleri ve paylaşmaları kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu alana yapılacak yatırımlar mutlak surette pozitif ve kısa süreçte kendilerine fayda olarak geri dönecektir.

 Kaynak: eMarketer

SOSYAL MEDYA’DA NELER PAYLAŞIYORUZ?

2012 yılı, Dijital teknolojiler ve Sosyal Medya açısından oldukça hızlı ve verimli geçti diyebiliriz. Yapılan araştırma sonuçlarına bakıldığında 2013 ve sonraki yıllarda da son derece dinamik gelişmeler olacak ve pek çok sektör sosyal medyada yer almaya başlayacak. Zaten var olanlar ise daha etkin roller üstlenmeye başlayacak. Sosyal Medya’da “neler paylaşılıyor” diye SocialBakers bir araştırma yapıyor. İşte bu araştırmanın özet sonuçlarını aşağıda sizler için, kendi yorum ve öngörülerimiz ile birlikte kısaca özetliyoruz:

Milyonlarca facebook profilinin detaylı incelenmesi sonucunda, markaların en çok görsel paylaşımında bulundukları ortaya çıkıyor. Görsel paylaşım oranın % 70 ile oldukça yüksek olduğu görülüyor. Sonuç itibari ile bakıldığında her zaman için görsellerin daha akılda kalıcı ve karşı tarafa mesajı daha hızlı/etkin ilettiği çıkan bu oran ile de kanıtlanmış oluyor. İnsanların bu zamanda daha az okuduğunu ama daha fazla izlemeyi tercih ettiğini zaten rahatlıkla görebiliyoruz. Hemen arkasından % 14 ile link paylaşımı, % 10 ile durum güncellemeleri ve % 6 ile video paylaşımı sıralanıyor. Ağutos 2012’de yapılan bu araştırmadan hemen 1-2 ay sonra ise görsel paylaşım oranının % 77’ye çıkarak, paylaşım türleri içerisinde dominant bir noktaya geldiğini görebiliyoruz.

Görsel paylaşım oranın % 70

Facebook’ta paylaşılan görsellerin ilgi çekme oranlarına bakıldığında % 93 gibi değer ortaya çıkıyor. Buradan, görsellerin viral bir etki yarattığı rahatlıkla anlaşılabilir.

İlgi çekme oranlarına bakıldığında % 93 gibi değer ortaya çıkıyor

Facebook kullanıcılarının “Like/beğen” düğmesine tıklamaları analiz edildiğinde ise aşağıdaki sonuç ortaya çıkıyor: 2009’da 4,5 sayfa, 2010’da 30 sayfa ve 2012’de ise 36.7 sayfaya ulaşılıyor. Görülüyor ki paylaşım ve beğenilerde hiç gerileme olmadan yükseliş devam ediyor.

Sayfa yöneticileri açısından olaya bakıldığında bir önceki paylaşımlarda 5 kat artış söz konusu. Burada en büyük etken, facebook’un promosyonlu paylaşımların rolü büyük.

Bir sayfadaki etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemli. Çünkü, yaptığınız çalışmaların işe yarayıp-yaramadığını bu oran ile görebiliyorsunuz. Paylaşımlarınızın ilgi çekmesi ise üreteceğiniz içeriklerin kalitesi ve ilgi çekiliciği ile orantılıdır. Aşağıdaki örnek tablodan bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Bir sayfadaki etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemliAsya ve Brezilya: Facebook’un en çok büyüme kaydettiği bölgeler.

Asya ve Brezilya: Facebook'un en çok büyüme kaydettiği bölgeler.

Facebook’a bağlanma konusunda en büyük gelişim mobil uygulamalarda görülüyor. Haziran 2012 sonunda ortaya çıkan 543 milyon aylık aktif kullanıcı sayısı, hemen 1-2 ay sonra 604 milyona çıkarak % 60,4’lük ciddi bir oranı yakalıyor. 2012’den sonra bulunduğumuz şu 2013 döneminin henüz ilk aylarındaki gelişmelere ve gelen haberlere bakılacak olursa, mobil bağlantılarda bu oranların biraz daha artacağına kesin gözle bakılabilir. Çünkü, akıllı telefon ve tablet pazarında ciddi gelişmeler ve satış rakamları ortaya çıkıyor.

Facebook’ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre, FMCG sektörünün ciddi bir etkinliğe sahip olduğu görülüyor. Benzer etkinliğe sahip diğer sektör ise sağlık.

Facebook'ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre

Facebook'ta 14 farklı sektör arasında yapılan araştırmaya göre

Markaların facebook üzerinde daha sosyal hale geldikleri son derece net.

Etkileşim oranlarının hesaplanması son derece önemli bir konu ama hesaplanan tek bir oran ile tam bir kanıya varmak doğru değil. Dolayısı ile aşağıda size Facebook + Twitter + Google+ sosyal medya mecraları için etkileşim oranlarının nasıl hesaplandığına dair formülleri veriyoruz:

Etkileşim oranlarının hesaplanması

ROE (Return of Engagement) =  ROI (Return of Investment) olarak adlandırabiliriz.

Kaynak: Socialbakers

TURİZM SEKTÖRÜ VE SOSYAL MEDYA | NEREDESİNİZ?

Ülkemizde Turizm sektörü bir zamanlar bacasız sanayi olarak tanımlanır ve ülkenin en önemli tanıtım ve gelir kaynaklarından gösterilirdi ki bu doğruydu. Çünkü, bir ülkenin global dünyada tanınmasında Turizm gerçekten büyük önem arz ediyor. Özellikle son yıllarda ülkemizde hayata geçirilen Turizm yatırımları sonucunda ciddi ilerlemeler kaydedildi. Ülkemizin bulunduğu konum ve sahip olduğu özelliklere bakıldığında bu alanda çok daha fazla yatırımın yapılması gerçeği kaçınılmazdır. Ancak, Turizm sektörü öyle bir sektör ki iyi yaptığınızda güzel ancak küçük eksiklik ya da hatada ise son derece negatif etkileri olan bir sektördür. Eskiden belki çok önemli değildi ancak teknoloji ve sosyal medyanın yükselişi ile birlikte artık her türlü iyi ya da kötü referans anında yüzbinlerce kişiye ulaşabiliyor. İşte tam bu noktada, Turizm sektöründe yer alan her kurum için Sosyal Medya çok daha önemli bir noktaya geliyor.

OtellerTurizm sektöründe yer alan kurumlar kısa bir süre öncesine kadar sosyal Medya’nın etkileri konusunda çok fazla bilgi sahibi değildi. Aslına bakılırsa durum halen böyle denilebilir. Çünkü, Sosyal Medya mecralarında birkaç hesap açarak bu kanallardan belli mesajları yayınlamak ne yazık ki yetersiz. Ciddi anlamda kurumsal bir strateji geliştirilmeli ve doğrultuda çaba gösterilmelidir. Özellikle yurtdışı kanallara bakıldığında, bazı oteller bunun farkına vardı ve bu doğrultuda özel çalışmalar başlattılar.

Örnek:

Lüks oteller zinciri Four Seasons Ocak 2012’de internet sitesini yeniledi. Sitenin yeni yapısında TripAdvisor, Facebook ve Twitterda Four Seasons otelleri hakkında yapılan yorumlara son derece görünür bir şekilde yer verilirken, kullanıcılar linklere tıklayarak site dışındaki bu içeriklere anında ulaşabiliyor. (Lüks markaların internet sitelerinde nadir görülen bir uygulama)

Kaynak: TRANSPARENCY TRIUMPH | “ŞEFFAFLIĞIN ZAFERİ”

“Tatil” demek, genel anlamı itibari ile yorgun geçen bir dönem sonrasında insanların dinlenme ihtiyacının karşılanması olarak tanımlanabilir. Ancak; insanlar temelde dinlenmek istese de, bunun yanında kaliteli yeme-içme, eğlenme ve farklı aktiviteleri de aynı anda isteyebiliyor. Görüldüğü üzere farklı ülkelerden gelen insanların farklı seçenekleri ile birleştiğinde, ortaya ciddi anlamda kontrol edilmesi gereken bir veri büyüklüğü ortaya çıkıyor. Nereden geldi, otele nasıl ulaştı, nereden referans aldı gibi bilgilerin edinilmesi artık internet ortamındaki Sosyal Medya mecraları üzerinden yapılmaya başlandı. Bunları kaliteli takibi ve sonrasında fayda çevrilerek sürdürülebilir başarının sağlanması, yukarıda da değindiğimiz üzere iyi bir SM Stratejisi ve S-CRM takibi ile mümkün olabilir.

Peki; bu durumda ne yapılmalı ve oteller nelere dikkate etmeli?

Öncelikle durum analizi yapalım ve aktif seyahat edenlerin davranış şekillerine yönelik aşağıdaki birkaç veriyi görelim:

Turizm Sektörü

  • Otel arayanların % 22’si mobil cihazlar üzerinden bu aramaları (Yer, yorum, rezervasyon…) yapıyor.
  • Seyahat edenlerin % 81’i yorum bırakıyor. (Bunun % 47’si erkek ve % 53’ü ise kadın.)
  • % 45’i 35 -49 yaş aralığında / % 30’u 25 -34 yaş aralığında / % 22’si 54 – 64 yaş aralığında.
  • % 12’si seyahat ile ilgili mobil uygulamayı internetten indiriyor.
  • Seyahat edenlerin % 47’si mobil cihaza sahip.
  • Akıllı telefon sahibi olanların %75’i, havaalanlarındaki Wi-Fi bağlantıları kullanıyor.

Hedefler ve Sonuçlar

  • Sosyal Medya’da olumlu ve olumsuz tüm yorumlar çok dikkatli takip edilmeli.
  • Sadece izlemek yetmiyor, etkileşime geçmeli ve karşılaşılan sorunlar sıcak temas ile çözülmeli.
  • Web sayfası ve Sosyal Medya mecralarında, ilgi gören ve paylaşma isteği uyandıran içerikler üretilmeli.
  • Olumlu yorumlar kadar olumsuz yorumlarda mutlaka yayınlanmalı.
  • Etkileşimler çok hızlı ve sonuca yönelik olmalı.
  • Proaktif olmalı, daha sorunlar oluşmadan tedbir alınmalı.
  • Tüm mecralarda aynı değil, konsepte uygun farklı içerikler üretilmeli ve yayınlanmalı.
  • Web sayfası ve Sosyal Medya’da yer alınan mecralardaki görsellik önemli. İlgici çekici tasarımlar oluşturulmalı, gelişen konulara göre zaman zaman mutlaka değiştirilmelidir.
  • Durağan içeriklerin yanında, hareketli içerikler tasarlanmalı ve kullanılmalı.
  • Görsellikler, mutlaka videolar ve benzeri materyaller ile desteklenmelidir.
  • Web sayfanızın dışında, mutlaka mobil sayfa uygulamalarınız olmalı ve içerikleri buna göre geliştirilmelidir.
  • İlginç yarışmalar düzenlenmeli, katılımcıların yorumları yanında sonraki uygulamalar için görüşleri alınarak katılımcı olmaları sağlanmalıdır.

Evet; Sosyal Medya’da yer almanın bir zorunluluk değil ihtiyaç olduğunun bilincinde olmalıyız. Bu ihtiyaçların fayda dönüşebilmesi içinde, Sosyal Medya stratejilerinin kısa dönemli değil uzun dönemli olması gerektiğini de asla unutmamalıyız. Sürekli ilgiyi üzerinizde tutabilmek için, geliştirilen strateji dahilinde ki etkinliklerin sürekli olması kaçınılmaz bir gerçektir.

Kaynak: Onbile | Olery | Mydestination